Bazı eşyaların "ruhu" olduğuna dair çocukça ve masum inançlar, aslında kadim bir kökten, Şamanizm ve pagan kültürlerinden geliyor. Etimolojik bir bakışla başlarsak, "animasyon" ve "animal" sözcüklerinin ortak kökeni olan "anima"ya yani "ruh" ve "nefes" anlamına değinmek gerekiyor. "Anima" Latince'de hem nefes hem ruh demektir, dolayısıyla "animal" ruhu, yani nefesi olan anlamına gelir. Farsça’daki “canaver” de aslında aynı anlama sahipken bizde olumsuz bir çağrışımla kullanılmıştır. İngilizce’de “beast” kelimesinin hayvan veya korkunç yaratık anlamı da aynı olumsuz tabuyu yansıtır.

Hatay'da yaratıcı drama atölyeleri çocuklara umut oluyor
Hatay'da yaratıcı drama atölyeleri çocuklara umut oluyor
İçeriği Görüntüle

Canlılığı betimleyen ruh: Nefesin hareketle olan bağlantısı

Animasyon ise bu nefesin, yani ruhun harekete geçişini simgeler. Anima'nın canlılık ile hareketi birleştirmesi, can vermek veya hareket kazandırmak anlamına gelir. Türkçede eski kökenli "tın" ve "tin" sözcükleri de nefes, ruh ve hareket kavramlarının birleşimi gibidir. "Dinlenmek" sözcüğü bile aslında "tinlenmek" yani "ruh bulmak" demektir, tıpkı anima gibi.

Hareket eden her şey canlıdır: şamanizmin doğayla olan bağları

Şamanist ve pagan inanışlara göre, doğadaki her şeyin bir ruhu vardır; su akar, taş rüzgârla savrulur, hayvan kendi iradesiyle hareket eder. Bu hareketlerin tümü, şaman kültüründe her şeyin “ruh” sahibi olduğuna dair güçlü bir inanışı doğurmuştur. Kadim Türk şamanizmi, bu ruhların atalarla da ilişkilendirildiğine inanır. Ataların ruhları, onları hatırlayan kimseler kalmadığında, formlarını yitirerek toprağa, suya, taşa karışır ve bir “ruhlar çorbası” oluşturur. Buna "yer-su" (yir-sub) denir; ataların ruhlarının doğaya yayıldığı, her şeyde var olan bir ruhun sembolüdür.

Evrensel frekans: Eşyaların ruhu ve şamanların eriştiği titreşimler

Şamanlar, her varlığın bir titreşime, yani bir frekansa sahip olduğunu düşünür; bu evrensel titreşim, modern tabirle “rezonans” oluşturur. Bu rezonans, doğadaki her nesneye nüfuz eden, ona can katan görünmez bir enerji ağıdır. Bu inanç doğrultusunda, eşyaların bile bir ruhu olduğu düşünülür. Bugün eşyaların “yorulabileceğine” inanan ninelerimiz veya bir nesneye "yazık" diyen büyüklerimiz de farkında olmadan bu kadim inanışın izlerini taşıyorlar.

Muhabir: Nisan Güçlü