CHP'nin, Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 103'üncüsü bugün Kütahya'da düzenleniyor.

ÖZGÜR ÖZEL: "KÜTAHYA'YLA EYLEME GELDİM"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel miting alanında konuşuyor.

Özel'in açıklamaları bu şekilde:

"Emeğin şehri Kütahya, çininin şehri Kütahya, Evliya Çelebi'nin yurdu Kütahya; kalbi güzel, sözü güzel, insanı güzel canım Kütahya. Değerli hemşerilerim, kıymetli komşularım; hepinize merhaba.

Burası kurtuluşun, direnişin ve işgale teslim olmayıp ilk kez geriye gitmeden ileriye gidişin; Büyük Taarruz'un, zaferin ve zaferden sonra gelecek güzel günlerin şehridir. Selam olsun sana Kütahya.

Bu topraklar Frigya'dan Osmanlı'ya, Germiyan'dan Cumhuriyet'e çok büyük zorlukları gördü, geçirdi; ama en sonunda hep güzel günlere kavuştu. Nice karanlık kışları, nice badireleri atlattı. Ne zalimler geldi geçti; ama bu şehir hiç teslim olmadı, hiç umudunu kaybetmedi, hiç utandırmadı. Sahip çıktığını bırakmadı ve her seferinde zafere ulaştı. Zaferin kenti Kütahya'ya selam olsun.

İşte ben bugün buraya; büyük saldırılara rağmen direnişin ta içinden ve sizin güzel kalplerinizdeki dayanışma duygularını alarak; koltuklara, makamlara değil Anadolu'nun irfanına güvenerek, Kütahya'nun vicdanına güvenerek; seçtiğine sahip çıkan, Gazi'nin emaneti Cumhuriyet'in en önemli kazanımına sahip çıkan, sandığa sahip çıkan Kütahya'ya, Kütahya'yla birlikte direnmeye, mücadeleye, eyleme geldim eyleme...

"BEKLİYORSUN Kİ NÜFUSU 850 BİN OLACAK, NÜFUSU ARTACAĞINA 87 BİN KİŞİ AZALMIŞ"

Ben partinin Genel Başkanı olarak önce sizle birkaç bilgiyi paylaşıp sonra da bu konuda önemli bir şey söylemek istiyorum. Bugün Kütahya'da bu güzel insanlar; ben onların yüzüne, gözüne bakıyorum ve şöyle bir şey görüyorum. Diyorlar ki: "Biz çok daha iyisini hak ediyoruz." Ya burası Kütahya. Burası Anadolu'nun ortasında öyle bir yer ki; 200 yıl boyunca Osmanlı geriye gitmiş, toprak kaybetmiş, toprak kaybetmiş ve durmuş; artık iş Polatlı'dan öteye Ankara'ya dayanmış.

Eğer ki Kütahya olmasa, yerinde durmasa, Gazi'nin ordularına, İsmet Paşa'nın ordularına sahip çıkmasa, dirense, teslim olmasa ne Kütahya var ne Türkiye var. Ne otobüs var burada ne üstünde bir Genel Başkan, ne dalgalanan al bayrak ne bağımsız bir Türkiye. Ne çok şey borçluyuz biz bu zaferin şehrine, Büyük Taarruz'un şehrine.

Diyorsun ki İstanbul çalışıyor; Kocaeli, Bursa, Denizli çalışıyor; Konya, Kayseri çalışıyor; limanlar çalışıyor, ihracatlar, imkanlar, dünya kadar toplanan vergiler... Kütahya bunlardan payını almalı, Türkiye Kütahya'ya sahip çıkmalı, destek olmalı. Döndüm bir baktım ki ne göreyim: 2025 yılı, 18 milyar lira vergi ödemiş Kütahya. Beklersin ki bunun dört katı hizmet alsın değil mi? 7.5 milyar lira yatırım bütçesi var Kütahya'ya. Bırakın Kütahya'ya sahip çıkmayı, Kütahya'dan kepçeyle almışlar, kaşığın yarısıyla vermişler.

Akıl almaz bir durum ortada. Kütahya'da öyle bir durum var ki AK Parti geldiğinde, yani 3 Kasım 2002 günü Kütahya'nın nüfusu 657.000. O gün Türkiye'nin nüfusu 68 milyon. O günden bugüne Türkiye 19-20 milyon büyüyor. Aynı hesap Kütahya'ya bakınca bekliyorsun ki nüfusu 850.000 olacak, büyükşehir olacak, ona göre yatırım alacak, ona göre büyüyecek gelişecek. Bir bakıyorsun ki 200.000 nüfusu artacağına 87.000-90.000 kişi azalmış, Kütahya 570.000'de kalmış...

"KÜTAHYA'DAKİ EMEKÇİLERİ ASGARİ ÜCRETE MAHKUM BIRAKTILAR"

Kütahya'da rakamlara bakınca insan her rakamda bir gerçeklik, her rakamda bir hüzün, her rakamda bir haksızlık görüyor. Kütahya; çalışan sayısının 160.000, emekli sayısının 143.000 olduğu bir şehir. Kütahya'yı emekli kenti yaptılar ama emeklileri aç bıraktılar. Kütahya'daki emekçileri asgari ücrete mahkum bıraktılar.

Şu meydandaki emekliler bir el kaldırsın! O elinizdeki nasırdan, çalışa çalışa tutan nasırdan; dirseğinizin çürümüş dirseğinden, büyümüş gözlük numaralarınızdan utanmayan, tarihin en büyük haksızlığını size yapan AK Parti'nin kara düzeninden kurtulmaya bir sandık mesafe kaldı, bir sandık mesafe...

"TÜM DÜNYA FAİZ ARTIRDI, BİR TÜRKİYE'DE YOK... ENFLASYON YÜZDE 80'E FIRLADI"

Şimdi ekonomide öyle bir dönemdeyiz ve öyle bir beceriksizlikle karşı karşıyayız ki; Türkiye ekonomisini kırılgan, krizlere dayanıksız yapan bu iktidar... En basiti geçen sene, hatta önceden daha eskiye gidelim: Pandemi. Pandemide bütün dünyada enflasyon, bütün dünyada alınan tedbir faiz arttırma. Bir tek Türkiye’de yok. "Ben bilirim" diyor ve enflasyonu tek rakamlılara yaklaşan enflasyonu yüzde 80’e kadar fırlattı. O günlerde enflasyon fırlarken, bir anda her şey farklıyken para isteyen zengine 'Aman ha dolar alma, kur korumalı mevduat al' dedi. Senin, benim cebimden zenginlere dünyanın en büyük kaynak transferini yaptı. Sonra seçimlere girdi, seçimleri atlattı, arkadan gidip 'Kemeri sıkacaksın' diye yine hepimizin gırtlağına çöktü...

"AKARYAKITTA 80 LİRAYI GÖRDÜLER YİNE UYARDIK: YÜZDE 20 KDV VAR, KDV’DEN KARŞILANSIN"

Tam hatırlayın, arabalar dizilmiş petrol ofisinin önünde 1 kilometre. Zammı yapacaklar o gece ben önerdim, biz önerdik 'Yapmayın' dedik, 'İntihar olur' dedik. O gece zammı durdurdular. Ertesi gün dediğimizin dörtte üçünü; yani 4 lira artıyorsa 1 lira yansısın, 3 lira ÖTV’den karşılansın.

O günden bugüne bu şekilde tutuldu ama ÖTV’den karşılanacak pay aşıldı. Şimdi habire pompaya yükleniyorlar, 80 lirayı gördüler yine uyardık: Yüzde 20 KDV var, KDV’den karşılansın, vatandaşa yansımasın. Niye? Çünkü şundan: Yarın Hürmüz Boğazı açılır, Brent petrol düşer, benzin fiyatını düşürürsün. Kaybın ÖTV kadar olur, kaybın KDV kadar olur. Ama sen bunu yapmazsan, her şeyin fiyatı artarsa daha sonra bu enflasyona döner, petrol düşse de fiyatları düşüremezsin. Ne oldu? Bu sefer bizi dinlemediler. Fiyatlar uçtu gitti ve dün maalesef dün akaryakıta olan zamlar yüzünden elektriğe %25 zam geldi, doğal gaza %25 zam geldi. Şimdi yandı gülüm keten helva.

"ELEKTRİĞE ZAM... İĞNEDEN İPLİĞE HER ŞEYE ZAM; SEBZEYE ZAM, MEYVEYE ZAM"

Buradan sonra sen misin elektriğe zam yapan? Hadi bakalım ekmeğe zam. Sen misin doğal gaza zam yapan? Hadi bakalım ekmeğe zam. Sen misin elektriğe zam yapan? İğneden ipliğe her şeye zam; sebzeye zam, meyveye zam, her şeye zam. Sonra Hürmüz açılsa da kim alacak yapılan o zamları geri? Türkiye’de zammın geri geldiğini kim görmüş? Laf dinlemediler, yeni bir enflasyon dalgasını hayatımızın içine gelecek aydan itibaren sokuyorlar. Ayrıca Orta Vadeli Program’da enflasyon hedefi %16. Üç ayda; Ocak, Şubat, Mart %10’u geçti. Öyle anlaşılıyor ki bunların bir yıllık hedefi, 6 ayda fazlasıyla geçilecek. Olan kime olacak? Olan yine emekliye olacak, olan yine asgari ücretliye olacak.

Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Ya bu işi söylediğimiz tedbirleri alarak vatandaşı koru ya da bırak; sen bu işleri yapamıyorsun, Cumhuriyet Halk Partisi gelsin emeklisine, emekçisine sahip çıksın...

"MUSTAFA BOZBEY DE KAZDILAR KAZDILAR, BİR ÇÖP BİR ŞEY BULAMADILAR"

Dün, bu 40 saat boyunca uykusuz bıraktıkları Mustafa Bozbey'i bu sabah tutukladılar. Bursa'nın, Bursa'nın iradesine... Bursa oyu AK Parti'ye verirken iyiydi. Ve o günden bugüne Mustafa Bozbey de kazdılar kazdılar, bir çöp bir şey bulamadılar.

Yedi yıl öncesinden bir yalancı şahit ki üç ortak 500 Bursalıyı dolandırmışlar, bir kişiye daire vermemişler. Bu dolandırıcılar yakalanmışlar, hapse girecekken iftiracı olmuşlar. Bozbey'e iftira atıp yedi yıl öncesinden, 12 yıllık iftira atıp paçalarını kurtarmaya kalkıyorlar.

Ben dün Bursa'ya gittim. Bir anda karar verdik bir gece önce 'Bozbey'i cuma günü alacaklar' diye. Dün akşam Bursa'yı gördünüz mü? Bursa dün akşam ayağa kalkmıştı, seçtiğine, seçme seçilme hakkına sahip çıkmak için. İşte bugün Kütahya'ya geldik. Kütahya'da bayram değil seyran değil, önümüz seçim değil ama Kütahya'da bu muhteşem kalabalıkla karşılaştık, kucaklaştık. Bu haklılıktandır. Haklılardadır psikolojik üstünlük. Ahlaki üstünlük bizdedir. Psikolojik üstünlük bizdedir. O yüzden çoğunluk enerjisi bizdedir, Kütahya'dadır, Türkiye'dedir, Cumhuriyet Halk Partisi'ndedir...

"AKP-CHP OYLARI YETERLİ, O BÖLGELERDE GEÇİCİ MADDEYLE ERKEN GENEL SEÇİM GETİRELİM"

"Eğer cesaretin varsa 'Ya içeri atılacaksın ya partime katılacaksın' deyip partine kattığın Aydın'da, Bursa'da, Gaziosmanpaşa'da iddianamesi bile yazılmayan boş kasa operasyonunda; Şehitkamil'de, Gaziantep'te; Beykoz'da, İstanbul'da... Biz millete soralım diyoruz.

Hatta eğer cesaretin varsa, İstanbul'dan tut nerede CHP'li bir belediye başkanı gözaltına alınıp tutuklanmışsa orada; CHP'nin ve AK Parti'nin belediye meclis üyelerini istifa ettirerek ya da mecliste AKP-CHP oyları yeterli, o bölgelerde geçici maddeyle erken genel seçim getirerek... Eğer cesaretin varsa buralarda vatandaşın önüne sandığı koyalım.

"YAZ GELMEDEN MİLLETİN ÖNÜNE SANDIĞI KOYARSAN YARIŞIRIZ; KAZANIRSAN 5 YILIN DAHA VAR, BEN YOK OLUP GİDİYORUM"

Biz hırsızsak, biz yolsuzsak, bu vatandaş sana inanıyorsa biz belamızı bulalım. Ama %60'ı vatandaşın "bu işler siyasi" dediğinde, sadece %25'i sana inanırken, karşıma çıkamıyorken halen daha oradan buradan haysiyet suikastı yapmaya çalışıyorsun. Erdoğan, cesaretin varsa çık karşımıza! Hodri meydan, hodri meydan!

Millet karar versin. Eğer yetkiyi sana verirse o gün siyaseti bırakıyorum. Ama bu millet emeklisi, emekçisiyle, çiftçisiyle, esnafıyla artık bu kara düzeni bitirmeye karar verdi. Yaz gelmeden milletin önüne sandığı koyarsan yarışırız; kazanırsan 5 yılın daha var, ben yok olup gidiyorum. Ancak şunu da çok iyi biliyorum ki o sandık gelecek ve bu millet o sandığa damgasını vuracak, yumruğunu vuracak...

"EKREM BAŞKAN İÇERİDE OLABİLİR. YERİNE BANA BİR CUMHURBAŞKANI ADAYI LAZIM. VAR MISINIZ"

Bugün 103. kez buradayız. 381. gün eylemdeyiz, direnişteyiz, dimdik ayaktayız. İster şimdi, ister sonuna kadar kaçsın bin günün sonunda; dünyanın en büyük seçim kampanyasını hedefe ulaştırarak ne yapacağız biliyor musunuz? Bu güvenliğimizi sağlayan emniyet mensupları var ya, onlara bir alkış alayım önce. Onun da yüzünü güldüreceğiz; gece gündüz emeğini sömürüyorlar. Karşılarına diktikleri öğrencilerin de yüzünü güldüreceğiz. Ekrem Başkan'ın da yüzü gülecek, infaz koruma memurunun da yüzü gülecek; lojmanı olacak, maaşı olacak, emniyet sınıfında olacak. Jandarmanın da yüzü gülecek, öğretmenin de, atanmayan öğretmenin de.

Bu toplumda derdi tasası olan kim varsa hepsinin yüzünü güldürmek için bir seçimlik koşu kaldı. Şimdi Ekrem Başkan içeride olabilir. Yerine bana bir cumhurbaşkanı adayı lazım. Var mısınız... Ekrem Başkan yerine yürümeye, AKP'nin kara düzenini bitirmeye, kendiniz için, ülkeniz için, adalet için, yoksulluktan kurtulmak, işsizliği bitirmek, herkesin yüzünü güldürmek için iktidar yürüyüşüne var mısınız? Benim cumhurbaşkanı adayım olmaya var mısınız? Bu düzeni değiştirmeye var mısınız? Siz varsanız biz de varız. Yolumuz açık olsun."

İMAMOĞLU: "DEMOKRASİMİZ BU DENLİ AĞIR BİR SINAVDAN HİÇ GEÇMEDİ"

İmamoğlu’nun Silivri’den Kütahya’ya yolladığı mektubu da CHP Kütahya İl Başkanı Tamer Yenikaya kamuoyu ile paylaştı:

"Paylaşmanın ve hoşgörünün, adaletin ve dayanışmanın şehri, güzel Kütahya… Kütahyalılara kocaman bir merhaba. Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, mert ve onurlu gençler, güzel yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, özlemle selamlıyorum. Sizleri hasretle kucaklıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarını Kütahya’da hayata geçirmek için tüm gücüyle çalışan Eyüp Kahveci Başkanıma ve örgütümüzün mücadeleci ruhunu temsil eden, il başkanım Tamer Yenikaya’ya teşekkür ediyorum. İl başkanımızın nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Sevgili kardeşlerim, demokrasimiz bu denli ağır bir sınavdan hiç geçmedi. Herkes için özgür ve onurlu bir hayatın, insanca ve hakça bir düzenin var olması için inşa ettiğimiz Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Kendi kaderini elinde tutamayan bir millet, er ya da geç silinip gider. Millet, kendi kaderine ancak egemenlik kayıtsız şartsız kendisinde olursa sahip çıkabilir. İşte bu yüzden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları, Cumhuriyet’i kurdular ve bize özgür, onurlu bir hayat armağan ettiler.

Ne yazık ki bugün, milletin egemenliği saldırı altındadır. Milli irade yargı eliyle gasp edilmektedir. Seçilmiş belediye başkanlarının haksız hukuksuz bir şekilde, iftira ve yalan beyanlarla mahkeme önüne çıkarılması, üstelik tutuklu yargılanmaları milli iradeye yapılmış bir darbedir. 15,5 milyon seçmenin oyuyla aday gösterilmiş, 25 milyon vatandaşın imzasıyla desteklenen bir Cumhurbaşkanı adayının birtakım gizli tanık iftiralarına dayanılarak, kumpas davalarıyla tutuklu yargılanması milli iradeye darbedir. Bu siyasi amaçlı yargı saldırılarının muhatabı bizleriz ama asıl hedef millettir. Milletimizin siyasi tercihlerini özgürce yapma ve iktidarı değiştirme hakkını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bir yıl boyunca asılsız iddialar, iftiralar, organize karalama kampanyalarıyla bizi yargılanmadan suçlu ilan ettiler. Ancak kimseyi ikna edemediler. Biz, masum ve haklı olmanın özgüveniyle, ‘Duruşmaları canlı yayınlayın, millet gerçeği görsün’ dedikçe, onlar kaçtılar. Suçluların telaşıyla, iftiracıların arsızlığıyla kaçtılar.

Trump Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılacak
Trump Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılacak
İçeriği Görüntüle

Yargılama başlayınca, kumpasları çöktü. Bizlerin ve milletimizin başına örmeye çalıştıkları çorap kendi ellerine, ayaklarına dolanmaya başladı. Milletimiz, o iftiracıların gerçek yüzünü bir kez daha gördü. Onun için Silivri Zindanında kurulmuş olan mahkemede biz yargılanmıyoruz. Orada biz yargılıyoruz, biz! Siyasi rakibini devre dışı bırakmak, milletin iradesini baskı altına almak için organize işler çevirenleri yargılıyoruz. Birkaç güdümlü yargı mensubuyla milletin iradesine el koymaya kalkışanları biz yargılıyoruz. Kendini milletten üstün gören, devleti ailesinin tapulu malı zannedenleri yargılıyoruz. Haksızlığın ve zorbalığın gölgesinde dolaşanlar temize çıkmak istiyorlarsa yapacakları şey bellidir: Sandığı bir an önce milletin önüne koyacaklar. Çünkü Türkiye'nin derin ve acil sorunları ancak özgür, adil ve şeffaf bir seçimle aşılabilir. O sandık gelecek. Adaletin ve bereketin habercisi olarak gelecek. Bu güzel vatanın 86 milyon yurttaşı huzur içinde ve kardeşçe yaşayacak. Her yerde ve herkes için önce adalet ve hürriyet egemen olacak. Kimse eşitsizliğe, ayrımcılığa, haksızlığa maruz kalmayacak. Bu büyük baskı, zulüm ve sefalet dönemi er geç son bulacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”