Komedyen Deniz Göktaş, sosyal medyada yayımlanan “Ölü Deniz” adlı gösterisindeki ifadeler nedeniyle 28 Eylül 2026’da İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Göktaş hakkında iki ayrı suçtan hapis cezası verirken “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından beraatına ve hükümle birlikte tahliyesine karar verdi.
Duruşma, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin salon kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda görüldü. Göktaş, yaklaşık 88 günlük tutukluluğun ardından ilk kez hakim karşısına çıktı.
Göktaş’ın savunmasında Kılıçdaroğlu görüşmesi
Deniz Göktaş, mahkemede yaptığı savunmada gösterisine yönelik sürecin organize bir linç kampanyasına dönüştüğünü savundu.
Turnesinin ardından yurt dışındaki arkadaşlarını ziyaret ettiğini belirten Göktaş, rutin seyahatlerinin basında “yurt dışına kaçtı” şeklinde haberleştirildiğini söyledi.
Göktaş, gözaltına alınmasının ardından Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini ve savcılık sorgusundan sonra hakimliğe çıkarılmayı beklerken kendisine ve avukatlarına Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek isteyip istemediğinin sorulduğunu anlattı.
Görüşmek istemediğini söylediğini belirten Göktaş, buna rağmen adliye koridorunda bir komiserin yönlendirmesiyle Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü savundu.
Göktaş ayrıca iddianamenin hazırlanmasının 64 gün sürdüğünü ve farklı suçlamalar nedeniyle tutukluluk sürecinin devam ettiğini belirterek, bu süreçle ilgili değerlendirmelerini mahkemede aktardı.
Mizah ve hiciv vurgusu yaptı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı ifadelerin siyasi eleştiri ve hiciv kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunan Göktaş, “diktatör” benzetmesinin siyasi tartışmalarda kullanılan bir niteleme olduğunu söyledi.
Göktaş, gösterisindeki “terapi” ifadesinin de herhangi bir kişi hakkında psikolojik rahatsızlık bulunduğunu ileri sürmek amacı taşımadığını belirtti.

Mizah ve hicvin de kültürel değerler arasında bulunduğunu savunan Göktaş, bir şakadan rahatsız olan kişilerin gösteriyi izlememe ve komedyeni eleştirme hakkı bulunduğunu ifade etti.
Göktaş, sözlerinde insanları kin ve düşmanlığa tahrik eden bir unsur bulunmadığını düşündüğünü ve dini değerleri aşağılama amacı taşımadığını savundu.
İddianamedeki alıntılara itiraz etti
Göktaş, savunmasında iddianamede yer alan bazı ifadelerin gösterinin bağlamından koparılarak aktarıldığını ileri sürdü.
“Oruç tutan canlı bomba” ifadesinin yer aldığı bölümde “oruç tutan otobüs şoförü” sözünün de bulunduğunu belirten Göktaş, bu bölümün iddianamede eksik aktarıldığını savundu.
“Dördüncü kitap” şakasıyla ilgili değerlendirmelere de değinen Göktaş, kullandığı “yazar” sözcüğünü olumsuz, alaycı veya aşağılayıcı anlamda kullanmadığını söyledi.
Göktaş, sözlerinin hatalı veya alışılmadık bulunabileceğini ancak bunların saygısızlık ve aşağılama düzeyine ulaştığını düşünmediğini ifade etti.
Savcı tahliye talep etti
Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında Deniz Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, basın ve yayın yoluyla “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarından cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini talep etti.
Mahkeme kararını açıkladı
Mahkeme, Deniz Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasına hükmetti.
Göktaş’a ikinci suç kapsamında 7 ay 15 gün hapis cezası verilirken, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından beraat kararı verildi. Mahkeme, hükümle birlikte Göktaş’ın tahliyesine karar verdi.




