Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, Ege TV'de yayımlanan "Meltem Onay ile Tarım ve Hayvancılık Vizyonu" programında önemli açıklamalarda bulundu.

Türk çiftçisinin zor durumda olduğunu dile getiren Başkan Cem Yalvaç, “Salihli Ovası’nda çiftçilerin en çok kullandığı kelime ‘Üreterek batıyoruz’ Artık tarlaya giderken bizler az mazot gitsin diye tarlaya giden en yakın yolu kötü de olsa kullanıyoruz. Koskoca dünyada pandemi en çok sağlık emekçilerini ve çiftçileri etkiledi. Türk çiftçisi cumartesi Pazar dinlemedi. Hasta olurum diye korkmadı. İşte tüm bunların bir ahde vefası olması gerekir” dedi.
Tarım politikalarından bahseden Başkan Yalvaç, “Bu yazın başından beri arpa ve buğdaydan başlayıp arkasından karpuz, kavun, salçalık biber ve domates derken zeytine ve pamuğa geldik. Fakat hiçbir ürün para yapmadı. 85-90 dönüm kavunu bedava halka dağıttık. 100 dönümlük salçalık biberini bedava halka dağıtan bir sezon geçirdik. Ekonomide arz talep meselesi var. Eğer malımız az, talep çok ise para yapar. Ama maalesef burada ana fikir Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uyguladığı yanlış politikalar. Çiftçinin başında olan iki tane kurum var. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olan ilçe tarım müdürlükleri ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne bağlı olan bizler. Biz entegre halde çiftçiyi düşünerek hareket edersek, çiftçinin ayağına giderek tek tek anlatırsak ve Bakanlıkta bize ihracatçılardan, fabrikacılardan almış olduğu verileri vererek ayırmış olduğu dekarı söylerse bende çiftçime rahat rahat bilgi verebilmeliyim” diye konuştu.

Kapalı devre sulama sistemlerinin önemine değinen Cem Yalvaç, “2014 yılında dönemin Valisi tarafından Demirköprü Barajı’ndan Menemen’e kadar 1 milyon 300 bin dekar tarımsal alanımız sulanıyor. İklim değişikliği, kuraklığın fazla olması, eskisi gibi kar yağmaması gibi sebeplerden dolayı maalesef Demirköprü Barajı’nda da sularımız çekilmeye başladı. Bundan iki hafta önce Manisa’ya atanan sayın Valimizle bir tarım arazisindeki bağ bozumu etkinliğine geldiğinde orada ayaküstü konuştuk. Kapalı devre sulama sistemi olması gerekiyor çok acil bir şekilde. Buna geçtiğimiz zaman belki binde bir sulama bile bize yetecek. Bizler çiftçi olarak devletimize dekar aşına az da olsa katkıda bulunmak isteriz” açıklamasında bulundu.
Tüm ürünler etkileniyor
Gölmarmara Gölü'nün korunması için verdikleri mücadeleyi anlatan Yalvaç, “Gölmarmara Gölü için çok uğraştık. Ekolojik denge için nem için kurumaması gerekiyor. En önemlisi de Manyas’tan sonra 450-500 tane kuş cenneti sayılan bir yer olması gerekiyor. 250-300 tane balıkçımızın orda işsiz kalmaması gerekiyor diye feryatta bulunduk Hatta bunun projesini de yaptık. Bozdağ’dan akan 7-8 tane çayımız var. Bunların Ahmetli’ye aktıktan sonra kendi kanalıyla beraber suyun oraya akıtılması gerekiyor. Burası yaklaşık 100 bin dekarlık bir alan. Saruhanlı, Turgutlu, Ahmetli, Gölmarmara derken 50-60 tane köyün ürettiği bütün ürünleri etkiliyor” dedi.
Süt hayvancılığı konusuna da değinen Cem Yalvaç, “Türkiye’de Ulusal Süt Konseyi diye bir şey var. Buradaki kişilerin dudaklarının arasında olan bir fiyat politikası var. Maliyet hesaplaması yapılması gerekiyor. Bu konseydekileri sahada hiç görmedik. Alınacak en doğru kararlar sahada alınmalıdır. Süt hayvancılığını artırmaktan ziyade elde olanın değerini çoğaltmak önemli. Bana kalırsa şu an en kötü 22 liradan çiğ süt alınması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.




