Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, son dönemde gündeme gelen okul saldırıları, okul güvenliği için alınan tedbirler ve eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tekin, okullarda güvenlik görevlileri, kamera sistemleri ve acil durum uyarı mekanizmaları gibi uygulamaların hayata geçirildiğini belirterek yalnızca polisiye tedbirlerin yeterli olmayacağını söyledi.

Tekin, okul güvenliği konusunda ailelerin de sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgularken, sosyal medya platformları ve teknoloji şirketlerinin çocukların karşı karşıya kaldığı riskler konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

“Polisiye tedbirler tek başına yeterli değil”

Okullarda silahlı ve silahsız güvenlik görevlileri, hareketli kamera sistemleri ve acil durum uyarı mekanizmaları gibi fiziki güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirten Tekin, okul saldırılarının yalnızca güvenlik tedbirleri üzerinden ele alınamayacağını söyledi.

Tekin, okullardaki şiddet olaylarının bir “hastalık ve salgın” halini aldığını ifade ederek, ailelerin de sürecin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

“İlkokul öğrencisi evinde babasının silahına erişip onu okula götürebiliyorsa eğer, ebeveynlerin de sürece dahil olması gerektiğini düşünüyoruz” diyen Tekin, aileleri sürece dahil etmek amacıyla “Ebeveyn Okulu” uygulamasını başlattıklarını belirtti.

Tekin ayrıca çocukların ölüm ve kayıp kavramlarını algılama biçimlerine dikkat çekerek, öğrencilerin önemli bir bölümünün sosyal medya platformları üzerinden iletişim kurduğunu söyledi. Şiddetin sosyal medya üzerinden beslendiğini savunan Tekin, teknoloji firmalarının da daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.

Okul güvenliği için ortak eylem planı

Bakan Tekin, okul güvenliği konusunda 7 bakanlığın ortaklaşa bir eylem planı hazırladığını açıkladı. Bu kapsamda okulların risk durumlarına göre kategorize edileceğini belirten Tekin, Şubat ayında kamuoyuna yeni bir çözüm paketinin sunulacağını söyledi.

Tekin’in daha önce yaptığı resmi açıklamalarda da okul güvenliğine ilişkin risklerin belirlenmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı ile koordineli şekilde “Okul Durum Değerlendirme Ölçeği” uygulamasının kullanıldığı ve 2025-2026 eğitim öğretim yılında 1.136 okulda kolluk görevlisi ile 24 bin 214 güvenli eğitim koordinasyon görevlisinin görevlendirildiği açıklanmıştı.

Bahçe görevlileri ve okul girişleri

Okulların çevre ve bahçe güvenliği için yaklaşık 25 bin “bahçe görevlisi” istihdam edildiğini belirten Tekin, okul binalarındaki giriş ve çıkışların kontrol altına alınması için randevu sistemine geçildiğini söyledi.

Tekin, velilerin okullara öğretmenlerin randevu verdiği saatlerde kabul edileceğini, bahçe duvarlarının standartlaştırılması ve elektronik denetim sistemlerinin kurulmasına yönelik çalışmaların da hızlandırıldığını ifade etti.

Bakan Tekin, 24 Eylül’de yaptığı açıklamada ise 31 bin kişinin bahçe görevlisi olarak göreve başlayacağını, 23 binin üzerinde kişinin resmi olarak göreve başladığını ve kalan personelin de gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından göreve başlayacağını belirtmişti.

Zorunlu eğitim süresi kısalacak mı?

Tekin’in açıklamalarında eğitim süresine ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekti. Zorunlu eğitim süresinin kısalıp kısalmayacağı yönündeki soruya Tekin, “Önümüzdeki dönemde mutlaka gündeme gelecektir. Türkiye'de eğitimin süresinin kısalması görüşülecek” yanıtını verdi.

Bu açıklama, zorunlu eğitim süresinin kesin olarak kısaltıldığı anlamına gelmiyor. Bakanın ifadeleri, konunun önümüzdeki dönemde gündeme alınabileceğine işaret ediyor.

Okul güvenliği için aile ve okul iş birliği vurgusu

İZTO'da yeni dönem başlıyor: Özgener'den proje mesajı
İZTO'da yeni dönem başlıyor: Özgener'den proje mesajı
İçeriği Görüntüle

Milli Eğitim Bakanlığı, 2026 yılı içinde yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik tedbirleriyle birlikte aile-okul iş birliği ve dijital risklerle mücadeleye yönelik çalışmaların da artırıldığını açıkladı. Bakanlığın 24 Nisan tarihli açıklamasında “Güvenli Okul İklimi” kapsamında okul güvenliğinin fiziki tedbirlerin yanı sıra dijital bağımlılık, siber zorbalık ve çevrim içi risklerle birlikte ele alındığı belirtildi.

Kaynak: Haber Merkezi