CHP'nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şikâyeti üzerine açılan ve hakkında siyasi yasakla 11 yıl sekiz aya kadar hapsinin istendiği davanın ilk duruşması görüldü.
Mahkemede savunma yapan Kılıçdaroğlu, “Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız” dedi.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan hakkında “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır’ diyen adam zengin olmuş ise buradan tekrar söylüyorum baş çalandır, hırsızdır” ifadelerini kullandı.
14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde "Altılı Masa"nın bileşenlerinden olan İYİ Parti'nin eski Genel Başkanı Meral Akşener içinse "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak 'Kılıçdaroğlu'nu aileme emanet ediyorum' diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandım hata ettim. Evet hatalıyım" diye konuştu.
CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” suçundan Mersin Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı beş ayrı dosyanın birleştirildiği dava kapsamında Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde savunma yaptı.
Duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, annesi Saniye Ateş ve ablası Selma Ateş de destek vermek için katıldı.
Duruşma nedeniyle Ankara Adliyesi etrafında geniş güvenlik önlemi alındı.
Polis ekipleri adliye gelenleri kimlik kontrolü yaparak içeri aldı, çevresinde kimlik kontrolü yaptı. Çok sayıda partili duruşma için adliyeye geldi.
Mahkeme salonunun bulunduğu koridorda duruşmayı takip etmek isteyen bazı avukatlar ve izleyiciler yoğunluğa sebep oldu. Avukat ve basın mensuplarının salona girme isteği kabul edilmeyince kısa süreli gerginlik yaşandı.
Koridorda bekleyenler salon kapısına vurarak, “savunmaya öncelik”, “savunma hakkı engellenemez” ve “hak, hukuk, adalet” sloganları attı.
“Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım”
Kılıçdaroğlu’nun mitinglerde kullandığı ifadeler soruşturma dosyasında hakaret sayıldı. 2016'da kabul edilen iddianamelerde, Kılıçdaroğlu’nun “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” suçundan hapsi istendi. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun TCK'nın 53/1 maddesinde sayılan hakları (siyaset yapma, kamu görevi vb.) kullanmaktan yoksun bırakılması da talep edildi.
Kılıçdaroğlu savunmasında, söylediklerinden dolayı hiçbir pişmanlığı bulunmadığını belirtti.
Hayatı boyunca alnının teriyle kazandığını, çocuklarını helal lokma ile büyüttüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Çok büyük bütçeler yönettim, her zaman ve her adımımda fakir fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım” ifadelerini kullandı.

“Vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı””
Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradığını canıyla sınandığını, ailesi ve çocuklarıyla tehdit edildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim. Hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabii ki var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak, 'Kılıçdaroğlu'nu aileme emanet ediyorum' diyen 'milliyetçi ve vatansever' diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı. Onlara inandığım hata ettim. Evet hatalıyım. Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim. Pişmanım, kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım. Milletimizi ikna edemedim. Sahte videolar ile sahtekârlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim”
Bu devleti ve devletin asıl sahibi milleti, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Herkes bilsin ki bu aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür” dedi.
Savunmanın tam metni
Halk TV’nin haberine göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun savunması şöyle:
Sayın Yargıç,
Konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum.
Birincisi, ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim.
İkincisi, maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur.
Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.
“Hiçbir pişmanlığım yok”
Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan'a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim.
Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, "Rüşvet suçundan" çıkmadım. Ne mutlu ki bana, "yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız" olarak karşınıza çıkmadım
Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza "Vatana ihanetten" de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız” dediğim için çıktım.
Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı?” diyen adam hırsızdır.
“Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır" diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum baş çalandır, hırsızdır.
“Sayın yargıç, ben Kemal Kılıçdaroğlu!..”
Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu!.. Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.
Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.
Sayın Yargıç, Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.
“Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur”
Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim.
Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu.
Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan Emperyal güçlerdi…
O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım: “Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, alevi-sünni, Türk-Kürt değildik”
Biz, dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama işgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren…
Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, Çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan,
Gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış,
Emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.
Anlatacağım Sayın Yargıç, Sizde bunu aziz milletimiz adına ve tarih önünde kayıtlara geçirin. Herkes iyi dinlesin! Bu sözlerime kulak versin! Sayın Yargıç, bu anlatacaklarımın dava konusu ile ne alakası var demeyin!
Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar.
Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. Fazına geçildi! Emperyalistlerin, İşgalcilerin ve Vatanımızda-Çocuklarımızda-Geleceğimizde ve Canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…
85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin İlk aşaması şuydu:
Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, Teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, Ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve "Tek Adam" rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri "TESLİM ALABİLECEKLERİ" bir tek adamda birleştirmekti.
İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “tek adam ve saray rejimi”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump, Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım…”
Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran Saray ne yaptı? İstediklerini derhâl yerine getirdi.
Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?
Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson'ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile.
Sayın Yargıç, Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan'ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor.
“Yolsuzluklara suskun kalanlar onurlarını kaybederler”
Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.
Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar… Sayın Yargıç;
Siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı… Siyaset halka hizmet etme yoludur.
Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölme ve parçalama projesinin ikinci aşaması başlıyor.
Bakınız, BOP’un ikinci aşaması sürecinde Türkiye alenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.
Sayın Yargıç Unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.
Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor.
Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.
Çok değil daha birkaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5'li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.
Bir vatansever için ne kadar acı bir tablo değil mi? Borçlanıyor ve borcumuzu ödeyemez hale geliyoruz. Bunun ekonomi bilimindeki en basit karşılığı şudur: “Para alan, emir alır.”
Ödeyecek paranız yoksa elinizdeki toprakları vermek zorunda kalırsınız.
Kısa, öz ve doğrudan söylüyorum! Erdoğan, Kıbrıs ve Ege de taviz ve toprak verecek. Kendisi daha ilk yıllarında dahi bu amacını şöyle dile getirmişti! Hatırlayın!
“Gerekirse Kıbrıs'tan bir kısım toprakta verilebilir” diyen Erdoğan, “Emir komuta merkezim isterse Papaz elbisesi giyerim” diyen Erdoğan,
“Hem laik hem Müslüman olunmaz” diyen Erdoğan, “Valilere çukurlar eşilirken, dokunmayın talimatını ben verdim” diyen Erdoğan, “Ne istediler de vermedik, bitsin bu hasret, dön gel” diyen Erdoğan…
Kurucu irademiz ve liderlerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e "Ayyaş" diyen Erdoğan, Dolayısıyla Erdoğan; Ülkemiz, devletimiz, birliğimiz ve geleceğimiz için bir tehdit ve tehlikedir.
"BOP'UN ikinci aşaması sadece Kıbrıs ve Ege’den taviz vererek tamamlanmayacaktır"
BOP’un 2. Aşaması sadece Kıbrıs ve Ege’den toprak ve taviz vererek tamamlanmayacaktır Sayın Yargıç! Devam edecek. Ülkemize sokulan ve sayısı belli olmayan ama on milyonlarla ifade edilen,
Geri kalmış dünyanın hemen her tarafından yurdumuza gelen, Eğitimsiz, kayıtsız, geçmişi bilinmeyen ve içerisinde çok sayıda cihatçı olduğu tahmin edilen, milyonlarca sığınmacı,
Emperyal güçlerin Erdoğan eliyle ülkemiz üzerinde kurduğu bu korkunç tablo Bir beka sorunudur.
Sayın Yargıç, lütfen söylediklerimi dikkatlice kayıt altına alın! İç karışıklık, dış müdahale zemini oluşturur.
Bu yakın tarihte her zaman böyle olmuştur. Ekonomisi zayıflatılmış hatta çökmüş, Sınırlarını koruyamayan,
Adalet sistemi tek adama bağlanmış, Denetleme mekanizması yok edilmiş, Şeffaflık ve hesap sorulabilirliği olmayan, Liyakat ve ehliyete göre değil, biat ve itaat edenlerin devlet kademelerine geldiği bir sistem sürdürülebilir değildir.
Irak'ın işgalini hatırlayın lütfen! O dönem ülkemizde başkanlık sistemi denen ucube saray rejimi henüz yoktu.
Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'ı işgal etme talebi Türkiye Büyük Millet Meclisimiz tarafından reddedilmiş, Amerikan askerlerinin ülkemize girişi engellenmişti.
O dönem güçler ayrılığı vardı ve tek adam rejimi yoktu. Peki, o dönem şu anki tek adam rejimi olsa ve Erdoğan Başkan olsaydı…
Sizlere, vicdanlarınıza ve kamuoyuna soruyorum, Erdoğan bu tezkereye "Hayır" diyebilir miydi? Tabi ki hayır. Asla diyemezdi…
Tekrar hatırlayın; beyefendi o dönem Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ediyordu.
Güçler ayrılığı olmayan ve Teslim Alınabilecek – Tekrar ediyorum- yasadışı malvarlığı dolayısıyla teslim alınabilecek tek bir kişi üzerine inşa edilen bu ucube sistem ülkemiz için bir beka sorunudur.
Ben Kemal Kılıçdaroğlu!
75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm,
Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.
Çok büyük bütçeler yönettim, Her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim.
Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım.
Terör örgütü PKK tarafından kurşunlandım, kucağımda şehit verdim. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım.
Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.
"Milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı"
Bunu Aziz Milletimiz bilsin, Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.
Ben Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabi ki var. Sayın Yargıç.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak "Kılıçdaroğlunu aileme emanet ediyorum" diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandığım hata ettim, Evet hatalıyım.
Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim… Pişmanım!
Kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, Sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.
Üzgünüm Sayın Yargıç… Çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan,
Katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahcup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm.
Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, daha birkaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren beş evladımız için üzgünüm.
Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, Gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.
Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm.
Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan'a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.
Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki "Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar" İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.
Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım.
“Hapishaneler bizler için şereftir”
Herkes bilsin ki, bu Aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, Şunu herkes bilsin ki;
100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz: Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans'ın yıldız burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.
Hırsızların dışarıda, namusluların içerde olduğu bir düzende hapishaneler bizler için şereftir…
Ve buradan milyonlar adına sesleniyorum,
Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,
Bütün Kuvvacı kahramanlara selam olsun,
Selam olsun,
Devletin bekası-milletin esenliği için canını hiçbir zaman sakınmamış bütün vatanseverlere, Atatürk ve Cumhuriyet'e bağlılık yemini ettiği için ihraç edilmek istenen Genç Teğmenlere, Yurtdışına çıkmış ama geri döneceklerine inandığım 300 bin gencimize, Ulusal kurtuluşumuza, Güzel ve Aydınlık günlere selam olsun. Yaşasın Türkiye, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.




