Canım Kadın,
Bazen hayatında her şey dışarıdan normal görünür. İşine gidersin, insanlarla konuşursun, sorumluluklarını yerine getirirsin. Ama içten içe bir şeylerin eksildiğini hissedersin.
Eskiden seni mutlu eden şeyler artık aynı duyguyu yaratmaz. Sevdiğin bir şarkıyı dinlersin ama içinde bir kıpırtı olmaz. Güzel bir haber alırsın ama heyecanlanamazsın. Arkadaşlarınla buluşursun fakat eve döndüğünde “Ben neden hiçbir şeyden keyif almıyorum?” diye düşünürsün.
İşte psikolojide bu durumlardan biri anhedoni olarak adlandırılır. En basit haliyle, kişinin daha önce keyif aldığı şeylerden zevk alma veya ilgi duyma kapasitesinin azalmasıdır.
Ve burada önemli bir ayrım var:
Her mutsuzluk anhedoni değildir. Bazen yoğun stres, yas, tükenmişlik, uzun süreli kaygı ya da depresif süreçler de insanın hayattan aldığı keyfi azaltabilir. Bu yüzden kendine hemen bir etiket yapıştırmak yerine, kendini gözlemlemek daha değerlidir.
Çünkü bazen mesele hayatın güzelliklerini kaybetmek değil, onları hissedebilecek enerjinin bir süreliğine azalmasıdır.
Canım Kadın,
Kendinden “Neden eskisi gibi değilim?” diye hesap sormak yerine, “Ben ne zamandır böyle hissediyorum?” diye sor.
Çünkü insan bazen mutsuz olduğu için değil, uzun zamandır kendisini ihmal ettiği için hayattan uzaklaşabilir.
Sürekli güçlü olmak, herkese yetişmek, sorunları çözmek, başkalarının ihtiyaçlarını öncelemek derken kendi iç dünyasının sesini duymamaya başlayabilir.
Sonra bir gün fark eder:
“Ben neyi sevdiğimi bile hatırlamıyorum.”
İşte tam burada kendine yeniden yaklaşmak gerekir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: “BANA NE İYİ GELİYOR?”
Bugün bir kâğıda üç başlık yaz:
Bana eskiden iyi gelenler:
Son zamanlarda keyif aldığın ya da geçmişte seni besleyen üç şeyi yaz.
Şu an bana iyi gelebilecekler:
Büyük değişiklikler arama. Bir yürüyüş, sevdiğin bir müzik, güneş görmek, biriyle konuşmak, yalnız kalmak, kitap okumak… Sana küçük de olsa iyi gelebilecek şeyleri yaz.
Benden eksilen ne?
Uyku mu? Hareket mi? Sosyal bağ mı? Dinlenmek mi? Heyecan mı? Kendine ayırdığın zaman mı?
Sonra kendine şu soruyu sor:
“Ben gerçekten hiçbir şeyden keyif almıyor muyum, yoksa uzun zamandır kendime keyif alabileceğim bir alan bırakmıyor muyum?”
Bu sorunun cevabı sana önemli bir kapı açabilir.
Canım Kadın,
Hayattan keyif alamadığın bir dönem geçirmen, hayatının hep böyle devam edeceği anlamına gelmez.
Bazen ruhun senden daha fazla çaba değil, biraz durmanı ister.
Ve eğer bu isteksizlik ve keyifsizlik uzun sürüyor, günlük yaşamını etkiliyor ya da başka belirtilerle birlikte gidiyorsa bunu tek başına taşımak zorunda değilsin. Bir ruh sağlığı uzmanından destek almak güçsüzlük değil, kendine sahip çıkmaktır.
Kendini yeniden sevmek bazen büyük bir mutlulukla başlamaz.
Bazen sadece küçük bir şeyden yeniden hoşlanabildiğini fark etmekle başlar.
Bugün kendine şunu hatırlat:
Ben bozulmadım.
Ben eksilmedim.
Belki sadece kendime yeniden yaklaşmaya ihtiyacım var.
Ve unutma Canım Kadın, bazen hayatın rengi kaybolmaz; sadece onu görebilecek kadar dinlenmeye, iyileşmeye ve kendine dönmeye ihtiyaç duyarsın.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da kendisine dönmesi için küçük bir hatırlatmaya ihtiyacı vardır.