Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. padişahı II. Abdülhamid, kuduz aşısının mucidi Louis Pasteur’ü insanlığa olan katkılarından dolayı 1885 yılında "1. dereceden Mecidiye Nişanı" ve 10.000 altın ile ödüllendirdi. O dönemde İstanbul’da 50 altına bir ev alınabildiği göz önünde bulundurulursa, bu ödülün büyüklüğü dikkat çekicidir.
Pasteur’ün İstanbul’a daveti ve Osmanlı hekimlerine eğitim
Kuduz hastalığının Avrupa ve Asya’yı kasıp kavurduğu yıllarda II. Abdülhamid, Pasteur’ü İstanbul’a davet etti. Pasteur gelemeyeceğini bildirince, aşının üretilmesi ve uygulanması için Osmanlı hekimlerine eğitim verilmesi teklif edildi. Bu teklifi kabul eden Pasteur, Osmanlı hekimlerine eğitim verilmesi için hazırlıklara başladı.
Osmanlı Heyeti Fransa’da
II. Abdülhamid’in emriyle Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den Müderris Alexander Zoeros Paşa, Dr. Hüseyin Remzi ve Veteriner Hüseyin Hüsnü Bey, Pasteur’dan eğitim almak üzere Fransa’ya gönderildi. Pasteur’un çalışmalarına temel teşkil etmesi için "kuduz mikrobu" enjekte edilmiş bir kemik iliği, özel izinle karantina uygulanmadan İstanbul’a getirildi.
Mecidiye Nişanı’nın önemi
1852-1910 yılları arasında sadece kırk adet dağıtılan Mecidiye Nişanı, değerli taşlarla süslenmiş ve “murassa nişan” olarak da bilinir. Bu nişan, özellikle askeri ve bilimsel başarılarıyla öne çıkan kişilere verilen prestijli bir ödüldü. II. Abdülhamid, Pasteur’ü ödüllendirirken, onun insanlığa olan katkılarını Osmanlı İmparatorluğu adına takdir etti.




