Uşak Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve ihaleye fesat soruşturmasında 6 tahliye
Uşak Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve ihaleye fesat soruşturmasında 6 tahliye
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de 2026 sezonunda zeytin üretiminin 3,8 milyon tona ulaşması beklenirken, düşen ürün fiyatları ve yükselen hasat maliyetleri üreticinin gündemine oturdu. Ziraat Mühendisi Şükrü Cem Akçay, yağlık zeytinin bazı bölgelerde kilogram başına 10 ila 20 liraya kadar gerilediğini, Akhisar’da ise üreticilerin hasat etmeme eylemi başlattığını belirterek tarımsal üretimdeki fiyat ve maliyet dengesizliğine dikkat çekti.

Akçay’a göre ürün bolluğunun üretici açısından ekonomik kayba dönüşmesi, yalnızca mevcut sezonu değil, ağaçların bakımını, gelecek yılın verimini ve zeytinliklerin korunmasını da etkileyebilir. Akçay, çözüm için bahçede, piyasada ve arazi yönetiminde eş zamanlı adımlar atılması gerektiğini savunuyor.

Artan maliyetler zeytin hasadını zorlaştırıyor

Akçay, tarımda ürün miktarı ile fiyat arasındaki ilişkinin üreticinin karşılaştığı sorunu açıklamak için tek başına yeterli olmadığını belirtti. Akçay, “Bolluğun bedelini neden en ağır üretici ödüyor?” sözleriyle, üretim artışının maliyet ve gelir üzerindeki etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Paylaşılan verilere göre tarımsal girdi fiyatları bir yılda yüzde 28, gübre fiyatları yüzde 33 arttı. Zeytinin de içinde bulunduğu çok yıllık bitkisel ürünlerde üretici fiyatları ise yüzde 19 geriledi. Bu tablo, üreticinin artan giderlerle düşen satış fiyatları arasında sıkıştığına işaret ediyor.

Hasat işçiliği, maliyet baskısının belirginleştiği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Üç yıl önce bir işçinin günlük ücretini karşılamak için yaklaşık 1,7 litre zeytinyağı yeterliyken, bugün bölgeye göre 1.200 ila 2.000 liraya ulaşan yevmiye ve 200 lira civarına gerileyen yağ fiyatı nedeniyle aynı ücret için 6 ila 10 litre yağ gerektiği belirtiliyor.

Toplama maliyetinin ürünün değerini aşması, zeytinin dalda bırakılması riskini artırıyor. Üreticinin eline geçen fiyat ile tüketicinin markette ödediği tutar arasındaki fark da tartışmanın diğer boyutunu oluşturuyor.

Üretici fiyatı ile market fiyatı arasındaki fark

Paylaşılan bilgilere göre geçen sezon kooperatif, sofralık zeytini kilogram başına 55 ila 160 lira aralığında satın aldı. Marketlerdeki fiyatların ise 150 liradan başlayarak 400-500 liraya kadar çıktığı belirtildi.

Akçay, üreticiden tüketiciye uzanan fiyat zincirinin daha şeffaf biçimde izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici fiyatları ile raf fiyatları arasındaki farkın hangi aşamalarda oluştuğunun ortaya konulması, tarımsal piyasaya yönelik değerlendirmelerin önemli başlıklarından biri olarak gösteriliyor.

Bu sezonki kayıplar gelecek yılın verimini etkileyebilir

Akçay’ın dikkat çektiği konulardan biri de üreticinin zarar etmesi nedeniyle gübreleme, ilaçlama ve diğer bakım uygulamalarından vazgeçmesi ihtimali. Akçay, bu kış bakımsız kalan ağaçların 2027’de beklenen “yok yılı” rekoltesini daha da aşağı çekebileceğini belirtiyor.

Bakım eksikliğinin hastalık ve zararlıların yayılmasına da zemin hazırlayabileceğini ifade eden Akçay, bitki besleme, bitki koruma ve düzenli bakımın yalnızca bir gider kalemi olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Akçay’a göre bu uygulamalar, verim ve kalite açısından önem taşıyor.

Akçay, üreticilerin bu dönemde ziraat mühendislerinden ve yetkili bayilerden teknik destek almasının önemine işaret ederek, mevcut fiyat baskısının uzun vadeli üretim kapasitesini olumsuz etkilememesi gerektiğini savunuyor.

“Bugün ucuz zeytinden yakınan üretici, yarın pahalı zeytinyağından yakınan tüketiciye dönüşür” diyen Akçay, bugünkü üretim koşullarının gelecek sezonun piyasası açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Zeytinliklerin korunmasında gelir belirleyici oluyor

Akçay, zeytin üretiminin ekonomik açıdan sürdürülemez hale gelmesinin arazi kullanımını da etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Zeytinliklerin değerinin ürün gelirinden çok arazi fiyatı üzerinden ölçülmeye başlanmasının, tarımsal üretimin devamlılığı açısından risk oluşturduğunu ifade ediyor.

Akçay’ın değerlendirmesine göre bir dönüm zeytinliğin fiyatı, iç kesimlerde 20 ila 40 yıllık, kıyı kesimlerinde ise 70 yılı aşan ürün gelirine denk gelebiliyor. Bu karşılaştırma, zeytinliklerin arazi değeri ile üretimden elde edilen gelir arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

Akçay, Zeytincilik Kanunu’nun önemli bir koruma aracı olduğunu ancak resmî olarak zeytinlik sahası kabul edilen alanları koruduğunu belirtiyor. Her zeytin ağacı bulunan arazinin kanun kapsamındaki zeytinlik statüsünde olmadığını söyleyen Akçay, yasal korumanın yanında üreticinin zeytincilikten gelir elde edebilmesinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.

Akçay’a göre bakımsız kalan ve gelir sağlamayan zeytinlikler zaman içinde satış ve yapılaşma baskısıyla karşılaşabiliyor. Bu nedenle üretimin devamlılığını sağlayacak ekonomik modellerin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Akçay’dan zeytin üretimi için 3 alanda çözüm önerisi

Akçay, mevcut tablonun aşılması için bahçe yönetimi, piyasa düzeni ve arazi kullanımına yönelik öneriler sıralıyor.

Bahçelerde hasat sonrası gübreleme, bitki koruma ve budama uygulamalarının zamanında yapılabilmesi için hedefli desteklerin hızlı biçimde ödenmesini öneren Akçay, ortak hasat ekipleri kurulmasıyla ürünün dalda kalmasının önüne geçilebileceğini belirtiyor.

Piyasa tarafında zeytinyağında lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılmasını, küçük üreticilerin kooperatifler çatısı altında örgütlenmesini ve kaliteli ürüne prim verilmesini öneriyor. Akçay ayrıca ihracat kanallarının açık tutulması ve kota kaynaklı dengesizliklerin giderilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Toprak ve zeytinliklerin geleceği açısından ise üç başlığa dikkat çekiyor. Sıra aralarına baklagiller ekilmesi, budama atıkları ile yaprakların değerlendirilmesi ve böylece zeytinliklere ek gelir sağlanması öneriler arasında yer alıyor. Akçay, hasat günleri ve uygulamalı eğitimlerle genç üreticilerin zeytinciliğe kazandırılmasını da istiyor.

Üretim sürerken mülkiyetin sahibinde kalmasını sağlayacak kiralama ve ortak işletme modellerinin kurulması da Akçay’ın önerileri arasında bulunuyor.

Akçay, “Bu yılki bolluk bir tehdit değil, akılcı politikalarla değerlendirilmesi gereken büyük bir zenginliktir. Zeytin ağacı bin yıl yaşar; yeter ki onu yaşatanı yaşatmayı bilelim” sözleriyle üreticinin gelirini ve zeytinliklerin geleceğini birlikte ele alan politikalar geliştirilmesi çağrısında bulunuyor.

Kaynak: Haber Merkezi