Depersonalizasyon bozukluğu, kişilerin kendilerine ve çevrelerine yabancılaşmalarına, bedenlerini ve dünyayı gerçek dışı hissetmelerine yol açan bir durum. Kişi, adeta bir sis perdesi arkasında ya da iki boyutlu bir dünyada yaşıyormuş gibi hisseder. Bu durum her 100 kişiden birini etkileyebiliyor, ancak tanısı konması zor bir bozukluk olarak biliniyor.

Sarah’ın hikayesi

Oyuncu Sarah, yetişkin yaşamının büyük bir kısmını bu bozuklukla geçirenlerden biri. "Ailemi sevdiğimi biliyordum ama bunu normal bir şekilde hissetmiyordum" diyerek, duygusal olarak hissizleştiğini anlatıyor. Sarah, bu bozukluğun etkilerini yaşamının farklı dönemlerinde, özellikle stresli ve travmatik anlarda daha yoğun hissettiğini belirtiyor. Evini bir film seti, eşyalarını ise dekor gibi görmeye başlamış.

Gerçeklikten kopuş

Depersonalizasyon bozukluğu yaşayan kişiler, dünyayı düzlemiş ve iki boyutlu gibi görürler. Kendi bedenlerine yabancılaşır, hatta uzuvlarını kendilerine ait hissetmezler. Sarah bu deneyimi, elindeki kitabı okurken ellerinin bir çizim gibi görünmesiyle yaşadığını anlatıyor.

2017 öncesinde yapılan araştırmalar, her 100 kişiden birinin depersonalizasyon bozukluğu yaşadığını gösteriyor. Buna rağmen teşhis konulması oldukça zor ve tedaviye erişim sınırlı.

Kanser tedavisinde "umut tacirlerine" dikkat uyarısı
Kanser tedavisinde "umut tacirlerine" dikkat uyarısı
İçeriği Görüntüle

Tedaviye erişim sorunları

Sarah, panik ataklar yaşadığı bir dönemde Londra’daki bir kliniğe başvurduğunu söylüyor. Bu klinik, 18 yaş üstü hastaları kabul ediyor, ancak depersonalizasyon bozukluğu genellikle ergenlik çağında başlıyor. Klinik başkanı Dr. Elaine Hunter, bu yaştaki hastalara hizmet sunamamaktan endişe duyduğunu belirtiyor. Erken yaşta başlayan vakaların tedavisinin de geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bir yöntem: Bilişsel davranışçı terapi

Dr. Hunter, hastalarına bilişsel davranışçı terapi uygulayarak olumlu sonuçlar elde ediyor. Hastalığı 13 yaşında başlayan ve günde 10’dan fazla panik atak yaşayan bir hasta, terapi sayesinde iyileşme belirtileri göstermiş. Tedavi gören Sarah Ashley, başlarda kendi bedenini tanıyamadığını, aynaya baktığında ise başkasının yüzünü gördüğünü hissettiğini söylüyor. Ancak tedavi sonrasında ruh sağlığında büyük bir düzelme yaşadığını belirtiyor.

Depersonalizasyon bozukluğu, hastalar tarafından genellikle internet üzerinden araştırılarak teşhis edilmeye çalışılıyor. Dr. Hunter, bu konuda daha fazla sağlık uzmanının eğitim alması gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: BBC