Mevcut iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “Borsa düştü diye hesabı borsadan soruyorlar. Tansiyon hastasının tansiyon aletini kırması gibi. Yiyor, içiyor, tuzlu yiyor, yağlı yiyor, tansiyon çıkınca aleti kırıyor. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir anlayış olur mu? Bu yüzden gerçeğe aykırı bilgi diye bir suç icat ettiler ve Sayın Erdoğan, ‘Ben bilirim’ diyerek ekonomide yaptığı deneyle yoksuldan aldı, zengine verdi ve bunun sonunda ülkede her şey birbirine girdi” yorumunu yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Önceki gün yaşanan Borsa İstanbul’daki spekülasyona dikkat çeken Özel, “Borsa niye düşer? Güven ortamı yoksa düşer. Tedirginlik varsa düşer. Hukukun üstünlüğüne inanç sarsıldıysa düşer. Borsada yabancı niye çıkar? Türkiye'deki ortamdan endişeliyse çıkar. Ne zaman gelir? Türkiye'nin yarınlarına inanıyorsa gelir. Şimdi bunların hepsini bir tarafa bırakmışlar. Borsa düştü diye hesabı borsadan soruyorlar. Tansiyon hastasının tansiyon aletini kırması gibi. Yiyor, içiyor, tuzlu yiyor, yağlı yiyor, tansiyon çıkınca aleti kırıyor. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir anlayış olur mu? Bu yüzden gerçeğe aykırı bilgi diye bir suç icat ettiler ve Sayın Erdoğan, ’Ben bilirim’ diyerek ekonomide yaptığı deneyle yoksuldan aldı, zengine verdi ve bunun sonunda ülkede her şey birbirine girdi” dedi.

Grand Kartal yangın faciası: Bilirkişiye ‘Bakanlığı çıkar oradan’ dediler

Özel, 36’sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği Bolu Kartalkaya turizm bölgesinde bulunan Grand Kartal Otel yangınında bilirkişi krizine ilişkin de konuştu.

Yangın soruşturmasında ilk görevlendirilen bilirkişilerin hazırladığı rapora Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından ‘korsan’ denilerek sorumlu kurumların isminin rapordan çıkarıldığına işaret eden Özel, “Bugün 35. gün. ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyenler hep beraber dün kongreye gittiler. Ucu başı birbirine değiyordu dün. 21 Ocak'ta bir bilirkişi heyeti oluşturmuşlardı. Bilirkişi heyeti bu. Bu bilirkişi heyetine görev vermişlerdi. Sayısını burada söylemiştim. 2025'e 962. Bu bilirkişiye korsan dediler. Bu bilirkişinin raporuna ‘korsan’ dediler ve bilirkişi raporunu teslim almadılar. Sonra da bu bilirkişi raporunu teslim almama meselesinin kanıtını bulamayacağımızı söylediler. ‘Yok öyle bir şey’ dediler. 'Korsan' dediler. Önce bilirkişiyi takviyelerle güçlendirdik dediler ama bu belgenin bize geleceğini tahmin etmediler. Önce şunu göstereyim. Bu bilirkişinin raporunda sorumlular, Bolu Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü, yeni adı Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü, Bolu İl Özel İdaresi, söz konusu otelin işletmecileri ve turizm işletmesi belgesi düzenleyen kurum olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı yazmışlardı. Bu bilirkişiye ‘Bakanlığı çıkar oradan’ dediler” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Özgür Özel’in gündeme dair değerlendirmelerinden öne çıkanlar şöyle:

Hacıbektaş'ta Kılıçdaroğlu ismi kaldırıldı
Hacıbektaş'ta Kılıçdaroğlu ismi kaldırıldı
İçeriği Görüntüle

Ramazan pidesi üzerinden ekonomi eleştirisi

- Cumartesi günü mübarek Ramazan'ın ilk günü. Eskiden bolluk ve bereket ayı olarak anılan, karşılanan Ramazan, şimdi emeklinin, asgari ücretlinin yokluk ayı olarak korkuyla, endişeyle bekleniyor ve bu Ramazan nasıl geçecek diye herkes hesap yapıyor, kitap yapıyor. Geçen hafta göstermiştim. Geçen sene 900 liraya satılan Ramazan kolileri bin 600 liraya çıktı. Şimdi, Ramazan'ın vazgeçilmezi pide. Her Ramazan ilk gün, ikinci gün televizyonlar “Ramazan pideleri el yakıyor” diyordu. Şimdi pidenin kendisi değil ama fiyatı el yakıyor. Asla uygulanmayacağını bildiğimiz, zorla 20 lira diye açıklatılan, fiilen 30 lira civarında satılacağını herkesin bildiği Ramazan pidesinin hesabını yine de açıkladıkları 20 liradan yapalım.

“Ramazan geliyor, nereden nereye?”

- Ramazan pidesi 2002 yılında, kızıyor ya altın hesabını bırak diye, bıraktım bak pide hesabı yapıyorum. 2002 yılında, 2002 yılında Ramazan pidesi 2 liraydı ve pidenin kilosu 2 liraydı 2002 yılında. Şu anda pidenin kilosu 80 lira. Tam 40 kat artmış. Yüzde 4 bin artış var pidenin fiyatında. 1 liraya, 200 gramlık pideden 2,5 tane alınıyordu. 2018 yılında 2,5 pideden 3/4 pideye düştük, 140 gram alınabiliyordu. Hesap böyle sanmayın. Bakın göremediğiniz yerde bu senenin pidesi var. 1 lirayla tırnak kadar pide alınıyor. Bugün pidenin kilosu 80 lira. Bugün 1 liraya sadece 12,5 gram pide alınıyor. Bir dilim ekmek 20 gram arkadaşlar. Bir dilim ekmeğin 20 gram olduğu yerde, işte Tayyip Bey diyor ya rakamlarla nereden nereye. Tayyip Bey 1 liraya 500 gram pide almaktan 12,5 gram pide almaya, nereden nereye: Ramazan geliyor, nereden nereye?

Tutuklamalara tepki

- Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'ı ziyaret ettim. Ankara'da yemek yerken İstanbul'dan gözaltına aldıran, sabaha kadar tutan, tutuklayan kişinin yetkisiz olduğunu söyledik. O da biliyordu yetkisizliğini, Kayseri'deki bir olay nedeniyle tutukladı. Bir sayın genel başkana yapılan itibar suikastına tanık olduk. Bu tepedekinin korkaklığı ve acizliğidir. Aynı ziyarette gazeteci Suat Toktaş'ı, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'i, Tayfun Kahraman'ı, tüm arkadaşlarımızı ziyaret ettik.

Özdağ vurgusu

- Oradan çıktığımızda ifade ettim. Tam bir yetkisizlik. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın yaptığı iş aslında İstanbul'la hiç ilgisi olmayan, Antalya'da olmuş ve Ankara'da ikamet eden birinin suçlandığı meselede İstanbul'dan tutuklama kararı çıkarmak. “Olmaz bu” dedik. Cezaevi çıkışında da ifade ettik ve sonra mahkeme karar verdi. Dedi ki “Ümit Özdağ için İstanbul'daki mahkemeler yetkisizdir. Biz yetkisiziz” dedi. İddia edilen suç işlendi ise Antalya'da işlenmiş, kişi Ankara'da ikamet eder, ne işi var İstanbul'da, dedi. Bunu bana sormuyor. Bunu Akın Gürlek'e soruyor. Ümit Özdağ Ankara'da bir partinin genel başkanını, bu Meclisin önceki dönem milletvekilini, Ankara'da yemek yerken İstanbul'dan verdiği talimatla gözaltına aldıran, polis arabasına bindirten, İstanbul'a kadar gözaltı şartlarında götüren, nezarethaneye koyan, sabaha kadar tutan, ertesi gün getiren, tutuklayan kişinin yaptığı işin yetkisiz olduğunu söyledi. O da biliyordu yetkisiz olduğunu. O yüzden tüm bu işlemleri yapıp tutuklamayı Kayseri'deki bir olay üzerinden yapmıştı. Şimdi onu bekliyoruz. Tweetlerin sekizi milletvekiliyken atılmış, yetki Ankara'da. Kayseri'deki olay ise yetki Kayseri'de. Şimdi öbür mahkemede “bunda yetkisizsin” diyecek ama olan bir sayın genel başkana yapılan itibar suikastına, bir sayın genel başkanın partisini insanların gözünün önünde küçük düşürme çabalarına hepimiz şahitlik ettik.

Erdoğan’a ‘sahte içki’ tepkisi: Bunların hepsinin hesabını sen vereceksin

- Maalesef sahte alkolden ölümler devam ediyor. İstanbul'da 70, Ankara'da 65 kişi, toplam 135 kişi öldü. İki ilde, iki hafta içinde. Bu raporu, bir komisyon kuralım, bu sorunu inceleyelim diye geçen dönem teklif ettik, reddettiler. Yine teklif ettik, yine reddettiler ama örneğin Kartal'da, Kaya'da ölenlerin iki katı öldü burada. Soma faciasında ölenlerin yarısı öldü sadece bir olayda. Geçen sene 500 kişi ölmüştü sahte alkolden. Kurmak istemiyorlar. Niye? Siyasi sebeplerle. Niye? Kurduğunda biliyor ki gittiğimiz hastanelerde yatanlar ya da ölenlerin yakınları, niye içti dediğimizde yüzde 80 parasızlıktan, alkolün pahalılığından diyor. Ben çıkıp bunu araştıralım diyorum. Burada 100 liralık içkinin 62 lirası vergi diyorum. Kesiyor onu, grup toplantısında oynatıyor. Bakın diyor, rakı hesabı yapıyor grupta diyor. Canın hesabını yapıyorum ben burada. Ayrıca rakı meselesi, alkol meselesi dokunulmaz değildir. Senden, ondan, bundan gizlenecek bir şey değildir. Utanılacak bir şey değildir. Bu insanlardan aldığın fahiş vergiler, hayat tercihi vergileri ve yaptığın bu vergilerin tamamının ideolojik olması ayıptır. Ne içki içen suçludur ne de sen onu yargılayacak makamdasın. Bunların hepsinin hesabını sen vereceksin. Sen kimsenin tercihini, yediğini, içtiğini, giydiğini, giymediğini sorgulayacak makamda değilsin. Bunu sorgulamak haddin değildir. Sana sorulacak soru şudur: Kimsin sen? İnsanların yaşam biçimini sorguluyorsun.

“Atatürk'ün önderliğinde olacağımızın altını çiziyoruz”

- Bundan sonra da siyasi partileri ziyaret etmeye, bu temasları sürdürmeye, muhalefeti bir ve bütün halinde, şu anda Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurulduğu gün olduğu gibi, 31 Mart'ta olduğu gibi, bugün de Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi olduğunun bilinciyle, kimseyi itmeden, kenara ayırmadan, unutmadan, geride bırakmadan, yalnızlaştırmadan, asla kibre kapılmadan bir büyük mücadeleyi hep beraber vermeye kararlıyız. Bu noktada muhalefetin farklı renkleri, farklı tespitleri, fazla farklı sözleri olabilir ama ortak hedef, gönlünde vatan, millet, bayrak sevgisi olan, bu ülkenin kurucu kadrolarına ve kuruluş felsefesine itirazı olmayan, bu ülkenin geleceğinin demokraside olduğunun, bu ülkenin yeniden kalkınmasının mutlaka ve mutlaka güçlü bir meclis eliyle olacağının, bu ülkenin güçlü yol yürüyüşünün mutlaka hukukun üstünlüğüne inananlar tarafından yönetilmesiyle olduğunun ve bu ülkenin 100 yıl öncesindeki gibi kurtuluşunun ve kuruluşunun bir kez daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde olacağının kalın çizgilerle altını çiziyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi