Ekonomi İzleme Komisyonu Sorumlusu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Baylan ev sahipliğinde, Komisyon Koordinatörü Yönetim Kurulu Üyesi İrfan İnanç Yıldız’ın katkıları ile yapılan toplantıda sektörün sorunları ve çözüm önerileri sıralandı. Finansmana erişimden küresel rekabete, nitelikli iş gücünden hammadde tedarikine kadar sanayicinin gündemindeki sorunların tespiti ile beraber çözüm önerilerinin yer aldığı notlar, önümüzdeki günlerde rapora dönüştürülerek kamuoyu ile paylaşılırken, ilgili kurumlara da gönderilecek.

İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, çalışmanın sahadaki reel verileri, sanayicinin ilk elden karşılaştığı yapısal tıkanıklıkları ve mikro ölçekteki dinamikleri doğrudan belirlemek amacıyla başlatıldığını söyledi.

İZSİAD’ın yalnızca sorunları dile getiren değil, çözümün de aktif bir parçası olan yapıcı bir sivil toplum kuruluşu anlayışıyla hareket ettiğini belirten Yüksel, “Küresel ekonominin yapısal bir dönüşümden geçtiği, yeşil mutabakat normlarının ticaret duvarlarını yeniden şekillendirdiği ve sıkı para politikalarının finansmana erişimi zorlaştırdığı kritik bir dönemdeyiz. Sanayicimizin sahada karşılaştığı sorunları doğrudan tespit etmek ve bunları somut politika belgelerine dönüştürmek amacıyla sektör taramalarımızı başlattık. Bu çalışmaları sektör bazlı üye odak grup toplantılarıyla sürdürecek, İzmir iş dünyası, yerel yönetimler, ekonomi bürokrasisi ve karar vericiler arasında veri temelli ve kalıcı bir diyalog zemini oluşturmaya çalışacağız” dedi.

Ekonomi İzleme Komisyonu tarafından derlenen notlarda, öne çıkan sorunları 7 başlıkta toplandıklarını ifade eden Yüksel, Çözüm Önerilerini ise 5 başlıkta sunduklarını vurguladı.

Sorunlar:

1. Mali yükümlülükler ve likidite sıkışıklığı

KDV iadelerinde bürokrasi ve finansal yük:

Yatırım teşvik belgeli satışlar, ihracat işlemleri ve indirimli orana tabi faaliyetlerden doğan KDV iadelerinin bir yıla yaklaşan sürelerde sonuçlanması, yüksek enflasyon ortamında işletme sermayesinin erimesine ve firmaların likidite kaybı yaşamasına neden oluyor.

Kâr dağıtım stopajının yatırımlara etkisi:

Kâr dağıtımında uygulanan yüzde 15 oranındaki stopaj yükü, firmaların öz kaynaklarını güçlendirmesini ve elde edilen kârı yeniden yatırıma yönlendirmesini zorlaştırıyor.

Tevkifat ile tahsilat vadelerinin uyuşmaması:

Yüzde 20 oranındaki satış KDV’si ve tevkifat kesintilerinin peşin ödenmesine karşılık piyasadaki tahsilat vadelerinin uzun olması, sanayicinin nakit akışını bozarak ilave finansman yükü oluşturuyor.

Kayıt dışı ekonomi:

Kayıt dışı faaliyetlerin yasal çerçeveye alınmasındaki gecikmeler, vergi adaletini zedelerken yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren sanayiciler açısından haksız rekabet yaratıyor.

2. Finansmana erişim ve makroekonomik göstergeler

Yüksek borçlanma maliyetleri:

Yüksek faiz oranları firmaların finansal kuruluşlara bağımlılığını artırırken işletme kârlılıklarının önemli bir bölümünün finansman giderlerine ayrılmasına neden oluyor.

Talep daralması ve borçların çevrilebilirliği:

İç ve dış pazarlardaki talep daralması, yüksek maliyetli kredilerin geri ödeme dönemlerinde ciro yetersizliği ve nakit akışı sorunlarının yaşanmasına neden oluyor. Rakiplerimizin bizim sanayicimize göre çok düşük faizli ve çok uzun vadeli kredi kullanma imkanları da rekabette bir adım geriye düşmemize yol açıyor.

3. Küresel rekabet ve dış ticaret riskleri

Asya menşeli üreticilerin fiyat baskısı:

Çin ve Hindistan gibi ölçek ekonomisi, hammadde avantajı ve sübvansiyonlu enerji imkânlarına sahip ülkelerin agresif fiyat politikaları, yerli üreticilerin pazar payını ve yerel sanayi ekosistemini tehdit ediyor.

Uluslararası ticaret anlaşmalarında değişen dengeler:

Avrupa Birliği ile Hindistan ve Latin Amerika ülkeleri arasında yürütülen Serbest Ticaret Anlaşması süreci, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden kaynaklanan geleneksel rekabet avantajını zayıflatma riski taşıyor.

Yeşil dönüşüm ve karbon vergisi:

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya alınan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve karbon vergisi normları, emisyon yoğun metal ve demir-çelik sektörlerinde hızlı uyum ve ilave finansman ihtiyacı yaratıyor.

Anti-damping önlemlerinin yetersizliği:

İthalatta yerli üreticiyi koruyacak anti-damping ve gözetim uygulamalarının hız ve kapsam bakımından yetersiz kalması, küresel arz fazlasının iç pazara yönelmesini kolaylaştırıyor.

Reel kur ile enflasyon arasındaki makas:

Döviz kurlarının yurt içi üretici enflasyonunun gerisinde kalması, ihracatçıların fiyatlama kabiliyetini azaltarak firmaları maliyetine veya zararına satış yapmak zorunda bırakıyor.

4. İş gücü ve istihdam piyasası

İşçilik maliyetlerinin artması:

Genel işletme ve yaşam maliyetlerindeki yükselişin ücretlere yansıması, üretim maliyetleri içindeki işçilik payını artırıyor.

Nitelikli iş gücü ve mesleki eğitim boşluğu:

Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknik ve nitelikli iş gücünün yeterince karşılanamaması, mesleki eğitim müfredatı ile reel sektör beklentilerinin tam olarak örtüşmediğini gösteriyor.

Ücret skalasında dengelenme sorunu:

Asgari ücrette yapılan güncellemelerin kıdemli mühendis ve teknisyenlerin ücretlerine de yansıması, işletmelerin öngörülebilir bütçe yönetimini zorlaştırıyor.

5. Hammadde tedariği ve üretim yapısı

Hammadde fiyatlarındaki volatilite:

Metal, çelik ve plastik türevi hammadde fiyatlarındaki öngörülemeyen dalgalanmalar, üretim planlamasını ve küresel tedarik zinciri yönetimini sekteye uğratıyor.

Demir-çelik sektöründeki yapısal girdi dezavantajı:

Türkiye’de çelik üretiminin büyük ölçüde hurdaya dayalı ark ocaklarında yapılması, yüksek hurda maliyetleri nedeniyle demir cevherine dayalı entegre üretim yapan Çin karşısında maliyet dezavantajı oluşturuyor.

Katma değerli üretime geçiş zorunluluğu:

Geleneksel üretim modellerindeki kâr marjlarının daralması, sektörün yüksek teknolojiye ve katma değerli ürünlere yönelmesini zorunlu hâle getiriyor.

6. Piyasa denetimi ve rekabet eşitliği

Kayıt dışı yapıların denetim dışında kalması:

Standart dışı ve merdiven altı üretim yapan işletmelerin yeterince denetlenmemesi, yasal yükümlülüklerini yerine getiren kurumsal firmalar üzerinde haksız rekabet baskısı yaratıyor. Mevcut denetimlerin ağırlıklı olarak kayıtlı işletmeler üzerinde yoğunlaşması da rekabet eşitsizliğini artırıyor.

7. Kamu politikaları ve makro yönetim süreçleri

Mevzuat süreçlerinde katılımcılık eksikliği:

Sanayi ve ekonomiyi ilgilendiren düzenlemelerin hazırlık aşamasında, sahadaki uygulayıcılar ile çatı örgütlerin görüşlerine daha fazla yer verilmesi bekleniyor.

Ekonomi yönetiminde öngörülebilirlik ihtiyacı:

Makroekonomik istikrarın, vergi adaletinin ve hukuki öngörülebilirliğin güçlendirilmesi, iş dünyasının orta ve uzun vadeli yatırım kararları alabilmesinin temel koşulu olarak öne çıkıyor.

Kamuda tasarrufun bütüncül uygulanması:

Sıkı para politikasının oluşturduğu yükün yalnızca özel sektör tarafından taşınmaması ve ilan edilen tasarruf tedbirlerinin tüm kamu kurumlarında tavizsiz biçimde uygulanması isteniyor.

Selektif kredi ve teşviklerin yetersizliği:

Üretici ve ihracatçılara yönelik kredi mekanizmaları ile skorlama sistemlerinin reel sektörün finansman ihtiyacını karşılayacak ölçüde esnek ve kapsayıcı olmadığı belirtiliyor.

Çözüm Önerileri:

1. Finansal likiditeyi ve KDV sistemini rahatlatacak öneriler

İhracatçılara özel KDV sistemi:

Vergi uyumu tam ve uzun süreli ihracat performansına sahip üreticiler için “Güvenli Tedarikçi Puanlama Sistemi” kurulması önerildi. Bu firmaların yurt içi hammadde alımlarında KDV’den muaf tutulması veya tevkifat uygulamalarının esnetilmesi istendi.

YMM raporlarıyla hızlı KDV iadesi:

Yeminli Mali Müşavir raporlarının sunulmasının ardından teminat mektubu aranmadan KDV iadelerinin hızla firmaların hesaplarına geçirilmesi önerildi. Bu uygulamanın piyasaya doğrudan likidite sağlayacağı ifade edildi.

Zafer Bayramı’nda ulaşım yüzde 50 indirimli
Zafer Bayramı’nda ulaşım yüzde 50 indirimli
İçeriği Görüntüle

Dahilde İşleme Rejimi’nde teminat kolaylığı:

Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki ithalatlarda uygulanan yüksek teminat yükünün azaltılması istendi. Üretim ve ihracat taahhüdü karşılığında yüzde 5 ile yüzde 10 arasında sembolik bir teminatla işlemlerin yürütülmesi önerildi.

Kurumlar vergisi ve ihracat indirimi:

Üretim kazançlarına uygulanabilecek kurumlar vergisi indirimlerinin ihracatçı sanayiciler için ilave avantajlarla desteklenmesi önerildi. Kurumlar vergisinin yüzde 25’ten yüzde 12,5’e indirilmesi senaryosunda ihracatçıya ek 5 puanlık avantaj sağlanmasının yatırımları hızlandıracağı belirtildi.

Fire oranlarının güncellenmesi:

Üretim teknolojilerindeki değişim dikkate alınarak proje bazlı fire oranlarının yeniden belirlenmesi istendi. Güncel oranların sanayi odalarının raporlarıyla tescil edilerek vergi idareleri tarafından esas alınması önerildi.

2. Uluslararası rekabet ve dış ticaret stratejileri

Proaktif koruma ve anti-damping önlemleri:

Haksız biçimde sübvanse edilen Asya menşeli ürünlerin iç pazara girişine karşı daha etkin tedbirler alınması talep edildi. Teknik engellerin, gözetim belgelerinin ve koruyucu tarife araçlarının gümrüklerde etkili biçimde uygulanması önerildi.

Döviz kuru ile enflasyonun dengelenmesi:

İhracatçının dış pazarlardaki rekabetçi fiyatlama yeteneğinin korunması amacıyla döviz kurlarının reel enflasyon oranlarıyla ilişkisini sağlayacak makro ihtiyati tedbirlerin devreye alınması önerildi.

Yeni pazarlar ve ticari koridorlar:

Ticaret Bakanlığı destekleriyle yeni ihracat pazarlarının belirlenmesi istendi. Ukrayna’nın yeniden imarı gibi potansiyel taşıyan alanlar başta olmak üzere yeni lojistik ve ticari koridorların haritalandırılması önerildi.

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu:

Avrupa Birliği ile ilişkilerde ticari izolasyona yol açabilecek geçici çözümlerden kaçınılması gerektiği ifade edildi. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği değer zincirlerinin merkezinde yer alması yönündeki vizyonun sürdürülmesi istendi.

Madencilik ve stratejik element teşvikleri:

Demir cevheri ve nadir toprak elementleri gibi sektörün temel girdilerinin yurt içinde aranması, çıkarılması ve işlenmesi önerildi. Bu alanların stratejik teşvik kapsamına alınması talep edildi.

3. İstihdam piyasası ve mesleki eğitim reformu

Erken dönemde yetkinlik odaklı eğitim:

Çocukların analitik ve teknik yetkinliklerinin erken yaşlarda belirlenebileceği bütüncül bir eğitim modeli önerildi. Öğrencilerin yeteneklerine uygun biçimde mesleki eğitime yönlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Sanayi ile meslek liselerinin entegrasyonu:

Mesleki ve teknik Anadolu liselerinin hami okul modeliyle organize sanayi bölgelerine ve fabrikalara bağlanması istendi. Öğrencilerin uzun dönemli stajlarını doğrudan üretim ortamında gerçekleştirmesi önerildi.

4. Denetim optimizasyonu

Risk bazlı dijital denetim:

Kayıt dışı ve merdiven altı işletmelerin enerji tüketimi, iş gücü hareketleri ve lojistik veriler üzerinden belirlenmesi önerildi. Bu verilerin yapay zekâ tabanlı sistemlerle incelenerek denetim yükünün yalnızca kurumsal firmalar üzerinde yoğunlaşmasının önüne geçilmesi istendi.

5. Katılımcı yönetim ve kamu-STK diyaloğu

Yasama süreçlerinde istişare mekanizması:

Sanayi ve ticareti doğrudan ilgilendiren yasa tasarılarında STK’lar ile odaların görüşlerinin kanunlaşma öncesinde alınması önerildi. Komisyon seviyesinde çalışacak kalıcı istişare kurullarının yasal zemine kavuşturulması istendi.

İzmir Ekonomi Forumları:

İzmir iş dünyasının ortak sorunlarının çözümü için milletvekilleri, yerel yönetimler ve STK liderlerinin dönemsel forumlarda bir araya gelmesi önerildi. İzmir Ekonomi Forumları çatısı altında Ankara nezdinde ortak ve güçlü bir savunuculuk çalışması yürütülmesi istendi.

Yüksek faiz ortamından uzun vadeli ve yatırım teşvikli finansmana geçiş:

Makroekonomik dengelerin elverdiği ölçüde üretim hatlarının modernizasyonunu ve yeşil dönüşümü destekleyecek finansman paketleri hazırlanması önerildi. Bu yatırımlar için sübvanse edilmiş, uzun vadeli sanayi kredilerinin devreye alınması talep edildi.