Gazetecilik meslek örgütlerinin oluşturduğu Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyum atanmasına ve kanalın yayınlarının durdurulmasına tepki gösterdi. Grup, yaptığı açıklamada müdahalenin gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkilediğini belirterek yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını istedi.

Aralarında Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın da bulunduğu meslek örgütleri, Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağının kamuoyuna açıklanması çağrısı yaptı.

“Müdahalenin hukuki dayanağı açıklanmalı”

Medya Dayanışma Grubu’nun açıklamasında, bir medya kuruluşunun sahiplik yapısı veya şirket ilişkileriyle ilgili iddiaların şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, bu tür iddiaların bir haber kuruluşunun yönetimini devralmak ve yayın faaliyetini durdurmak için gerekçe yapılamayacağı savunuldu.

Grup, soruşturma yürütülmesiyle bir medya kuruluşunun editoryal bağımsızlığının ortadan kaldırılmasının birbirinden farklı konular olduğunu vurguladı.

Anayasa ve uluslararası hukuk vurgusu

Açıklamada, Anayasa’nın 29. maddesinin yayınların önceden izne veya mali teminata bağlanmasını ve haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyen ya da zorlaştıran şartlar getirilmesini yasakladığı hatırlatıldı. Anayasa’nın 30. maddesine de atıfta bulunan grup, kanuna uygun şekilde kurulmuş basın işletmelerinin matbaa ve basın araçlarının suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt edilmesinin veya işletilmekten alıkonulmasının yasaklandığını belirtti.

Altın yatırımcısı ABD TÜFE verisine odaklandı
Altın yatırımcısı ABD TÜFE verisine odaklandı
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağının ve anayasal güvencelerle ilişkisinin kamuoyuna açıklanması istendi.

Uluslararası insancıl hukuka da değinilen açıklamada, Cenevre Sözleşmelerine Ek I No.lu Protokol’ün 79. maddesinin çatışma bölgelerinde tehlikeli mesleki görevlerini sürdüren gazetecileri sivil kabul ettiği belirtildi. Sivil nesnelerin, askeri hedef niteliği kazanmadıkları sürece saldırıların hedefi yapılamayacağı hatırlatılarak gazetecilerin ve sivil amaçla kullanılan medya araçlarının korunmasının önemine dikkat çekildi.

TELE1 ve Halk TV için aynı kayyum vurgusu

Medya Dayanışma Grubu, açıklamasında TELE1’e kayyum atanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğini belirterek aynı kişinin Halk TV’de de kayyum olarak görevlendirilmesine dikkat çekti. Açıklamada, İbrahim Paşalı’nın önce TELE1, ardından Halk TV için bu göreve getirilmesinin, kayyum uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği yönündeki kaygıları artırdığı ifade edildi.

Halk TV’ye yönelik müdahalenin, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesi de açıklamada ele alındı. Grup, bu zamanlamanın kamuoyunun yargı sürecinden haberdar edilmesine ilişkin kaygıları artırdığını savundu. Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesinin de engellenmek istenip istenmediği sorusu yöneltildi.

Açıklamada, gazetecilerin duruşmaları izleyerek gelişmeleri kamuoyuna aktarmasının ve yurttaşların bu bilgilere erişebilmesinin demokratik toplumun temel gereklerinden olduğu belirtildi.

Gazetecilere yönelik işlemlere de dikkat çekildi

Grup, fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanmasını, bazı gazetecilerin elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulmasını ve haberler ya da sosyal medya hesapları hakkında erişim engelleri getirilmesini de basın üzerindeki baskıya ilişkin kaygılar arasında sıraladı.

Gazetecilerin haberleri ve sordukları sorular nedeniyle soruşturmalara uğramasının veya özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının yalnızca gazetecileri değil, toplumun bilgiye erişim hakkını da etkilediği ifade edildi.

Açıklamada, halkın bilgilenme hakkının demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından yaşamsal önem taşıdığı vurgulandı. Bu hakkın medya kuruluşlarının bağımsızlığına, gazetecilerin güven içinde çalışabilmesine ve kamuoyunu ilgilendiren olayların serbestçe haberleştirilebilmesine bağlı olduğu belirtildi.

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altında olduğunu belirttiği meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduğunu açıkladı. Grup, kayyum uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve medya kuruluşları hakkındaki iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınmasını talep etti.

Açıklama, kamuoyuna basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunma çağrısıyla sona erdi.

Açıklamaya katılan meslek örgütleri

Medya Dayanışma Grubu açıklamasına Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası katıldı.

Kaynak: Medya Dayanışma Grubu Basın Bülteni