Noyan Vural Mimarlık Kurucu ve Sahibi Noyan Vural, Gelişen Kentler ve Projeler programında Burak Yılkan ve Kemal Cem Pülten’in konuğu oldu ve mimarlık dünyasındaki tecrübelerini ve İzmir’e olan bağlılıklarını paylaştı. İzmir’i seven bir ofis olduklarını belirten Vural, 15 yıldır sektörde faaliyet gösterdiklerini ve İzmir’in farklı üniversiteleriyle devam eden ilişkilerinin altını çizdi.
İzmir’i seven bir ofis olduklarını söyleyen Noyan Vural, “15 yıldır Noyan Vural çatısı altında üretim yapıyoruz. Ondan önce farklı ofislerde çalışıp deneyim kazandık. İzmir’in çeşitli üniversiteleriyle hala ilişkilerimiz devam ediyor. Aktif olarak İzmir’de yaşamayı ve üretmeyi seven bir ofisiz” dedi.
Hangi alanlarda hizmet veriyorlar?
Hangi alanlarda çalışmalar yaptıklarını belirten Vural, “Sanayi yapıları, ofis binaları, konutlar, şarap evleri, eğitim kurumları gibi yerleri yaptık. Sipariş üzerine çalıştığımız için gelen talepler üzerine üretimler yapıyoruz. Ağırlıklı olarak yapı yapıyoruz. Tasarladığımız yapının her şeyiyle ilgilenerek ve hayal ettiğimiz yapıyı paydaşlarımızla birlikte organize olarak inşa etmeye çalışıyoruz. Biz sadece mimarlık hizmeti veriyoruz ama bizim dışımızda başka disiplinler var ve bu disiplinlerle birlikte iyi organize olmak zorundasınız. Bu yüzden herkes birbirini anlayarak ortak bir hedefe gitmeye çalışıyor” diye konuştu.

Kontrolümüz dışında olan şeyler de var
Mimarların son noktada devreye girdiğini vurgulayan Noyan Vural, “Bizlerin mimar olarak dokunabildiğimiz noktalar aslında parsel bazında müdahaleler. Kentin tamamına dair bir tasarı olanağımız yok. Bunu sadece mimar olarak okumak da çok doğru gelmiyor bana. Sonuç itibariyle yapılaşmış çevre toplumun ortalamasının birlikte yaptığı bir şey. Mimar bu işin son noktasında bulunan kişi. Bütün şehre müdahale etme noktasında bambaşka kademeler var. Yerel yönetimler var, meclis üyeleri var, yönetmeliklere karar veren plancılar var. Halkın ya da sizin isteğiniz dışında hayat akıyor ve bu akan hayata karşı ihtiyaçlar belirleniyor. Bütün bunlar bizlerin kontrolü dışında olan şeyler aslında” ifadelerini kullandı.
En arızalı durum
Kentsel dönüşümdeki sorunlara dikkat çeken Vural, “İleri toplumlardaki kentsel dönüşüm projelerini incelediğinizde genlikle kente dair sıkıntılı bölgelerin boşaltıldığını ve başka yerlere aktarıldığını görürsünüz. Bizde ise kentsel dönüşüm sadece eski yapıların yıkılıp yeniden yapılması üzerine oluyor. Bu işin finansal zorlukları da var. Çözüm olarak kat karşılığı model gibi bir şey geliştiriliyor ve bizde çok yaygın. Bence kentler için en arızalı durum bu. Siz metrekareyi arttırmadan insan sayısını arttırıyorsunuz. Bu metod çok sancılı. Kentler her geçen gün yoğunluğu artan ve yaşanması zor hale gelen alanlara dönüşüyor” açıklamasında bulundu.
Yapılaşma toplumu yansıtıyor
Kent içindeki yapılaşmayı değerlendiren Noyan Vural, “Mimarlık mesleğinde çok fazla değişken ve karar verici mekanizma var. Bizim dışımızda bir belediye, yerel yöneticiler ve kullanıcılar var. Gördüğümüz yapılaşmış çevre toplumun ortalamasının, hayattan beklentisinin fiziki olarak şekillenmiş hali aslında. Bizler bu hayatta nelere öncelik veriyorsak fiziki olarak da bu inşa ediliyor. Bizler metrekareye öncelik verdiğimiz için, bunu bir rant olarak gördüğümüz için hayattaki yapılaşmış çevrede gördüğümüz şeyler hakkından daha fazla büyüyen, üst üste yığılan, yarı açık mekani çok fazla olmayan mekanlar silsilesi görüyoruz” sözlerini kullandı.
Denetim mekanizması iyi
Vural, denetimlerin iyi olduğunu da söyleyerek, “Denetim mekanizması iyi işliyor. İnsanın olduğu her yerde kolaycılık refleksi var zaten. Biz mimarlar olarak şehre dair önerilerde bulunabiliriz ama bazı refleksler hepimizde kazanılması gereken şeyler. İkna olan kişilerin de beklentilerinin sizinle paralel olması lazım. İnsanları anlamamız lazım. Her konuda haklıyız dememeliyiz” dedi.
Mimarın sorumluluğu ne kadar?
Mimarların sorumluluk alanları hakkında da bilgiler veren Vural, “Mimarlık ilginç bir meslek. Tasarım olarak başka bir şey. Toplumdaki anlamı başka bir şey. Yapının ömrü ne kadarsa o kadar yıl sorumluluğunu hissettiğiniz bir şey. Beğenmediğimiz en kötü bir bina bile emekle yapılıyor. Bunu düşünerek bakmamız lazım. Mimarlık hem katma değer yaratıyor hem uzun yıllar sorumluluk üstünde kalıyor” diye belirtti.
Usta çırak ilişkisi önemli
Noyan Vural, Türkiye’deki mimarlık eğitimini de değerlendirerek, “Tarih boyunca usta-çırak ilişkisiyle yürümüş bu. İnsanlar ilk yapılarını 45-50 yaşından önce yapamazmış. Çünkü o işi öğrenip belli aşamalardan geçecek. Bu meslekte çok meraklı ve araştırmacı olmanız lazım. Kafa yoruyor olmanız lazım, içinizde hissediyor olmanız lazım. Bir işi yapmak ve yönetmek deneyim gerektiriyor. Analitik düşünebilen ve karşılaştığı sorunlar karşısında kendi formülünü üretebilen insanlar mimarlığa yatkındır” açıklamalarında bulundu.
Ara eleman konusuna da değinen Vural, “Keşke ara eleman üretebilsek. Bu çok daha kıymetli olacak. Hayat sizden çok hızlı bir şekilde proje üretmenizi bekliyor. Yapay zeka bir gün içerisinde size bir gökdelenin mekaniğini, elektriğini, statiğini çözerek verebilir. Ve datasındaki tüm bilgileri kullanarak” dedi.


