BURCU YANAR/ÖZEL HABER
“Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara… Hayatından memnun olan yok” diyor Can Yücel. Ben de sizler için Ege’nin sevilen yerlerini ziyaret ettim. İşte aklımda kalan gezi notlarım…
Dalgalar, Ege’nin sakin sularında bir yaz güneşi sıcaklığında ayaklarınıza vururken anlıyorsunuz şehirde yaşamanın ne kadar ürkütücü olduğunu. Taş evlerin arasında kaybolan dar sokaklar, zamanın unuttuğu bir masalı rengarenk çiçekler içinde aktarıyor içiniz. Kendinizi unutulmuş bir masalın içinde zannederken Knidos’un antik yankıları geçmişin hikayelerini tozlu raflarından yeniden çıkartıyor sanki. Dağlar arasından uzun ince yollardan ilerlerken düşünmek için epey vaktiniz olduğunu da unutmayın.
Marmaris’in renkli limanı, yatların huzur bulduğu bir sığınak gibidir. O yatları izlerken ‘keşke içinde ben de olsam’ hissi içinize yerleşir. Sıcak rüzgarlar saçlarınızı savururken Marmaris’te bir sahil kenarında dondurmanızı yerken bulursunuz kendinizi. Bir yanda yurt dışından binlerce kilometre ötelerden gelen turistlerle arkadaş olurken bir yandan bölge sakinlerinden gelen sıcak bir ‘Merhaba’ ile kendinizi koyu bir sohbetin içinde bulabilirsiniz.
Meşhur Kız Kumu hikayesi
Ve dünyaca ünlü efsanevi Kız Kumu Plajı… suyunun ılıklığı beni oldukça mutlu etse de içerisinde çok fazla taş bulunduğundan dolayı yürümek oldukça zor. Ancak kristal berraklığındaki suyun dinginliğinde ilerlerken olurda gözlerinizi bir an olsun kapatırsanız zamanın durduğunu hissedebilirsiniz ve bu tatlı yolculuğun bitişinde Kız Kumu heykeline merhaba diyebilirsiniz. Buranın bir hikayesi var.
“Efsaneye göre, eski zamanlarda bir kralın kızı, fakir balıkçıya aşık olur. Ancak kral, kızını balıkçıya vermez. Kralın kızı, balıkçı sevgilisiyle gizli gizli buluşur. Birileri, kızının balıkçıyla buluştuğunu “balıkçı denizden geliyor, kızınız kumsalda onu bekliyor, ışıkla yerini işaret ediyor. Delikanlı da ışığa geliyor ve kızınız ile delikanlı gün ağarana kadar aşk oyunlarına dalıyor.” sözleriyle krala anlatır. Bunları duyan kral çok öfkelenir. Bir gece kızını kumsalda yakalayan kral, askerlerine de ışıkla balıkçıya işaret vermelerini emretmiş. Delikanlı ışığı görünce atlamış kayığına, kumsala doğru kürek çekmeye başlamış. Derken kız, askerlerin elinden kurtulmuş ve sevgilisini kurtarmak için koşmaya başlamış. Ama sevgilisinin kayığına varması imkansızmış. Atmış kendini sulara ve o anda bir mucize gerçekleşmiş: Kızın adım attığı her yer kuma dönüşürken, peşinden koşan askerler, denize gömülmüş. Kız kayığa kadar koşmuş ancak iki sevgili tam kavuşacakken bir okçu, delikanlıyı hedefleyip sallamış okunu. Ok gelip delikanlıya sarılan kızı bulmuş. Kızın bastığı yerde ortaya çıkan kumlar, kan suya karışınca kırmızıya boyanmış. Delikanlı ise almış yaralı sevgilisini gitmiş. Bir daha da kendilerinden haber alınamamış.”
Datça Rüzgarı…
Datça’da rengarenk çiçekler arasında meşhur bademli gazozunuzu yudumlarken gözlerinizi kapatıp etrafı dinleyin. Yavru kedi sesleri ve etraftaki insanların gülüşmeleri size terapi gibi gelecek. Datça’nın her köşesi şiir gibi ve gerçekten de bilindiği üzere Şair Can Yücel’in şiirleriyle dolu. Yaşamının son yıllarında Muğla’nın Datça ilçesine yerleşen Can yücel, burada toprağa verilmiştir. Evi de burada bulunan Can Yücel’in evinde yaşayanlar bulunduğu için ne yazık ki içeri girmek yasak ancak kapısında anı olarak şiirleri asılı bulunuyor. Tüm bu anlattıklarım eski Datça’nın büyüsü ancak Datça merkeze geldiğinizde işler biraz değişiyor. Denize girmek ve eşsiz mavilikteki sularla birleşmek isterseniz kişi başı bin lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor. Üstelik kimi yerde yeme içme dahil iken kimi yerlerde değil. Bir de söylediklerine göre bunlar daha sezon başlamamış fiyatları. Bu sebeple önerim daha uygun fiyatları kamp alanlarını veya koyları tercih etmeniz.
Cam mavisi bir nehir: Azmak Nehri
Bir de bu eşsiz güzellikler içinde gözlerime dünyada görüp görebileceği en güzel renkleri gösteren Azmak Nehri var. Akyaka Azmak Nehri’nin berrak suları üzerinde tekne ile gezerken ne kadar çok hayale kapıldığımı kelimelerle ifade edemem. Bence burada dilenen dilekler doğanın sihriyle kesinlikle gerçek oluyor. Gölde yüzen ördeklerin dansı sizlere sanki başka bir dünyadaymış gibi hissettirirken etraftaki doğal yaşamı gözlemlemek oldukça keyifli. Biz turla gittiğimiz için para ödemedik ancak burada tekne turu yapmak isterseniz 15 dakika için 100 lira ödeme yapmanız gerekiyor. Ama emin olun ki göreceğiniz güzellikler karşısında buna değer.