Samsun'un Terme ilçesinde yaşayan 58 yaşındaki Abdullah Aslan, uzun süredir görüşmediği kızının borçları nedeniyle gönderilen icra tebligatlarına itiraz etmediği gerekçesiyle büyük bir mağduriyet yaşadığını öne sürdü. Yüzde 70 engelli olduğunu belirten Aslan'ın banka hesaplarına ve mal varlığına bloke konuldu.
Olayın ardından CİMER'e başvuran Abdullah Aslan'ın yaşadıkları, icra tebligatlarının dikkate alınmaması halinde üçüncü kişilerin de borçtan sorumlu tutulabileceği gerçeğini yeniden gündeme taşıdı.
TEBLİGATLARI DİKKATE ALMADI
Samsun'da yaşayan Abdullah Aslan'a, aynı kentte ikamet eden ve uzun süredir görüşmediği kızının borçları nedeniyle tebligat gönderildi.
İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi kapsamında düzenlenen 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerinin muhtardan kendisine ulaşmadığını belirten Aslan, daha sonra gelen üçüncü tebligatı ise sinirlenerek yırtıp attığını söyledi.
Tebligatlara yasal süresi içerisinde itiraz etmediği için kızının borçlarından sorumlu tutulduğu belirtilen Aslan'ın hesaplarındaki paralara ve mal varlığına bloke konuldu.
"BLOKELERİMİN KALDIRILMASINI İSTİYORUM"
Yaşadığı süreci anlatan Abdullah Aslan, mağdur olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Borç kızımın borcu, benim olsa öderim. 15 Haziran'da arsadaki hissemi yeğenime sattım ve o parayla evimin çatısını yaptırmayı planladım. Zaten yüzde 70 engelliyim, her gün 4 saat makineye bağlı yaşıyorum, aksi halde yoğun bakıma düşüyorum. Bana birkaç kez tebligat geldi ancak kızımla uzun süredir görüşmüyorum, gelen evraklara da bu nedenle yanıt vermedim. 17 Haziran'da bankaya gittiğimde hesabıma bloke konulduğunu öğrendim, şoke oldum, cinnet geçirdim."
Aslan, avukatlarla görüşmeye çalıştıklarını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, "Kızımın borcunu ödemeden blokenin kalkmayacağını söylediler. Benim borcum olsa öderim ama bu borç bana ait değil. Kızımın adresi ve iş yeri belli, oradan tahsil edilsin. Ben sadece sesimi duyurmak istiyorum. Benim TC kimlik numaram bana aittir, kimseye ait değildir. Böyle bir işlemi kabul etmiyorum. Blokelerimin kaldırılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum" dedi.
"BORÇ BENİM BORCUM, BABAMIN DEĞİL"
29 yaşındaki Zübeyde Aslan da borcun kendisine ait olduğunu belirterek, babasının mağdur edilmemesi gerektiğini savundu.
Aslan, "Kendi borçlarım nedeniyle babamın mağdur edilmesi yanlış. Bankada bir borcum var, yetkili avukat beni arayıp ödeme talep etti, ben de çalıştığımı ve maaşımdan kesinti yapılabileceğini söyledim. Buna rağmen ailemin evine hacze gidildi. Babam kısa süre önce arsa satmıştı ve o parayla Terme'deki evinin çatısını yaptıracaktı ancak babamın hesabına tedbir konuldu" dedi.
Babası ile uzun süredir görüşmediklerini belirten Zübeyde Aslan, "Babam engelli, ilkokul mezunu, annem okuryazar değil. Borçlarım nedeniyle ailemle aram açıktı ve görüşmüyorduk. Bu yüzden babama gelen tebligatlarla ilgilenilmedi. Babama 89/1, 89/2 ve 89/3 tebligatları gönderilmiş, sonuncusunda durumdan haberdar olduk. Bu süreçte tüm hesaplara ve mal varlıklarına bloke konuldu" ifadelerini kullandı.
"KİŞİSEL VERİLERİME NASIL ULAŞILDI"
Sürece ilişkin hukuki girişimlerde bulunduklarını belirten Zübeyde Aslan, şu açıklamayı yaptı:
"Babamın kişisel verilerine nasıl ulaşıldı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu var. Biz de adli mercilere başvurduk. Borç benim borcum, bunu kabul ediyorum ama bu borç aileme nasıl yüklenir? İnsanlar okuryazar değil, köyde yaşıyor diye bunun üzerinden işlem mi yapılıyor?"
AVUKATTAN KRİTİK UYARI
Olayın hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Haluk Köksoy ise İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesine dikkat çekti.
Normal şartlarda kimsenin başkasının borcundan sorumlu olmadığını belirten Köksoy, resmi tebligatların mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
"İTİRAZ ETMEZSENİZ BORÇ SİZİN SAYILIR"
Avukat Haluk Köksoy süreci şu sözlerle anlattı:
"Alacaklı taraf, borçlunun üçüncü bir kişide alacağı olduğunu iddia ederse, icra müdürlüğü o üçüncü kişiye 89/1 birinci haciz ihbarnamesi gönderir. Bu ihbarnameyi alan kişi, eğer borçluya bir borcu yoksa 7 gün içinde itiraz etmek zorundadır. 'Nasıl olsa benim borcum değil' mantığıyla bu evraklar dikkate alınmaz veya yırtılıp atılırsa, hukuk o borcun sizde olduğunu varsayar."
Köksoy, ikinci ihbarnamede de sürecin aynı şekilde işlediğini belirterek, "Üçüncü ihbarnameden sonra doğrudan itiraz hakkı biter ve kişinin kurtulmak için 15 gün içinde mahkemede menfi tespit davası açması gerekir. Eğer bu da yapılmazsa, asıl borçlu siz olmasanız bile o borcu ödemek zorunda kalırsınız" dedi.
"SADECE AKRABALARA GÖNDERİLMİYOR"
Uygulamanın yalnızca aile bireylerini kapsamadığını belirten Köksoy, "Bu ihbarname borçlunun ticaret yaptığı bir ortağına, çalıştığı iş yerine veya herhangi bir üçüncü şahsa da gönderilebilir. Vatandaşlarımızın e-Devlet üzerinden adlarına açılmış bir icra dosyası olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmesi ve muhtara bırakılan tebligatları mutlaka takip etmesi hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.


