Türkiye’de yaşlı nüfusun ve tek başına yaşayan yaşlı bireylerin sayısı artarken, sosyal destek ihtiyacı da önem kazanıyor. TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre, tek başına yaşayan yaşlı bireylerin yüzde 14,3’ünün aynı ilde ikamet eden çocuğu bulunmuyor.
Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tek başına yaşamak ile yalnızlık ve sosyal izolasyonun birbirinden farklı kavramlar olduğunu belirterek, sosyal bağlantıların azalmasının ileri yaşlarda ruhsal ve fiziksel sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Yalnızlık ile sosyal izolasyon aynı değil
Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, fiziksel olarak tek başına yaşamanın, kişinin kendisini yalnız hissetmesiyle veya sosyal ilişkilerinin sınırlı olmasıyla aynı anlama gelmediğini söyledi.
Tek başına yaşayan her yaşlı bireyin psikiyatrik açıdan risk grubunda değerlendirilemeyeceğini belirten Yaşar, güçlü sosyal ilişkilerin, zihinsel uğraşların ve fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasına katkıda bulunabileceğini ifade etti. Eş kaybı, emeklilik ve hastalıklar nedeniyle sosyal çevrenin daralmasının ise izolasyon riskini artırabileceğini kaydetti.
Yaşar, sosyal bağlantı eksikliğinin erken ölüm riskiyle ilişkili olduğuna yönelik araştırmalara da dikkat çekti. ABD’de yayımlanan bir raporda kronik sosyal izolasyonun, günde 15 sigara içmeye benzer bir erken ölüm riskiyle ilişkilendirildiğini belirten Yaşar, sosyal izolasyonun fiziksel sağlığı da etkileyebildiğini söyledi.
Uzman Yaşar, 2025 yılında Aging Clinical and Experimental Research dergisinde yayımlandığını belirttiği ve 86 çalışmayı kapsayan meta-analizde sosyal izolasyonun tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilişkisinin incelendiğini aktardı. Ayrıca kalp hastalığı ve inme riskine ilişkin oranları paylaşarak sosyal bağlantıların korunmasının önemini vurguladı.
Yaşar’a göre sosyal izolasyon, ilaçların düzenli kullanılması, dengeli beslenme ve kişisel bakım gibi günlük yaşam alışkanlıklarını da olumsuz etkileyebiliyor. Öz bakımın aksaması, kronik hastalıkların yönetimini zorlaştırabiliyor.
Sosyal izolasyon ve demans riski
Sosyal etkileşimin beyin sağlığı açısından önem taşıdığını belirten Yaşar, kronik yalnızlık ve sosyal izolasyonun yaşlı bireylerde demans riskiyle ilişkili olduğunu söyledi. Uzman, bazı araştırmalarda risk artışının yaklaşık yüzde 50 olarak bildirildiğini aktardı.
Tek başına yaşayan yaşlılarda unutkanlık ve bilişsel gerilemenin çevredekiler tarafından fark edilmesinin gecikebileceğini belirten Yaşar, depresyon belirtileriyle demans belirtilerinin birbirinden ayrılmasının önemine dikkat çekti.
Yaşar, şiddetli depresyonun bazı kişilerde zihinsel yavaşlama ve bellek sorunlarına yol açabileceğini, bu durumun geçmişte “yalancı demans” olarak adlandırılan tabloyla ilişkilendirildiğini ifade etti. Depresyon ile nörodejeneratif hastalıkların belirtilerinin değerlendirilmesi ve ayırıcı tanının yapılması için uzman muayenesinin gerekli olduğunu vurguladı.
Yaşlılık depresyonu farklı belirtilerle görülebiliyor
Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ileri yaşlarda depresyonun her zaman belirgin üzüntü veya ağlama şeklinde ortaya çıkmayabileceğini söyledi. Sürekli yorgunluk, uyku bozuklukları, iştahsızlık, isteksizlik ve açıklanamayan bedensel ağrıların da depresyonla ilişkili olabileceğini belirtti.
Bu belirtilerin yaşlılığın doğal sonucu olarak değerlendirilerek gözden kaçırılmaması gerektiğini ifade eden Yaşar, yakınmaların sürmesi durumunda sağlık uzmanına başvurulmasının önemini dile getirdi.
Yaşlı bireylerin sosyal yaşama katılması önemli
Farklı şehirlerde yaşayan çocukların ve aile üyelerinin yaşlı yakınlarıyla düzenli iletişim kurmasının önemine değinen Yaşar, uzaktan takibin yaşlı bireyin bağımsızlığını zedeleyecek aşırı kontrole dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Yaşlı bireylerin komşuluk ilişkilerinin, arkadaş çevresinin, düzenli yürüyüşlerin ve yerel hobi gruplarının desteklenmesini öneren Yaşar, daha önce aktif olan bir kişinin telefonlara geç dönmesi, dışarı çıkmayı reddetmesi, konuşmalarını kısaltması, ses tonunda belirgin değişiklikler veya kişisel bakımını ihmal etmesi gibi işaretlere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Yaşar, bu belirtilere şüphecilik, halüsinasyonlar veya yaşamak istemediğini ifade eden sözlerin eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden psikiyatri uzmanına başvurulması gerektiğini kaydetti.




