Anayasa Mahkemesi (AYM), Malatya Şeker Fabrikası’nın kuruluşu sırasında 1954 yılında kamulaştırılan bir taşınmazla ilgili yaklaşık 70 yıl sonra açılan davada mülkiyet hakkına ilişkin ihlal kararı verdi.
AYM, derece mahkemelerinin kamulaştırma bedelinin ödenmediğine yönelik esaslı iddiaları ve banka kayıtlarını incelemeden davayı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetmesini değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, bu yaklaşımın başvurucular üzerinde aşırı ve orantısız bir külfet oluşturduğuna hükmetti.
MALATYA ŞEKER FABRİKASI İÇİN KAMULAŞTIRILDI
Uyuşmazlığın geçmişi, Malatya Şeker Fabrikası’nın inşası için 1954 yılında başlatılan kamulaştırma işlemlerine dayanıyor.
1954 yılında temelleri atılan ve 1 Ekim 1956’da üretime geçen fabrika için söz konusu taşınmaz kamulaştırılarak idare adına tescil edildi. Arazinin eski maliklerinin mirasçıları ise kamulaştırma bedelinin murislerine veya kendilerine ödenmediğini ileri sürdü.
Mirasçılar, bu iddialarını yargı sürecine taşıdı.
BANKA KAYITLARI DOSYAYA SUNULDU
Başvurucular, kamulaştırma bedelinin ödenmediğini ortaya koymak amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İş Bankası’ndan temin ettikleri resmi yazıları mahkemeye sundu.
Söz konusu belgelerde, idare tarafından hak sahipleri adına ödeme yapıldığına ilişkin kayıt bulunmadığı ileri sürüldü.
Buna karşın derece mahkemeleri, sunulan banka kayıtları ve ödeme iddialarını esaslı biçimde incelemeden, kadastro tespitinin kesinleşmesinin üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetti.
Kararın kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmesinin ardından mirasçılar AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
AYM: ÖDEME İDDİASI ARAŞTIRILMALIYDI
AYM, değerlendirmesinde Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesi ile kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine dikkat çekti.
Anayasa Mahkemesi içtihadında, kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkının sona erdirilmesi halinde taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesinin mülkiyet hakkının korunması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Somut uyuşmazlıkta ise başvurucuların sunduğu banka belgelerinin ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğine yönelik iddiaların davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğu değerlendirildi.
AYM, bu deliller araştırılmadan yalnızca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddedilmesinin başvurucular üzerinde aşırı ve orantısız bir külfet oluşturduğuna karar verdi.
MÜLKİYET HAKKI İHLAL EDİLDİ
Yüksek Mahkeme, derece mahkemelerinin ödeme yapılıp yapılmadığını ortaya koyabilecek delilleri değerlendirmeden davayı süre yönünden sonuçlandırmasının mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı sonucuna vardı.
Böylece başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
KARARIN KAMULAŞTIRMA DAVALARINA ETKİSİ
Kararın merkezinde, kamulaştırma bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiği yönündeki değerlendirme bulunuyor.
AYM’nin mülkiyet hakkına ilişkin içtihadında da kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi ve ilgili kişiye ödenmesinin anayasal güvenceler açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Bu nedenle, bir davanın yalnızca süre geçtiği gerekçesiyle reddedilmesinden önce, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin ileri sürülen somut delillerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.




