Canım Kadın,
Bir çocuk, en çok güvende hissetmesi gereken yerde incinirse, büyüdüğünde bile o incinmenin izlerini taşıyabilir. Bazen sürekli kendini kanıtlamaya çalışır, bazen hata yapmaktan korkar, bazen de sevilmek için herkesi memnun etmesi gerektiğine inanır. Çünkü çocukken öğrendiği şey, zamanla kendisiyle ilgili bir inanca dönüşebilir: “Olduğum hâlimle yeterli değilim.”
Bir ebeveynin kendi duygularını yönetememesi, öfkesini çocuğuna yöneltmesi, onu küçümsemesi ya da sevgisini başarıya ve itaate bağlaması, çocuğun kendilik algısını etkileyebilir. Çocuk, yaşadığı davranışların nedenini anlamlandıramadığında suçu kendinde arayabilir. Yıllar sonra yetişkin olduğunda bile eleştirilmekten aşırı korkabilir, sınır koyarken suçluluk duyabilir ya da kendisine iyi davranmayan insanların sevgisini kazanmak için fazladan çaba gösterebilir.
Peki, bütün bunlar değiştirilemez mi?
Geçmişi değiştiremeyiz ama geçmişten öğrendiğimiz bazı düşünce ve davranışları yeniden değerlendirebiliriz. Bunun ilk adımı, yaşananları inkâr etmeden kendimize şu soruyu sorabilmektir: “Bugün beni zorlayan bu davranışı ne zaman, nasıl öğrenmiş olabilirim?”
Bu sorunun amacı bütün sorunlarımız için ebeveynlerimizi suçlamak değildir. Ebeveynlerimiz de kendi çocukluklarından, öğrendikleri davranışlardan ve yaşadıkları zorluklardan etkilenmiş olabilirler. Ancak onların yaralarını anlamak, bize verdikleri zararı yok saymamızı gerektirmez. Bir insanın neden incittiğini anlamakla, incinmenin sorumluluğunu üstlenmek birbirinden farklıdır.
Canım Kadın, çocukken alamadığın sevgiyi bugün kendine vermeyi öğrenebilirsin. Hata yaptığında kendini aşağılamak yerine anlayış gösterebilir, istemediğin bir şeye hayır dediğinde suçluluk duymak yerine sınırlarının hakkını verebilir, başarılarını küçümsemek yerine emeğini takdir edebilirsin. Kendine şefkat göstermek, geçmişte yaşananları onaylamak değil; bugün kendine başka türlü davranmayı seçmektir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: İÇİNDEKİ ÇOCUĞU DUY
Sessiz bir ortamda kendine birkaç dakika ayır. Çocukluğunu düşün ve şu soruları bir kâğıda yaz:
- Çocukken en çok neye ihtiyaç duyuyordum: anlaşılmaya mı, güvene mi, sevgiye mi, takdir edilmeye mi?
- Bugün hangi durumlarda o eski eksikliği yeniden yaşıyor gibi hissediyorum?
- O ihtiyacımı karşılamak için bugün kendime nasıl destek olabilirim?
Ardından çocukken duymaya ihtiyaç duyduğun bir cümleyi kendine söyle. Örneğin: “Hata yapabilirsin, yine de değerlisin. Duyguların önemli. Herkesi memnun etmek zorunda değilsin.”
Bu cümleleri söylemek geçmişi bir anda iyileştirmez. Ancak kendinle kurduğun dili fark etmek ve değiştirmeye başlamak için bir adım olabilir. Geçmişin etkileri çok yoğun hissediliyorsa psikolojik destek almak da bu süreci daha güvenli biçimde yürütmene yardımcı olabilir.
Canım Kadın, iyileşmek geçmişini unutmak ya da aileni affetmeye kendini zorlamak değildir. Bazen anlamak, bazen mesafe koymak, bazen yasını tutmak, bazen de kendine yeni bir yol çizmek demektir.
Çocukken sana nasıl davranıldığını seçememiş olabilirsin ama bugün kendine nasıl davranacağını öğrenebilirsin. Başkalarının sana öğrettiği değersizlik duygusunu ömür boyu taşımak zorunda değilsin. Sen yalnızca birilerinin çocuğu değil, kendi ihtiyaçları, duyguları ve hayalleri olan bir kadınsın. Kendini duymayı, korumayı ve önemsemeyi öğrenmek için geç kalmış değilsin.
Bugün kendine biraz daha şefkat göster. Çünkü geçmişte eksik kalan ne varsa, bugün kendinle kurduğun ilişkide yeniden ele alabilirsin.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun, kendine daha şefkatli davranmayı hatırlamaya ihtiyacı vardır.