Karşıyaka Zübeyde Hanım Nikâh Sarayı’nda resmî nikâh töreni öncesinde dua okunmasına müdahale ettiği gerekçesiyle yargılanan nikâh memuru Melek Bursalı hakkında beraat kararı verildi.
Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16 Temmuz 2026 tarihli kararına karşı istinaf başvurusu yapılmaması üzerine beraat hükmünün kesinleştiği bildirildi.
Bursalı’nın gönüllü avukatlığını üstlenen eski Karşıyaka Belediye Başkanı Cihan Türsen, kararın resmî nikâhların işleyişi ve laik hukuk düzeni açısından önemli olduğunu savundu. Türsen’in “Türkiye için emsal” ifadesi, mahkemenin bağlayıcı tespiti değil, avukatın karar hakkındaki değerlendirmesi niteliğinde.
OLAY MAYIS 2024’TE YAŞANDI
Olay, Karşıyaka Belediyesi bünyesindeki Zübeyde Hanım Nikâh Sarayı’nda Mayıs 2024’te meydana geldi.
Aktarılan bilgilere göre resmî nikâh başlamadan önce iki kişi nikâh masasına çıkarak mikrofonla ayet ve dua okumaya başladı.
Nikâh memuru Melek Bursalı, törenin resmî bir kamu hizmeti olduğunu belirterek dini merasimin resmî nikâhın ardından gerçekleştirilebileceğini söyledi ve mikrofona müdahale etti.
Bursalı, yargılama sırasındaki savunmasında görevini ve kanunu uyguladığını, resmî nikâhtan sonra dini tören yapılmasına karşı olmadığını belirtti.
“BURASI RESMÎ DAİRE” DİYEREK MÜDAHALE ETTİ
Cihan Türsen’in anlatımına göre Bursalı, nikâh masasına çıkan kişilere şu uyarıda bulundu:
“Burası resmî daire. Resmî nikâh sırasında buna izin verilmiyor. Dini vecibelerinizi nikâhtan sonra yerine getirebilirsiniz.”
Mikrofonun kapatılmasının ardından resmî nikâh işleminin normal şekilde tamamlandığı belirtildi.
Olayın görüntülerinin sosyal medyada yayılması üzerine Bursalı hakkında farklı suçlamalarla soruşturma başlatıldı. İlk haberlerde “halkın bir kesimini aşağılama” ve “dini değerleri aşağılama” suçlamaları gündeme gelirken, dava aşamasında inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçlamasının değerlendirildiği bildirildi.
“ODASINDA TEHDİT EDİLDİ” İDDİASI
Türsen, nikâhın ardından bazı kişilerin Bursalı’nın odasına girerek tehdit içerikli sözler söylediğini öne sürdü.
Bursalı da savunmasında olayın ardından birkaç kişinin odasına gelerek kendisine tepki gösterdiğini ve şikâyet edeceklerini söylediğini anlattı.
Tehdit iddialarına ilişkin ayrı bir soruşturma veya kesinleşmiş yargı kararı bulunup bulunmadığı açıklanmadığı için bu bilgiler tarafların beyanı olarak aktarılmalıdır.
HAKKINDA CEZA DAVASI AÇILDI
Olayın ardından İçişleri Bakanlığı tarafından mülkiye müfettişi görevlendirildiği ve savcılık soruşturması başlatıldığı kamuoyuna yansıdı.
Cihan Türsen, Bursalı hakkında cebir veya şiddet kullanarak inanç özgürlüğünü engellediği iddiasıyla üç yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını söyledi.
Türsen ayrıca idari soruşturma kapsamında Bursalı’nın devlet memurluğundan çıkarılmasının da talep edildiğini ileri sürdü.
İdari sürecin nihai sonucu hakkında resmî bir açıklama bulunmadığından memuriyete ilişkin bölüm kesinleşmiş karar olarak değerlendirilmemelidir.
MAHKEME BERAAT KARARI VERDİ
Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyadaki görüntüleri, taraf anlatımlarını ve diğer delilleri değerlendirdikten sonra Melek Bursalı’nın beraatine karar verdi.
Yerel basına yansıyan mahkeme bilgilerine göre karar, 2024/591 esas ve 2026/435 karar numarasıyla 16 Temmuz 2026 tarihinde verildi.
Beraat kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusu yapılmaması üzerine hüküm kesinleşti.
TÜRSEN: BU SADECE BİR MEMURUN DAVASI DEĞİLDİ
Melek Bursalı’nın avukatlığını gönüllü olarak üstlendiğini belirten Cihan Türsen, davanın kamu kurumlarında gerçekleştirilen resmî törenlerin sınırları bakımından önem taşıdığını söyledi.
Türsen şu ifadeleri kullandı:
“Bu sadece bir memurun davası değildi. Eğer memur ceza alsaydı, bundan sonra Türkiye’deki bütün resmî nikâhlarda dini gösterilerin, hatta farklı cemaat ve siyasi grupların gösterilerine kapı aralanacaktı.”
Türsen’in bu sözleri, dava sonucunun olası etkilerine ilişkin kendi hukuki değerlendirmesidir.
“MEMUR GÖREVİNİ VE YASALARI UYGULADI”
Cihan Türsen, mahkemenin Bursalı’nın görevini ve ilgili kuralları uyguladığı sonucuna ulaştığını savundu.
Türsen, kararın ardından şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mahkeme, memurun görevini ve yasaları uyguladığı sonucuna vardı ve beraat kararı verdi. Karar kesinleşti.”
Türsen ayrıca resmî nikâh sırasında nikâh memurunun evlenme iradelerini almak ve yasal işlemleri yürütmekle görevli olduğunu, dini törenlerin ise resmî nikâhtan sonra yapılabileceğini ifade etti.
Mahkemenin gerekçeli kararının tam metni kamuoyuna açıklanmadığı için kararın hukuki gerekçeleri yalnızca avukatın aktarımı üzerinden kesinleştirilmemelidir.
“EMSAL KARAR” NE ANLAMA GELİYOR?
Cihan Türsen, beraat kararını “Türkiye için emsal niteliğinde” olarak tanımladı.
Ancak Türk hukukunda bir asliye ceza mahkemesi kararı, diğer mahkemeleri doğrudan bağlayan genel bir içtihat oluşturmaz.
Karar, benzer olaylarda savunma veya değerlendirme amacıyla örnek gösterilebilir. Buna karşın diğer mahkemeler her dosyanın koşullarını, delillerini ve uygulanan mevzuatı ayrı ayrı değerlendirir.
Bu nedenle haber metninde “Türkiye’deki tüm nikâhlar için bağlayıcı emsal oluştu” denilmemeli; “avukat Türsen kararın emsal niteliğinde olduğunu savundu” ifadesi kullanılmalıdır.
RESMÎ NİKÂH VE DİNİ TÖREN AYRIMI
Resmî nikâh, yetkili evlendirme memuru önünde Türk Medeni Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştiriliyor.
Dini törenler ise resmî evlilik işleminin yerine geçmiyor ve tek başına medeni hukuk bakımından evlilik sonucu doğurmuyor.
Somut davadaki hukuki değerlendirme, dini inancın veya duanın genel olarak yasaklanmasından ziyade resmî nikâh töreninin yürütülmesi sırasında memurun yetki ve görev sınırları üzerinde yoğunlaştı.
Kararın tam gerekçesi yayımlandığında haber, mahkemenin hangi kanun maddelerine ve delillere dayandığı belirtilerek güncellenmelidir.


