Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanması ve yerine kayyım atanmasına ilişkin konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklama kararına karşı “Diyorlar ki 2015'te Remzi Kartal'la telefon görüşmesi yapmışsın. Bakıyorsunuz 2015'te Remzi Kartal'la AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Meclis Başkanvekili oturmuşlar yemek yemişler. Geçtiğimiz seçim öncesinde Öcalan'ın mektubunu okuyan sosyolog, Remzi Kartal'la 8.5 saat görüşmüş. Remzi Kartal'la görüştü diye içeri atarsanız AK Parti'de kimse kalmaz” diyerek sert tepki gösterdi.

Protestoya katılan, açıklamalar yapan ve kendisini arayan partilere teşekkür eden Özel, “Cumhuriyetimizin 101. yılını kutladık. 101 yılında nice badireler atlattık. Darbeler, darbe girişimleri, terör saldırıları yaşadık ama yıkılmadık. Karşımıza her türlü kötülüğü diktiler, sinmedik, eğilmedik, teslim olmadık. Bugün de millet iradesine bir saygısızlık eden iktidarın ve onun büyük küçük, görünür görünmez ortaklarının giriştiği bu darbeye karşı dimdik ayaktayız, biriz, beraberiz” ifadelerini kullandı.

“Eş zamanlı olarak belediyeye gittiler. Devletin belediyesinin kapısını balyozla kırdılar” diyen Özel, “Belediye meclisi üyesi avukatlarımız içeri alınmadılar. Ne evde avukat vardı ne belediyede. Bu hukuksuzca temin edilen bazı evrakları, dergileri kimin oraya koyduğunu bilmediğimiz, Ahmet Başkan'ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile tutuklanırken gerekçe olarak gösterdiler” diye konuştu.

Özel, “İki kişiden birinin oyuyla, rekor oyla Türkiye'nin en büyük ilçesini Ahmet Hoca kazandı. Dün yaşanan süreç tamamen hukuksuzluk, usulsüzlük, bir kumpasın tüm işaretlerini barındırmaktadır” değerlendirmesini yaparak, Ahmet Özer’in mesajını okudu:

“Elimde bir not var, beş dakika önce bana ulaştırıldı. Silivri Cezaevi'nden Ahmet Özer'in halkımıza selamlarıyla bize ulaşan ilk mesajı şu şekildedir: "İlk sözümüz personel ve arkadaşlarımın işlerine dört elle sarılmasıdır. Vatandaş asla mağdur olmamalıdır. Daha güçlü çıkacağım ve hizmetlerime kaldığım yerden devam edeceğim.”

Esenyurt Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingden seslenen Özgür Özel’in açıklamalarından  satırbaşları şöyle:

“Darbeye karşı dimdik ayaktayız”

- Yayına ne kadar gidiyor bilmiyorum ama duymasını istiyorum. Ahmet Başkan Esenyurt Meydanı. On binler hep beraber azdan haykırıyor. 'Ahmet Başkan yalnız değildir' diyorlar. Dün, dün yaşanan süreç tamamen hukuksuzluk, tamamen usulsüzlük, tamamen bir kumpasın tüm işaretlerini barındırmaktadır. Ahmet Başkan her sabah 8.30'da gittiği belediyeye, 8.30'da davet edilse ifade vermeye gidebilecekken sabah 5'te çilingirle kırarak evinin kapısına dayandılar. Eşi telaşla, korkuyla kapıyı açtı. Durumu izah etmek yerine itip geçtiler. 'Müsaade edin, uyandırayım gelsin' dedi. 'Hayır' dediler. Ahmet Özer'in yatak odasına gidip polisler kendisini bizzat uyandırdılar. Bunu bilerek yaptılar. Oradaki muamele, kötü muamele, ahlaksız muamele, kanunsuz muamele eninde sonunda bir kez daha bu milletin vicdanından dönecektir. Bunu bir kenara yazın.

- Yanında belediyeye aynı zamanda, eş zamanlı gittiler. Devlet dairesinin, devletin belediyesinin kapısını balyozla kırdılar. İçeri girdiler. Kapıda avukatlar yetişip, belediye meclis üyesi avukatlarımız yetişip aramaya hakları olduğu için tanıklık etmek istediler, içeri alınmadılar. Ne evde avukat vardı ne belediyede. Ve Ahmet Başkan'ı tutuklarken bu hukuksuzca temin edilen bazı evrakları, kitapları, dergileri kimin oraya koyduğunu bilmediğimiz, Ahmet Başkan'ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile tutuklanırken gerekçe diye gösterdiler.

“Remzi Kartal'la görüştü’ diye içeri atmaya kalkarsanız, AK Parti'de kimse kalmaz”

- Onun için ve tutuklama sırasında efendim onunla görüşmüş, bununla görüşmüş... ‘10 yıldır dinliyorduk’ diyor. ‘10 yıldır terörle irtibatlı’ diyor. 10 yıl geriye kimin teröristlerle telefonlaştığına gidersek AK Parti'de FETÖ terör örgütüne mensup olmayan 10 kişi kalmaz, 10 kişi.

Alaattin Yüksel CHP’den istifa etti
Alaattin Yüksel CHP’den istifa etti
İçeriği Görüntüle

- Diyor ki 2015 yılında, diyor ki ‘Sen’ diyor ‘Remzi Kartal'la belli sayıda telefon görüşmesi yapmışsın.’ Bir bakıyorsunuz, 2015 yılında Remzi Kartal'la, o dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Meclis Başkan Vekili, her ikisi de milletvekili oturmuşlar, yemek yemişler. Ya da geçtiğimiz seçim o zamanlar Munzur Üniversitesi'nden getirdikleri sosyolog gidip de adadan mesaj getirince onu okuyan öğretim görevlisi Remzi Kartal'la 8,5 saat görüşmüş, 8,5 saat. ‘Remzi Kartal'la görüştü’ diye içeri atmaya kalkarsanız AK Parti'de kimse kalmaz, yöneticiniz de kalmaz sizin.

“Savcı Akın Gürlek, Zekeriya Öz'ü hatırlıyor musun? Sıçan gibi kaçtı”

- Ahmet Hoca'nın tutuklanacağını dün öğle saatlerinde Erdoğan açık açık söyledi. Yani kararı vermişler, talimatı vermişler, şekil şartı tamamlıyorlar. Biliyorsunuz Canan Kaftancıoğlu davasında, Selahattin Demirtaş davasında, Sözcü Gazetesi davasında, Hrant Dink davasında as dediklerini asan, kes dediklerini kesen sarayın talimatlarını yerine getiren biri vardı ve onun adı onun adı 'seyyar giyotin'di. Mahkeme mahkeme gezdirip adaleti katlettirmişlerdi. Onun adı onun adı 'adaletin celladı'ydı. Son görevi bakan yardımcılığıydı. Siyasiydi. Bir telefonla bana İstanbul'da lazımsın diye ta devletin en tepesindekinden aldığı emirle koştu geldi ve dünkü operasyonu yönetti.

- Buradan sesleniyorum: Sayın Erdoğan'ın talimatıyla gelip de bu operasyonlara girişen Akın Gürlek, Zekeriya Öz'ü hatırlıyor musun Zekeriya Öz'ü? Ona da talimatı FETÖ veriyordu, kumpas yapıyordu, bıçağının iki tarafı da kesiyordu, kibrinden yanına yanaşılmıyordu. Sonra günü gelince sıçan gibi kaçtı. Sen Recep Tayyip Erdoğan'ın Zekeriya Öz'üsün Akın Gürlek, Zekeriya Öz'üsün. Akın Gürlek savcı değildir. Akın Gürlek hukukçu değildir. Akın Gürlek vicdanı olmayan aklı olmayan, hastane hastane sürünen mahkumları bile cezaya boğan ama Akın Gürlek adliye adliye adalet katledilsin diye gezdirilen bir cellattır. Bu vicdansız bu millete hesap verecektir. Söz veriyorum.

“Akın Gürlek sadece bunu yapmaya gelmedi”

- Ahmet Başkan'a bunu yapan Akın Gürlek sadece bunu yapmaya gelmedi. Oyun büyük, kumpas büyük, talimat en yukarıdan. Bu oyunu, bu kumpası görüyoruz. Yapılanın önce Esenyurt'un seçme hakkına, sonra İstanbul'un seçme hakkına müdahale olduğunu, hevesin niyetin kumpaslarla Türk milletinin seçme hakkını kısıtlamak olduğunu, kendileri için risk gördüklerini, bileğini bükemediklerini seçimde karşısına geçmeye korktuklarını, ekarte etmeye çalışan bu anlayışa teslim olmayacağız.

“Erdoğan, meydanın sesini duyuyor musun?”

- Recep Tayyip Erdoğan, ahmak davasıyla mı, kumpas davasıyla mı, onunla mı, bununla mı diye düşünme. Aklından geçeni piyonlarına, cellatlarına yaptırmaya çalışma. Cesaretin varsa zaten bıçak kemikte. Kaçma, gel, çık karşımıza. Biz seçime hazırız! El mi yaman, bey mi yaman, varsa cesaretin. Sayın Erdoğan, bir ses duyuyorum. Sen duyuyor musun? Sen dün sözünü söyledin. Maşanla, silahşörünle, talimatınla sözünü söyledin. Çirkin kayyumunu Beyoğlu'nda partili kaymakam olan kişiyi dün vali yardımcısı yapıp Esenyurt'un başına yolladın. Senin sözün bu. Bak, Esenyurt'un meydanı sözüne karşı ne diyor? Duyuyor musun? Hükümet istifa diyorlar. Bir duralım, duymamış olabilir. Bir daha söylüyorum Erdoğan, Esenyurt meydan tek yürek, tek ses, hepsi birden sana sesleniyor, hükümet istifa! diyorlar.

“Türkiye'de yeniden bir kutuplaşma istiyorsun”

- Senin seçim kaybetme korkun, Esenyurt'tan başlayarak İstanbul'u, İstanbul'dan başlayarak Türkiye'yi kuşatma gayretin ve bu kirli hesapların hepsinin farkındayız. Türkiye'de yeniden bir kutuplaşma istiyorsun. İstiyorsun ki kutuplaşma olsun, gerilim olsun, vatandaş derdini konuşamasın. Yoksulluk var, işsizlik var, hayat pahalılığı, enflasyon yüksek ve senin derdin gündemi meşgul etmek, tartışma yaratmak, gerilim çıkarmak. Mirasçısı olduğunuz FETÖ’vari kumpas yöntemlerine başvurmaları güçlerinden, cesaretlerinden değil acizliklerindendir. Birlikten, beraberlikten yana değiller. Ayrılıktan, kavgadan, gözyaşından beslenmek isterler. Kavganın gürültüsü halkın sesini bastırsın isterler ve bunun için oyun kuruyorlar ama biz milletin gündemini konuşacak, halk iradesinin yanında duracağız.

“Sinei-i millete demek ‘erken seçim’ demek değildir”

- Şimdi yeni bir oyun var. Yeni bir oyun. Anayasayı değiştirmenin, anayasayı değiştirmenin yeni bir oyununu bulmuşlar. Birtakım hesaplardan, sosyal medya hesaplarından hep birlikte şöyle yazıyorlar, şöyle yazıyorlar.

- ‘Demokrat Parti, CHP, muhalefet Meclisten çekilsin. Sinei-i millete dönün, erken seçim yapılsın.’ Bakın ben size hesabı söyleyeyim. Tut ki 130 vekil, sadece biz, ya da toplam 200 vekil, siyine-i millet dedik. Siyine-i millet erken seçim doğurmuyor. Sinei-i millete ara seçim doğuruyor. Ara seçim, 90 gün sonraki ilk pazar. Sen çekilmişsin, bir daha girmiyorsun. AK Parti ile MHP giriyor. O 200 milletvekilinin 100'ünü alıyor ya da 130 milletvekilinin 80'ini alıyor. Mevcut 320'nin üstüne ekliyor. 400 vekili alıyor; ne sana, ne bana, ne başkasına ihtiyacı olmadan anayasayı değiştiriyor, canı ne istiyorsa onu yapıyor. Buradan bütün muhalifleri uyarıyorum. 'Sinei-i millete demek 'erken seçim' demek değildir. 90 gün sonra ara seçimdir, AK Parti ile MHP'nin kurduğu tuzaktır, bu tuzağa kimse kapılmasın.

- Ama biz erken seçim için ne gerekiyorsa onu yaptırmaya, sesimizi yükseltmeye hep beraber mecburuz. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı olarak sizlere söz veriyorum ki, tüm kurumlarımın ve tüm örgütümüzün gücüyle. Örneğin yarın, sabahleyin grup toplantımızı Ahmet Özer'i ziyaretimin hemen sonrasında Silivri Cezaevi'nin önünde yapıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi