Tuncel Kurtiz’i torunu konserle andı

Türk sinema ve tiyatrosunun unutulmaz oyuncusu Tuncel Kurtiz’in önceki gün doğumgünüydü. Canlandırdığı Ramiz Dayı karakterinin bir repliğinde “Bir gün öleceğiz yeğen, mesele geride ne bıraktığın. Herkes ölür yeğen, kimi toprağa gömülür kimi yüreğe” sözünde olduğu gibi eserleriyle hatırlanıp yüreklere gömülen Tuncel Kurtiz, doğumgününde anıldı. Tuncel Kurtiz’le aynı adı taşıyan Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü 3. sınıf öğrencisi torunu Tuncel Eylik, büyükbabası için arkadaşları ve hocalarıyla bir anma konseri düzenledi

Tuncel Kurtiz’i torunu konserle andı
03 Şubat 2014 Pazartesi 10:31

Sahneye büyükbabasının gömleği, yaşamını yitirdiği gün başında olan yazması ve şapkasıyla çıkan torun Tuncel ve arkadaşları, Tuncel Kurtiz’in sevdiği  Neşet Ertaş’tan, Astor Piazzolla, Bach gibi unutulmaz müzisyenlerin eserlerini piyano, gitar ve çello için yapılan düzenlemeleriyle çaldı. Torun Tuncel Eylik, konserin son eseri olarak Piazzolla’nın “Elveda büyükbaba” isimli eserini çaldı. Konser sırasında Kurtiz’in hayatını anlatan videolar da gösterildi.

Selçuk Yaşar Kampusu’nda gerçekleştirilen konsere, Tuncel Kurtiz’in kızı Aslı Eylik, damadı Talat Eylik, torunu Melis Eylik, tiyatrocu dostları Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof. Dr. Hülya Nutku, yakınları ve sevenleri katıldı. Büyük babasıyla aynı adı taşımaktan büyük gurur duyduğunu belirten Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü 3. sınıf gitar öğrencisi torun Tuncel Eylik, “Edremit’teki otellerinde klasik müzik CD’lerini dinleyerek büyüdüm. Daha sonra klasik müzik okumalıyım, dedim. Onun ismini taşıyorum, onun ismini taşıyan birinin de sanatla ilgilenmesi lazım, diye düşündüm. Bölük Pörçük isimli kitabında  da bahsettiği tango bestecisi Astor Piazzolla’yı çok severdi, fikren de çok beğenirdi. Bir gün otelde benden gitar çalmamı istedi, Piazzolla çaldım, aniden yerinden kalktı ve otel misafirlerinin önünde şiir okumaya başladı. O anı, benim için sonsuza kadar kalacak” dedi.

KURTİZ’İN GÖMLEĞİ, YAZMASI VE ŞAPKASIYLA SAHNEYE ÇIKTI

Büyükbabasının hayat dolu, her zaman hedefleri olan bir insan olduğunu belirten Tuncel Eylik, “Ölmeden önceki sabah kafasında olan yazmayı takıyorum, birlikte Kazdağları’nda yürürken giydiği gömleği de üzerimde, onun kokusu hala duruyor üzerlerinde. Benim doğduğumda 1993 yılında Türkiye’ye geldi, o zaman taktığı şapka bende, onu da sahneye koyak istedim. Sanki bizimleymiş gibi. Ölümle değil, doğumla anılmayı isterdi. Hızına yetişemezdik, bitmek tükenmeyen bir enerjisi vardı. İstediği gibi yaşadı, ama yapacak daha çok şeyi vardı. Bu nedenle onu, ona yakışır şekilde doğumgününde  anmak istedik. Ona bu yakışır” diye konuştu.

BİR FİLM ÇEKMEK, KİTAP YAZMAK İSTİYORDU

Tuncel Kurtiz’in kızı Aslı Eylik de babasını ve son konuşmalarını anlattı. Aslı Eylik, “Babamı Bach’ın bir eseriyle uğurladık, hayatında müziksiz bir an yoktu. Sabah müzikle uyanır, akşama kadar müzik dinlerdi. Oğlum Tuncel, ‘dedemi en güzel müzikle anabiliriz’ dedi. Müziği seçmesinde dedesinin çok büyük etkisi var. Babamla daha fazla vakit geçirdi, kucağına doğdu dedesinin. Tunel’e ‘Ne yaparsan yap en iyisi ol, limon sat ama en iyisi sen ol’ derdi. Geçen yıl doğumgününde aradığımda, ‘Bir yaş daha aldım, 77 oldum, 87, 97 de olurum, daha yapacak çok işim var. Bir fim yapmak, kitap yapmak istiyorum’ demişti. Ölmeden 4 gün önce doğümgünüm 23 Eylül’de beni aradı, ‘A benim güzel kızım, kaç oldun’ dedi. Doğduğum günü konuştuk, onu günü hatırladı. Son konuşmamız bu oldu. Çalışıp üretmeyi severdi. Bana demişti ki ‘Aslı ben ayakta ölmek istiyorum, filler gibi ayakta ölmek istiyorum’. Çok yazık, kabullenemedim onun ölümünü, ancak tam da istediği şekilde filler gibi ayakta öldü” dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.