İzmir’in ilk Dijital Deneyim Merkezinin açılış programında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu, dijital teknolojinin devrim niteliği kazandığını ifade ederken, 1 milyarlık ihracatın ise 16 milyar dolara çıktığını açıkladı.
Haber Ekspres gazetesinden Turgay Kılıç’ın haberine göre, İzmir Valiliği, İzmir Ticaret Odası, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege İhracatçılar Birliği, Ege Genç İş İnsanları Derneği ve Ege Genç Sanayici İş İnsanları Derneği’nin katkılarıyla kurulan ‘İzmir’ projesi olan İzQ İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi bünyesinde bulunan İzmir’in ilk ‘Dijital Deneyim Merkezi’ faaliyete geçiyor. Sanal artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla ilk ve ortaokul seviyeleri başta olmak üzere tüm ziyaretçilerin dijital deneyim yaşaması hedefleyen bu dijital deneyim merkezi, bilimden sanal gerçekliğe kadar her birey için bilgi deposu olmayı hedefliyor.
Toplantıya İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Barış Karcı, İzQ YK Üyesi Emre Kızılgüneşler, İzQ YK Üyesi Alp Avni Yelkenbiçer, Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Dr. Damla Turan, ESİAD Başkanı Sibel Zorlu, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı JAK Eskinazi, Ege Bölgesi Sanayi Odası YK Üyesi Ateş İlyas Demirkalkan, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’nin yanı sıra iş insanları ve gazeteciler katıldı.
“Sadece inovasyon merkezi değil, şehrin girişimcilik ekosisteminin de vitrinidir“
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, “Girişimcilik ve İnovasyon faaliyetleri, genellikle üniversiteler bünyesinde teknoparklar ve teknoloji transfer merkezleri yapısı içinde kapalı bir sistemde yürütülüyor. Ancak biz bu klasik yapının dışına çıkarak girişimcilik ve inovasyon kavramını toplumun bütün kesimlerinde görünür kılmak ve kente mâl etmek için İzQ’yu İzmir’in en merkezi yerindeki iki modern binada konumlandırdık. İzQ bugün sadece bir inovasyon merkezi değil, şehrin girişimcilik ekosisteminin de vitrinidir. İzQ genç girişimcilerden sonra şimdi de geleceğin girişimcileri olacak çocuklarımızı bilim ve inovasyon dünyasıyla buluşturuyor. Bugün İzmir’de bilim ve teknolojide bir bayrak yarışını hep birlikte başlatıyoruz. Bu merkezde İzmir ve çevre iller başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinden geleceğin girişimcileri ve bilim insanları olacak çocuklarımızın doğrudan yaşayacakları ilham verici deneyimlerle ilgi alanlarında bir bilim yolculuğuna çıkmalarını istedik. Dileğimiz bu projenin örnek olması ve benzerlerinin tüm yurda yayılmasıdır” dedi.

“Sanayi alt yapısına sahip nadir ülkeyiz“
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ise “Ülkenin teknoloji alanında gelişimine çok katkı sağlayacağına inandığımız ve bu konuda ev sahipliği yapan yerde olmaktan mutluluk duruyoruz. Teknoloji alanının gelinmesinde şahit olurken bu bizlere gurur ve mutluluk veriyor. Son 20 yıllık süreçte çok önemli atılımlar kaydettik. Geleneksel olarak bir sanayi ülkesiydi. Hepimizin malumu Türkiye, bölgesin önemli bir sanayi alt yapısına sahip nadir bir ülkelerden bir tanesidir. Çin’den doğu Avrupa’ya kadar uzanan coğrafya en çeşitli ürünü, en rekabetçi bir şekilde dünya pazarlarına ihraç edebilen tek ülke konumunda diyebiliriz. Türkiye böyle bir sanayi ülkesiyken aynı zamanda bir teknoloji ülkesi konumuna geldi. Bin 600’den fazla AR-GE ve tasarım merkeziyle, 100 bine yakın insan kaynağı da gerçekten sanayiye ve doğrudan kaynağa yönelik AR-GE faaliyetlerine imza atıyorlar” ifadelerini kullandı.
“AR-GE insan kaynağı 300 binlerde”
Bakan Yardımcı Coştu, “Bundan 20 yıl önce 30 binin altında seyreden AR-GE insan kaynağımız, bugün 300 binlere ulaşmış durumda. 10 Katlık bir artış var. Türkiye’nin AR-GE’ye ayırdığı kaynaklar bakımından muazzam seviyede. Rakam olarak bakıldığında 1 buçuk milyar dolar seviyesinde ARGE’ye kaynak ayırırken bugün 16 milyar dolara ayırarak İspanya ve İtalya gibi gelişmiş ülkelerin önüne geçmiş durumdayız. Önümüzde çok daha açık ve parlak bir gelecek olduğuna inanıyoruz. Bazı öncül alanlarda değerlendirmeye başladık. Bunlardan biri de elektrikli araçlardı. TOGG ile bu alanda çok kuvvetli bir giriş yaptık. Yüz yıllık bir endüstride doğru zamanda doğru teknolojiyle bu alanda yer sahibi olmak için önemli bir inisiyatifi elde ettik. Batarya teknolojilerinde, yenilenebilir teknoloji, güneş enerjileri teknolojisinde önemli konuma vardık. Geleceğin teknoloji merkezleri olmasında en güçlü ülkeler arasında biri olmaya aday ülkeyiz. Elbette bu gayreler de bunun çok önemli bir parçası. Bütüncül bir yaklaşım ortaya koyup adımlarımızı da çok boyutla atmalıyız” diye konuştu.

“Devrim niteliğinde değişim”
Coştu, teknoloji değişimini ‘devrim’ meselesi benzeterek şunları söyledi:
“Kendi teknolojimizi de icat etmemiz önemli. Ülke olarak milli savunma sanayisinde elde ettiğimiz başarıları, diğer kaynaklar için de elde etmeliyiz. Başarılıları ortaya koyduğu sonuç ve elde edilen ürünleri, başarı hikâyelerini de hep birlikte biliyoruz. Yüksek teknoloji yatırımda yoğunlaştık. Savunma sanayisindeki ihracat potansiyeli de bunun örneği. İki, üç yıl öncesinde 1 milyar dolarlar seviyesindeki ihracatımız, bugün 6 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu artık bir devrim meselesidir. Kabuğunu kırmış bir teknoloji ekosisteminden bahsediyoruz. Bölgesel be küresel bir oyuncu teknoloji merkezi olmayı konuşuyorsak da yeni yatırımları da ülkemize kazandırmak bir zaruriyet. Yakın zamanda bir program ilan ettik. HİT-30 program ile teknoloji alanlarında dünyanın yatırımlarını ülkemize kazandırmak için önemli bir inisiyatif başlattık. Mevcut sanayi ve ekonomimizi de dönüştürmüş olmamız gerekiyor. Dijital ve Yeşil dönüşüm olarak iki İz dönüşümü de gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu dönüşümü de sağlarken karşımızda girişimcilik ve inovasyon çıkıyor. Sınırız sayıda girişimciye inovasyon faaliyetini sağlamamız gerekiyor. Bu bizler için ve ülke için çok önemli bir ana unsur haline geliyor. Türkiye yüzyılının ana itici gücü olduğunu belirtmek isterim. Ülkemiz altın çağını yaşıyor. 2020’den önceki 10 yıllık dönemde, girişim sermayesi yatırımları, ilk 10 ayda gerçekleşti. Türkiye girişimcilikte kabuğunu kırmış durumda. 2030 yılına kadar 100 bin girişimciyi ortaya çıkaracağız. Avrupa’da rekabet ülkelerinde ortalama yaş nüfusu 47-48, Türkiye’de ise 33’ler seviyesinde. 20-30 yıllık seviyelerinde hâlâ bunu kullanabileceğiz. İnsan kaynağı boyutuna çok önem veriyoruz. Bunun için ise etkinlik ve faaliyeti de hayata geçiriyoruz. TEKNOFEST Türkiye’nin milli teknoloji hamlesinde insan kaynağının ne kadar nemli olduğunu gösteren bir etkinlik oldu.”




