Yahudi Halkı Politika Enstitüsü’nün (JPPI) 2026 yıllık değerlendirme raporunda, Türkiye’nin İsrail açısından taşıdığı stratejik önem ele alındı. Raporda, İran’ın yanı sıra Türkiye ile yaşanan çıkar çatışmalarının da İsrail’in bölgesel güvenlik hesaplarında etkili olduğu belirtildi.
JPPI’nin değerlendirmesinde Türkiye’nin özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye başlıklarında İsrail’le farklı çıkarları bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda, Ankara’nın bölgesel konumunun İsrail’in güvenlik yaklaşımında giderek daha fazla önem kazandığı ifade edildi.
Türkiye, İsrail’in stratejik değerlendirmesinde
JPPI’nin 2026 raporunda Türkiye’nin, İsrail açısından gelecekte daha fazla güvenlik kaygısı yaratabilecek ülkeler arasında değerlendirildiği görülüyor. Raporda Türkiye’nin İran’la aynı şekilde ele alınmaması gerektiği de vurgulanıyor.
Değerlendirmede, iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların yanı sıra diplomatik temas kanallarının korunmasının da önem taşıdığı belirtiliyor. ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisinin, ilişkilerin yönetilmesinde rol oynayabilecek unsurlardan biri olduğu ifade ediliyor.
İran ve bölgesel güvenlik dengeleri
JPPI’nin raporu, İsrail’in güvenlik ortamını yalnızca tek bir ülke üzerinden değerlendirmiyor. İran’ın askeri kapasitesi, Lübnan’daki gelişmeler ve bölgesel güç dengeleri de raporda ele alınan başlıklar arasında yer alıyor.
Raporda, İran’ın nükleer programı ve askeri altyapısına yönelik gelişmelerin ardından ortaya çıkan güvenlik tablosunun belirsizlikler barındırdığına dikkat çekiliyor.
“En çok korkulan 8 ülke” listesi hakkında
Bazı haberlerde JPPI raporuna dayanılarak İran, Türkiye, Lübnan, Katar, Suriye, Yemen, Mısır ve Suudi Arabistan’dan oluşan bir liste paylaşılıyor. Ancak raporun erişilebilen resmi içeriğinde bu sekiz ülkeyi “İsrail’in en çok korktuğu ülkeler” şeklinde kesin bir sıralama olarak doğrulayan açık bir tabloya rastlanmıyor.
Bu nedenle söz konusu sıralamanın, JPPI’nin resmî ve kesin bir tehdit listesi olarak sunulması doğru olmaz. Raporda doğrulanabilen temel nokta, Türkiye’nin İsrail’in stratejik değerlendirmelerinde giderek daha fazla yer tutması ve iki ülkenin bazı bölgesel konularda farklı çıkarlara sahip olması.




