Kentte yaşanan su krizi ve atık sorununun köklü şekilde ele alınacağını belirten Tugay, önümüzdeki dönemde hem su tasarrufu hem de çevresel sürdürülebilirlik adına önemli adımların atılacağını duyurdu.
İzmir’in uzun süredir kuraklık baskısı altında olduğuna dikkat çeken Tugay, kentte iki günde bir uygulanan gece su kesintilerinin yüzde 10 civarında tasarruf sağladığını söyledi. Bunun geçici bir önlem olduğunu vurgulayan Tugay, su yönetiminde daha radikal uygulamalar hayata geçireceklerini ifade etti.
Tugay, gri su dönüşümünün kısa sürede başlayacağını duyurarak şunları söyledi:
“Lavabo, duş ve mutfak gibi kaynaklardan gelen atık sular basit arıtma sistemleriyle temizlenerek rezervuarlarda ve peyzaj sulamalarında kullanılabilir hale getirilecek. Önce belediye binalarımızda başlayacağız, ardından büyük binalara yaygınlaştıracağız.”
Arıtma tesislerinden çıkan suyun ise tarım, sanayi ve belirli evsel amaçlarda kullanılabilmesi için çalışmalar yapıldığını belirtti.
İzmir’in su seviyesinin yağışlara bağlı olduğunun altını çizen Tugay, mevcut su yönetimiyle yaz ortasına kadar ciddi bir sorun beklemediklerini belirtti:
“İki günde bir yapılan gece kesintileriyle yaz aylarına hazırlanabiliriz. Yağışlar olmazsa felaket senaryosu konuşuruz ama şu an gündüz kesintisi planlanmıyor.”
Körfez kirliliğinin uzun yıllardır İzmir’in temel sorunlarından biri olduğunu hatırlatan Tugay, Çiğli Arıtma Tesisi’ndeki eksiklerin giderildiğini ve 4. Faz’ın devreye alınmasıyla birlikte bakanlık izinlerinin tamamlandığını söyledi.
Tesisten çıkan suyun artık sürekli olarak bakanlığa dijital takip sistemiyle bildirildiğini anlatan Tugay, Körfez’deki son durumu şöyle özetledi:
“Şu anda tesisten çok temiz bir çıkış var. Körfez’i kirleten bir akış söz konusu değil. Değerler hızla düzeliyor. Mevcut koku ve renk değişikliği alg patlaması; biyolojik bir durum. Dünyanın pek çok körfezinde görülüyor.”
İzmir’in en kritik sorunlarından biri olan su sirkülasyonunun artırılması için kanal projeleri ve dip temizliği planlarının sürdüğünü belirten Başkan Tugay, Şubat–Mart döneminde uluslararası bir alg patlaması çalıştayı düzenleneceğini söyledi.
İzmir’in günlük 5.500 ton atık ürettiğini, bunun en az yarısının geri dönüştürülebilir olduğunu ifade eden Tugay, atık yönetimi konusunda sert tedbirlerin yolda olduğunu açıkladı.
“Evlerden ve iş yerlerinden kapı kapı ayrıştırılmış atık toplamaya başladık. İki yıl içinde tüm İzmir’e yayacağız. Sonrasında ayrıştırma zorunlu olacak, kurala uymayanlara idari ceza uygulanacak.”
Yeni dönemde Yamanlar’da yakma tesisi, Bornova Naldöken’de entegre atık yönetim tesisi ve çok sayıda kompost ile geri dönüşüm tesisi kurulacak.
Belediyenin daha hızlı, yaratıcı ve katılımcı bir yapıya kavuşması için İnovasyon Fonu kuracaklarını belirten Tugay, çalışanlardan vatandaşlara kadar herkesin çözüm önerilerinin değerlendirileceği bir sistem kuracaklarını söyledi.
“Hiyerarşinin yarattığı bariyerleri azaltacağız. Sorunlara çözüm öneren herkes, projesi uygun görülürse fondan destek alacak. İzmir’i inovasyon kültürüyle büyüten bir modele geçiyoruz.”
İzmir, hem su kriziyle mücadele hem de çevresel sürdürülebilirlik adına kapsamlı bir dönüşüm sürecine girerken, açıklanan yeni planlar kentin önümüzdeki yıllardaki çevre politikalarının çerçevesini şimdiden çizmiş oldu.




