TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında yaşadıklarını ve sonrasında FETÖ’ye karşı yürütülen mücadeleyi anlattı.
Soylu, 15 Temmuz’un Türkiye’yi bağımsızlık çizgisinden uzaklaştırarak Orta Doğu’da yeni bir sistem kurulmasına yönelik adımlardan biri olduğunu savundu. Sürecin başlangıç noktasının Gezi Olayları olduğunu belirten Soylu, Türkiye’nin o dönemde ağır bir hasar alması durumunda 15 Temmuz darbe girişimini mağlup edemeyeceğini söyledi.
SOYLU 15 TEMMUZ ÖNCESİNDE ÇİN’DE BULUNDUĞUNU ANLATTI
Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında yaşananları ve sonrasında FETÖ’ye karşı verilen etkin mücadeleyi anlattı.
Sözlerine, “Allah bir daha milletimize, ülkemize böyle bir gece yaşatmasın. Gelecek nesiller de böyle bir tehlikeyle, ihanetle karşı karşıya kalmasın” diyerek başlayan Soylu, 15 Temmuz öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları ile sendikaların katılımıyla düzenlenen bir toplantı dolayısıyla eşiyle birlikte Çin’de bulunduğunu belirtti.
Çalışmalarını tamamlamasının ardından planlanan dönüş tarihinden bir gün önce, 14 Temmuz’da Türkiye’ye döndüğünü ifade etti.
DARBE GİRİŞİMİNİ SGK BÜROKRATININ TELEFONUYLA ÖĞRENDİ
Darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz Cuma günü Bakanlıkta rutin çalışmalarını ve görüşmelerini yaptığını anlatan Soylu, bir milletvekilinin ricası üzerine Hakkari’den gelen bir grup genci akşam saatlerinde Bakanlıkta misafir ettiğini söyledi.
Soylu, gençlerle demokrasi üzerine sohbet ederken Sosyal Güvenlik Kurumundan bir bürokratın telefonuyla darbe girişiminden haberdar olduğunu dile getirdi.
Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Telefonda ‘Bu uçaklar Meclisin üzerinde de uçuyor mu?’ diye sordum. O da ‘Meclisin üzerinde de uçuyor’ dedi. O zaman gayri ihtiyari bir şekilde refleksle ‘Bu bir darbe’ dedim. O sırada karşımdaki gençlere de bir şey söyleyemiyorum. Bir hareketlilik var. O zaman dilimi çok zor geçti.”
“Gençlerle sohbetimizi toparladım, ardından ‘Bir resim çektirelim’ dediler. Yani o resim çektirmek için geçen süre belki bana aylar geldi. Resmi çektirdik ama orada nasıl bir duygu içerisindeysem, onu da bilmiyorum.”
“Sanki kötü bir şey olur da çocuklarınıza, gençlerinize, korumak zorunda olduklarınıza bunu hissettirmezseniz ya, sanırım o duygu içerisindeydim. Aslında biraz sonra onlar da görecekler. Daha sonra hemen yukarıya çıktık. Kapıdan girdim, televizyon karşıda, baktım ki köprünün üzerinde askerler var. Bugünkü gibi hatırlıyorum.”
BİNALİ YILDIRIM ÇANKAYA KÖŞKÜ’NE GEÇİLMESİNİ İSTEDİ
Darbe girişimini öğrendikten sonra dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ı telefonla aradığını söyleyen Soylu, görüşmeyi şu ifadelerle anlattı:
“Binali Bey’e, ‘Nasılsınız, neredesiniz?’ dedim. ‘Bu ne maskaralık Süleyman Bey’ dedi. ‘Darbe oluyor herhalde, neredesiniz?’ dedim. O da ‘Ben köprüyü geçtim, eve gidiyorum. Biraz öteberi alıp çıkacağım’ dedi.”
“‘Biz ne yapalım istersiniz?’ dedim. ‘Siz Çankaya Köşkü’ne geçin. Bakan arkadaşları da ararsan onlar da oraya intikal etsinler. Beraber bir koordinasyon oluşturun. Sonra sürekli haberleşiriz’ dedi.”
ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE MECLİSİ AÇMA KARARI ALINDI
Çankaya Köşkü’nde TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve bazı bakanlarla değerlendirmeler yaptıklarını belirten Soylu, ardından Türkiye Büyük Millet Meclisini açmaya karar verdiklerini aktardı.
Soylu, Meclisin ardından TRT’ye, Genelkurmay Başkanlığına ve Kahramankazan’a gidilmesi ve bu noktalara sahip çıkılmasına ilişkin strateji ürettiklerini söyledi.
Süleyman Soylu, o gece yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:
“Sanki bir hikâye varmış da öyle anlatıyormuş gibi geliyor ama bunların hepsi kendi içinde, birçok zaman diliminde ve her tarafta birçok detayı olan konular. Sadece bizim açımızdan değil, o gece sahada, sokakta olan, mücadele eden herkes açısından zor bir geceydi.”
BABASINI ARAYARAK HELALLİK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ
Darbe girişimini öğrendikten sonra babasını da telefonla arayarak helallik istediğini ifade eden Soylu, babasının kendisine, “Vatana sahip çıkın. Mücadeleden vazgeçmeyin” dediğini aktardı.
TÜRKİYE BATI İSTİHBARATLARININ APARATI OLMAYI REDDETTİ
Türkiye tarihinde geçmişte her 10 yılda bir darbe olduğunu savunan Soylu, uluslararası sistemin ve küresel egemenliğin her 10 yılda bir darbe gerçekleştirdiğini ileri sürdü.
Soylu, şöyle devam etti:
“Her 10 yılda bir darbe yapmanın bir sebebi var. Yani her 10 yılda bizi dövüyor, kurallarımızı yeniden tesis ediyor ve ondan sonra da kendisine daha bağımlı hâle getirmeye çalışıyor. Çok özür dilerim, bizi terbiye ediyorlar. Kimler terbiye edilir, bilirsiniz.”
“Yani Türkiye’yi terbiye etmeye çalışıyorlar. Biz kendimize ait bir özgürlük ve bağımsızlık adımı attıkça bizi bir kafesin içerisinde terbiye etmeye çalışıyorlar. Kafes derken de yanlış anlamayın, anayasal kuralları, kanunları, hükümleri, ilkeleri, kuralları, ekonomik sistemi buna göre beziyorlar.”
SOYLU GEÇMİŞ DARBELERLE 15 TEMMUZ’U KARŞILAŞTIRDI
Soylu, 15 Temmuz darbe girişimi ile geçmişteki darbeler arasında fark bulunduğunun altını çizdi.
1960 ve 1980 darbeleri ile 28 Şubat sürecinde halkın, siyasetin ve ekonominin yeterince güçlü olmadığını belirten Soylu, buna karşılık darbeyi gerçekleştirenlerin güçlü olduğunu söyledi.
Soylu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde ise halkın, siyasetin, ekonominin ve altyapının güçlü olduğunu, o dönemde Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durduğunu ifade etti.
15 TEMMUZ’UN BAŞLANGICINI GEZİ OLAYLARINA BAĞLADI
Dönemin ABD yönetimi ile bazı Batılı ülkelerin Türkiye’yi, İran’ı ve Irak’ı Suriye üzerinden yeniden dizayn etmek istediğini savunan Soylu, şunları söyledi:
“15 Temmuz, Türkiye’yi kendi bağımsızlık çizgisinden, istikametinden, rotasından alıp Suriye’nin bölünmesi üzerinden Orta Doğu’da yeni bir sistemin kurulmasına yönelik en önemli adımlardan bir tanesiydi ama başlangıç noktası orası değil, Gezi Olayları’dır.”
“Türkiye, Gezi Olayları’nda çok büyük bir hasar alsaydı 15 Temmuz’u mağlup edemezdi. Ardından 17-25 Aralık’ta ekonomik ve siyasal sistem ile halk ağır bir hasar alsaydı yine 15 Temmuz’da bu direnişi sergileyemez ve bunu yenemezdi.”
Türk halkının 15 Temmuz’da küresel sisteme karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük bir başarı elde ettiğini vurgulayan Soylu, şu görüşü paylaştı:
“Türkiye’de, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde küresel sisteme karşı bir mağlubiyet oluşmadığı için 15 Temmuz’un bölgesel etkileri oldu. Gazze direnişi, İran’daki mesele, Suriye’nin kendi insanları tarafından tekrar yönetilme başarısı bunlardan bir tanesidir.”
SOYLU DÜNYANIN İSTİHBARAT DEVLETLERİNE DÖNDÜĞÜNÜ SAVUNDU
Soylu, dünyanın istihbarat devletlerine dönüştüğünü, istihbarat devletlerinin başında ise ABD ve ABD istihbaratının bulunduğunu ileri sürdü.
Soylu, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İstihbarat devletine dönmenizin sakıncası, onun aparatı hâline gelmeye çalışırsınız. Türkiye, Batı istihbaratlarının aparatı olmayı reddetmiştir. Türk halkı da reddetmiştir. 15 Temmuz’un belki de en önemli sonuçlarından bir tanesi tam anlamıyla budur.”
TÜRKİYE İSTİHBARAT TEKELİNE TESLİM OLMAMAK İÇİN MÜCADELE EDİYOR
Türkiye’nin darbelere direniş sürecini Gezi Olayları ile başlattığını anlatan Soylu, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yerli ve millî otomobil, doğal gaz keşifleri, savunma sanayisindeki atılımlar ve terörle mücadeledeki başarıların Gezi Olayları sonrasında elde edildiğini hatırlattı.
Soylu, “Darbeyi planlayanlar ve yaptıranların güçleri hâlâ vardır. Bunu, Türkiye unutmasın. 15 Temmuz darbesinin arkasında kim varsa bu güçler hâlâ caridirler, güçlüdürler, kendi programlarını belki akamete uğratsalar da farklı işlerle dönüştürebilirler” ifadelerini kullandı.
Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyada da şöyle bir gelişme oldu, özellikle küresel egemenler, buna Batı da dâhil olmak üzere vekâlet unsurlarıyla beraber adım atmaktan kısmen vazgeçtiler. Bu ne kadar daha böyle gider bunu bilmiyoruz ama bugün gördüğümüz direkt kendileri meselelere, olaylara, savaşlara, krizlere müdahiller.”
“Burada önemli olan kendi vekâlet aktörlerini geri çekmeleridir, kısmen de olsa. Bunu bütün dünyada şu anda görüyoruz. Bu belki de yapacağımız önemli tespitlerden bir tanesidir. Artık kendileri direkt olayın içindeler.”
“Buna Lübnan, Gazze meselesi, Ukrayna-Rusya Savaşı, aynı zamanda Amerika’nın ve İsrail’in İran’a müdahalesi diyebiliriz. Bunları çok net bir şekilde görüyoruz. Fakat başka bir şey var, dünya hızla tek merkezli bir istihbarat aygıtına doğru döndürülmeye çalışılmaktadır. Bunu da kimse unutmasın.”
KİŞİSEL VERİLERİN DEVLETLER İÇİN KULLANILABİLDİĞİNİ SÖYLEDİ
Dünyadaki bütün iletişim ve kişisel verilerin devletler için kullanılabilir bir noktaya geldiğini ifade eden Soylu, bu veriler sayesinde egemen güçlerin ve Batı’nın istihbarat üzerinden bütün dünyayı yönetebileceğinin anlaşıldığını söyledi.
Soylu, şu değerlendirmede bulundu:
“Dünyanın bugünden sonra açık kavgası budur. Üzülerek söylüyorum ki demokrasi, bazı ülkelerde kimi istihbarat güçlerinin bir aparatı hâline gelmiştir. Bu son derece tehlikelidir. Buna dünyada itiraz eden yegâne ülke Türkiye’dir. Nitekim 15 Temmuz da bu itirazın adıdır.”
“Bu anlayış doğrultusunda, istihbarat kurumlarımızın millî egemenliğimizi ve demokrasimizi korumak için çok büyük bir gayret ortaya koyduğunu ve koymaya devam ettiğini memnuniyetle müşahede etmekteyiz.”
“Zira Türkiye, hâlâ siyasal mevzisi güçlü bir ülkedir ve bu gücünü demokrasiyle, halkın iradesiyle, bağımsızlık ve özgürlük anlayışıyla bütünleştirmektedir.”
“Ne söylerseniz söyleyin, Türkiye bugün bu istihbarat tekeline teslim olmamak için mücadele sergilemektedir. 15 Temmuz da bunun başat direnişlerinden biridir.”
FETÖ AYNI ZAMANDA BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜDÜR
FETÖ’nün yalnızca terör örgütü olarak tanımlanamayacağını vurgulayan Soylu, “FETÖ aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür. Bürokrasi ve istihbarat üzerinden Türkiye’yi teslim almaya çalışan bir yapıdır” dedi.
Süleyman Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“FETÖ’yü ne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuk veya emniyet içerisinde oluşmuş, yuvalanmış bir yapı olarak görseniz de bunun tamamının çerçevesini çizdiğiniz zaman bürokratik bir aygıttır.”
“Aslında FETÖ darbesi bürokratik bir darbedir aynı zamanda. Yani istihbaratla bürokrasinin iç içe geçtiği bir darbedir. Türkiye 15 Temmuz’da buna itiraz etmiştir. Bu itirazında da bugün Türkiye direnmektedir.”
“Dijital ve iletişim alanındaki gelişmeler, yapay zekâ, algoritmalar, bütün bunların tamamında küresel bir merkezin, istihbarat aygıtının bir yönetme anlayışını görüyorum.”
“Bir taraftan sıcak güçleriyle beraber sahalarda egemenlik kurmaya çalışıyorlar, bir taraftan da bu veri tabanlarıyla beraber toplumları, ülkeleri, devletleri çözmeye çalışıyorlar.”
“Geçmişte bu alanlarda bu kadar yetenekli olmayabilirlerdi çünkü iletişim ve algoritmalar bu kadar gelişmemişti ama şimdi bütün bunları iç içe geçiren bir hibrit yapıyla bunu götürmeye çalışıyorlar.”
SOYLU YENİ BİR VESAYET SİSTEMİ OLUŞTUĞUNU SAVUNDU
Soylu, sosyal medya, iletişim teknolojileri ve veri tabanları üzerinden yeni bir vesayet sistemi oluşturulduğunu ileri sürdü.
Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, bir yeni vesayet sistemidir. Bunu çok uzun zamandan beri söylüyorum. Sosyal medyada hem insan üzerine oluşturulmuş, hem devletler hem de siyaset ve devlet adamları üzerine oluşturulmuş bir vesayet sistemidir.”
“Burada tehdit vardır, şantaj vardır, şiddet vardır. Burada insanların bütün hayat alanlarını, yaşam alanlarını tehdit vardır.”
“Onun için Türkiye 15 Temmuz’da ortaya koyduğu direnişle birlikte bu alanlara karşı da bir meydan okuma ortaya koydu ve bence burada Türkiye başarılı oldu.”
TÜRKİYE ÇOK BÜYÜK BİR SAVUNMA MEKANİZMASI OLUŞTURDU
Soylu, “FETÖ tehlikesi tamamen bitti mi, yoksa tehlike devam ediyor mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bu bölgedeki uluslararası dizayn iştahı bitmeden FETÖ ve bu tip vekâlet örgütleri bitmezler. Dünyada vekil güçlerin görevlerinin azaltıldığı bir dönemdeyiz. Böylece FETÖ, sahipleri tarafından stratejik bir geri çekilme ile karşı karşıya bırakıldı.”
FETÖ’nün eski gücünde olmadığını söyleyen Soylu, örgütün bir ölçüde kabuğuna çekildiğini ancak bunun dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Soylu, şunları kaydetti:
“Gücü, eski güçte değildir. Biraz kabuğuna çekildi. Bunu iyi takip etmemiz lazım. Peki Türkiye eskisi kadar FETÖ’ye karşı savunmasız mıdır? Bu da değil. Türkiye bu konuda çok mesafe aldı.”
“FETÖ veya dışarıdan oluşacak vekil güçlere karşı Türkiye çok büyük bir savunma mekanizması oluşturdu. Türkiye, sistemi açısından da, altyapısı açısından da, insanların duyguları açısından da hepsini oluşturdu ama bu tip vekil güçler zafiyet noktası, zafiyet anı beklerler.”
“Siz bir ekonomik, savunma, siyasal zafiyet, istikrar zafiyeti içerisine girerseniz elbette ki bunlar belki yarın tek başına iktidar olmaya namzet olmazlar ama kendilerinin görevlendirdiği alanlar tarafından ortaklarından biri olmaya talip olurlar.”
“TÜRKİYE TEMKİNLİ VE TEDBİRLİ TAVRINI SÜRDÜRMELİ”
Türkiye’nin temkinli, tedbirli ve karşı koyucu tavrını devam ettirmesi gerektiğini söyleyen Soylu, FETÖ ile mücadelenin hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.
Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu nedenle Türkiye temkinli, tedbirli ve karşı koyucu tavrını devam ettirmelidir. Türkiye örnek olabilecek bir şekilde 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren hukuk çerçevesi içerisinde kalarak bir terör ve istihbarat örgütünün nasıl tasfiye edilebileceğini, nasıl bütün sızıntılarının kırılabileceğini bütün dünyaya göstermiştir.”
“Biz o dönemin tamamında çalıştık. Türkiye’de birçok insan çalıştı.”
Soylu, Türkiye’nin tam bağımsızlık süreci tamamlanıncaya kadar tehdidin devam edeceğini savundu.
“Muhakkak ki tehdit vardır. Bu tehdit, Türkiye’nin tam bağımsızlık sürecine kadar devam edecektir. Türkiye kendi üretim, enerji, demokrasi kapasitesini tam bağımsızlık sürecine eriştirdiği andan itibaren elbette ki bu tehdit en minimum düzeye inmiş olacaktır” dedi.
SOYLU 15 TEMMUZ’U BÜYÜK BİR DİRENİŞ OLARAK TANIMLADI
Soylu, “15 Temmuz’u yaşamayan genç kuşaklara o geceyi tek cümleyle anlatmanız istense, ne söylersiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Gençlerimize 15 Temmuz’la ilgili söyleyebileceğim en önemli mesele aslında İstiklal Marşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’mızdaki Millî Mücadele’de kendisini bulan o andır, yani direniştir.”
“15 Temmuz büyük bir direniştir. Sadece bir FETÖ’ye yönelik bir direniş değildir, işgale karşı direniştir.”
GENÇLERİN AY YILDIZLI BAYRAKLARLA SOKAĞA ÇIKTIĞINI SÖYLEDİ
Soylu, genç kuşakların 15 Temmuz’u anlayabileceğini belirterek Türkiye tarihindeki önemli mücadelelerle 15 Temmuz arasında bağlantı kurdu.
Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“Biz Kurtuluş Savaşı’nı, İstanbul’un fethini, Alparslan’ın Anadolu’ya girişini yaşadık mı? Bunların hiçbirisini yaşamadık ama bugün bunların hepsini hissediyoruz ve hepsinin içerisinde büyüdük.”
“İşte ‘Genç kuşaklar 15 Temmuz’u anlayabilirler mi?’ Bu insanın varlığıyla alakalı bir meseledir. Bunu kimsenin anlamaması mümkün değildir.”
“Yani önem, ehemmiyet ve üzerine düşme derecesi farklılaşabilir insanlarda ama kimse şunu unutmasın, 15 Temmuz gecesinde ilk gençler sokağa çıktı.”
“Belki onlara üç gün önce ‘Siz böyle yapar mısınız?’ dediğinizde belki duraksayacaklardı ama olayla karşı karşıya kaldıklarında, ben bunun birebir şahidiyim, anneleri, babaları ‘Aman çıkmayın’ demesine rağmen gençler ay yıldızlı bayraklarla sokağa çıktılar.”
“Bu çok kıymetli bir şeydir. Demek ki bu ülkenin harcında ve hamurunda çok büyük sağlamlık olduğu ortadadır. Burada herhangi bir esneklik ve azalma söz konusu değildir.”
“Ben şuna inanıyorum, Malazgirt’in ruhu, 1453’ün ruhu, Kurtuluş Mücadelesi’nin ruhu ne ile karılmışsa, bugün aynı harç genç neslimizde vardır.”


