İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen partisinin grup toplantısında fon krizi, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının talepleri, ekonomi politikaları ve Türkiye’nin Avrupa pazarıyla ilişkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, fon krizine ilişkin değerlendirmelerinde iktidarı eleştirirken staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerinin karşılanması çağrısı yaptı.

Konuşmasında ekonomi bürokrasisindeki görev değişikliklerini ve enflasyonu da gündeme getiren Dervişoğlu, Türkiye’nin üretim odaklı bir ekonomi ve yönetim reformuna ihtiyaç duyduğunu savundu. Grup toplantısına staj ve çıraklık sigortası mağduru olduğunu belirten vatandaşlar da katıldı.

Dervişoğlu’ndan fon krizi açıklaması

Fon krizine ilişkin konuşan Dervişoğlu, yaşananların münferit bir piyasa vakası olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Konunun yalnızca kişilerin ne kadar para aldığıyla sınırlı olmadığını belirten Dervişoğlu, kamu gözetimi, sorumluluk ve hesap verebilirlik konularının araştırılması gerektiğini söyledi.

Ekonomi bürokrasisindeki gelişmelere de değinen Dervişoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı’nın sağlık gerekçesiyle istifasını sunduğunu, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı’nın emeklilik dilekçesi verdiğini ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı’nın görevden alındığını ifade etti.

Dervişoğlu, bu gelişmeleri değerlendirirken ekonomi bürokrasisindeki üç kritik görevde yaşanan değişikliklere dikkat çekti ve süreçte sorumluluğu bulunan kişilerin hesap vermesi gerektiğini savundu.

“Milleti soydukları fonun ardından tövbe fonu kurdular”

Fon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan 17 kişinin haksız kazançla elde ettikleri belirtilen paraları iade ettiğine ilişkin haberleri değerlendiren Dervişoğlu, ilgili kanun hükümlerine atıfta bulundu. İade edilen tutarın iki katı olması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, paranın geri verilmesiyle sorumluluğun ortadan kalkmaması gerektiğini savundu.

Dervişoğlu, “Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular” ifadesini kullanarak sürece yönelik eleştirilerini sürdürdü. İktidarın sorumluluğunu da gündeme getiren Dervişoğlu, konuşmasının devamında vatandaşlara seslenerek, “Aziz milletim uyanık olun, bunlar yarın bir gün cennetten arsa satmaya bile kalkar” dedi.

Staj ve çıraklık sigortası mağdurlarını gündeme getirdi

Dervişoğlu, grup toplantısında staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerine de yer verdi. Elindeki staj kartını gösteren Dervişoğlu, belgenin devletin sosyal güvenlik kurumu tarafından düzenlendiğini belirterek staj ve çıraklık başlangıcının sigorta başlangıcı sayılması talebini anlattı.

Devlette devamlılık ilkesine dikkat çeken Dervişoğlu, resmî belgelerin ve devletin vatandaşlara verdiği kayıtların arkasında durulması gerektiğini söyledi. Konunun yalnızca prim günü ve emeklilik hesabıyla sınırlı olmadığını savunan Dervişoğlu, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin de önem taşıdığını ifade etti.

İktidarın bazı konulardaki yaklaşımını eleştiren Dervişoğlu, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarına yönelik taleplerin siyasi bir mesele gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Staj mağdurları da mı muhaliftir? Onlar da mı siyasidir?” diye sordu.

“Ekonominin alt lige düşmesi zam demektir”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde fon krizinin etkilerinin daha geniş bir alana yayılabileceğini savunan Dervişoğlu, yatırımcıların ve sanayicilerin hukuka ve kurallara güven duymasının önemini vurguladı.

AYM, Yenilik Partisi'nin Yeni Parti itirazını reddetti
AYM, Yenilik Partisi'nin Yeni Parti itirazını reddetti
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa kategorisinden çıkarılması ihtimaline ve MSCI değerlendirmelerine değinen Dervişoğlu, böyle bir durumun yabancı yatırımcıların çekilmesi, finansman ve kredi olanaklarının zorlaşması, üretimin azalması ve ithalata bağımlılığın artması gibi sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.

Dervişoğlu, ekonomik sorunların çözümü için köklü bir zihniyet ve yönetim reformuna ihtiyaç olduğunu belirterek yapay zekâ ve robot teknolojilerindeki gelişmelere de dikkat çekti.

Enflasyon ve üretim ekonomisi eleştirisi

İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Dervişoğlu, üretim ekonomisi ile yağma ekonomisi arasında ayrım yaptı. Ekonomik büyümenin vatandaşın refahına yansıması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, Türkiye’de üretim yerine rantın ve faiz gelirlerinin öne çıktığını savundu.

Enflasyonun nedenlerine ilişkin değerlendirmelerinde gelir ve servet dağılımına dikkat çeken Dervişoğlu, vatandaşların konut, eğitim ve otomobil gibi temel ihtiyaçlar karşısında yaşadığı ekonomik zorluklarla yüksek gelir gruplarının tüketim olanaklarını karşılaştırdı.

İYİ Parti’nin tarımda, sanayide ve ticarette “bereket ekonomisi” yaklaşımını savunduğunu belirten Dervişoğlu, sermayenin üretime, bilginin teknolojiye, teknolojinin ihracata ve emeğin refaha yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa pazarı ve Gümrük Birliği mesajı

Dervişoğlu, konuşmasında Avrupa’nın üretimi korumaya yönelik politikalarını ve “Made in Europe” yaklaşımını da değerlendirdi. Türkiye’nin Avrupa’daki üretim ve tedarik zincirlerinin dışında kalmaması gerektiğini savunan Dervişoğlu, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize sorunlarının çözülmesi konularını gündeme getirdi.

Türkiye’nin yıllık 40 milyar doları aşan otomotiv ihracatının yüzde 73’ünün Avrupa pazarına yöneldiğini söyleyen Dervişoğlu, Avrupa ile ekonomik ilişkilerin Türkiye’deki otomotiv işçileri, mühendisler ve yan sanayi üreticileri açısından önem taşıdığını belirtti.

Avrupa’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin de Avrupa pazarına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Dervişoğlu, alternatif pazarların mevcut ticari ilişkilerin yerini dolduramayacağını savundu. Gümrük Birliği’nin güncellenememesini ve sanayicilerin geleceğe yönelik belirsizliklerini eleştiren Dervişoğlu, hükümete ekonomi diplomasisi konusunda sorular yöneltti.

Kaynak: Haber Merkezi