Rızvanoğlu, söz konusu projenin tarım arazileri, kırsal yerleşimler ve su kaynakları açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi sundu.
Rızvanoğlu, Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, “Yarma Yöntemi ile Pomza Arama Projesi”nin planlandığı alanın resmi planlarda tarım arazisi olarak geçtiğine dikkat çekti. Buna rağmen bölgede madencilik faaliyetlerine izin verilmesinin hukuki dayanağının açıklanması gerektiğini vurguladı.
“Köylerin hemen yanında, üretimin ortasında”
Proje sahasının yalnızca bir arama alanı olmadığını, aynı zamanda aktif tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin sürdüğü bir bölgeyi kapsadığını belirten Rızvanoğlu, Şenyayla, Çevirmehan, Güllüali ve Pazarbelen köylerinin doğrudan etki alanında kaldığını ifade etti. Bölgedeki bazı parsellerin özel mülkiyete konu olduğunu da hatırlatan Rızvanoğlu, bu durumun mülkiyet hakları açısından da soru işaretleri doğurduğunu söyledi.
Yerleşim alanlarına mesafe konusunda çelişkiler bulunduğunu dile getiren Rızvanoğlu, proje dosyasında en yakın konutun 178 metre uzaklıkta gösterildiğini, ancak bilirkişi raporlarında bu mesafenin yaklaşık 90 metre olarak tespit edildiğini aktardı. Bu farkın, faaliyetlerin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği konusunda ciddi kuşkular yarattığını belirtti.
“Kültürel miras göz ardı ediliyor”
Rızvanoğlu, proje sahasının yalnızca tarımsal değil aynı zamanda kültürel açıdan da hassas bir bölgede bulunduğunu ifade etti. Kültür envanterinde yer alan Meryem Ana Şapeli kalıntıları ile Hocasöğüdü Sırtı gibi varlıkların proje tanıtım dosyasında yeterince ele alınmadığını kaydetti. Bu durumun, kültürel mirasın korunması açısından önemli bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Yeşilırmak Havzası uyarısı
Projenin Yeşilırmak Havzası içerisinde yer aldığına dikkat çeken Rızvanoğlu, bölgedeki dere ve su kaynaklarının hem tarımsal üretim hem de kırsal yaşam için hayati önemde olduğunu söyledi. Madencilik faaliyetlerinin yerüstü ve yeraltı su kaynakları üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak incelenmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca projenin Kösedağ eteklerinde planlandığını hatırlatan Rızvanoğlu, bu bölgenin hem tarihsel hem de ekolojik açıdan değerli bir alan olduğunu ifade etti. Bölgedeki biyolojik çeşitliliğin zarar görme ihtimaline karşı kapsamlı analiz yapılması çağrısında bulundu.
“Geniş ruhsat alanı endişe yaratıyor”
Ruhsat alanının 1.290 hektardan fazla olduğuna işaret eden Rızvanoğlu, arama faaliyetinin ilerleyen süreçte işletme aşamasına geçmesi halinde çok daha geniş çaplı çevresel ve sosyo-ekonomik etkiler doğabileceğini dile getirdi.
13 maddelik soru önergesi
Rızvanoğlu’nun Bakan Kurum’a yönelttiği 13 soruluk önergede; “ÇED Gerekli Değildir” kararının dayanakları, tarım arazisinde madenciliğe izin verilmesinin hukuki zemini, su kaynakları üzerindeki etkiler, yerleşim yerlerine yakınlık, çevresel riskler, kültürel varlıkların korunması ve biyolojik çeşitlilik gibi başlıklar yer aldı.
CHP’li Rızvanoğlu, söz konusu projenin tüm yönleriyle şeffaf biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve olası risklere karşı önlem alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.




