Canım Kadın,
Bazen bir insanın hayatında kalabilmek için kendinden ne kadar ödün verdiğini fark etmezsin. Bir mesaj beklersin, bir telefonun gelmesini umarsın, küçücük bir ilginin içinde kocaman anlamlar ararsın. Onun neden uzak durduğunu anlamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını, beklentilerini ve hatta huzurunu ikinci plana atarsın.
Peki, hiç düşündün mü? Birini sevmekle, onun sevgisini kazanmak için kendini tüketmek arasındaki çizgi nerede başlıyor?
Sevgi, insanı bekletebilir, özletebilir, bazen belirsizliklerin içinde bırakabilir. Fakat bir ilişkinin sürekli tek taraflı çabayla ilerlemesi, insanın kendisini değersiz hissetmesine neden olabilir. Zihin, özellikle belirsizlik yaşadığında cevap aramaya devam eder. Bazen küçük bir ilgi umut verir, ardından gelen sessizlik yeniden soru işaretleri yaratır. Böylece kişi, kendisine iyi gelip gelmediğini sorgulamak yerine karşısındakinin davranışlarını çözmeye çalışırken bulur kendini.
Canım Kadın, birinin seni sevmesini istemek çok insani. Sevilmek, görülmek, önemsenmek ve karşılık bulmak istemende yanlış hiçbir şey yok. Ancak kendi değerini, bir başkasının sana gösterdiği ilgiyle ölçmeye başladığında yorulursun. Çünkü senin değerin birinin seni seçmesiyle başlamaz, seni seçmemesiyle de sona ermez.
Burada önemli olan, bir insanın seni sevip sevmediğini tahmin etmeye çalışmaktan çok, onun davranışlarının sana nasıl bir ilişki sunduğuna bakabilmektir. Sözleriyle davranışları birbirini tutuyor mu? İletişim kurmak için yalnızca sen mi çaba gösteriyorsun? Bu ilişkinin içinde kendin gibi olabiliyor musun, yoksa onu kaybetmemek için sürekli kendini mi kontrol ediyorsun?
Unutma, her istediğimiz insanla karşılıklı bir ilişki kuramayabiliriz. Bu, o insanın kötü, bizim de yetersiz olduğumuz anlamına gelmez. Bazen duygular karşılıklı değildir, bazen koşullar uygun değildir, bazen de iki insanın beklentileri birbirine uymaz. Gerçeği kabul etmek can yakabilir ama belirsizliğin içinde kendini kaybetmekten daha sağlıklı bir yol açabilir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: BEKLENTİDEN GERÇEĞE DÖN
Bugün aklını meşgul eden birini düşün ve bir kâğıda şu üç sorunun cevabını yaz:
- Bu insanın bana hissettirdiği şeyle, gerçekten yaptığı şeyler aynı mı?
- Onun ilgisini kazanmak için kendimden neleri erteliyor ya da vazgeçiyorum?
- Bu ilişkiyi bir kenara bıraktığımda, kendi hayatımda yeniden neye yer açabilirim?
Cevaplarını kendini yargılamadan oku. Ardından kendine şu cümleyi hatırlat: “Birinin beni seçmesini beklerken kendimi seçmeyi unutmayacağım.”
Bugün bunun için küçük bir adım at. Ertelediğin bir işi tamamla, sana iyi gelen bir insanla görüş ya da uzun zamandır kendin için yapmak istediğin bir şeye zaman ayır.
Canım Kadın, senin hikâyen bir insanın sana dönmesiyle tamamlanmak zorunda değil. Birinin seni araması, özlemesi ya da pişman olması da iyileşmenin ölçüsü değil. Asıl değişim, hayatının merkezini yeniden kendine aldığında başlar.
Sana iyi gelen ilişkileri seç, karşılıklı emeğin kıymetini bil ve sevgini küçümseme. Ama sevgini kanıtlamak uğruna kendi huzurundan vazgeçme. Çünkü sevmek, kendini unutmak değildir.
Bazen en doğru adım, birinin hayatında yer açmasını beklemek yerine kendi hayatında kendine yer açmaktır.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun, kendi değerini bir başkasının ilgisinden bağımsız hatırlamaya ihtiyacı vardır.