Adalet Bakanı Akın Gürlek, Süleymancılar'a yönelik operasyonda cemaatin lideri Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kiriş'in kaçırılmasında kullanıldığı belirtilen ve eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli olduğu ortaya çıkan çakarlı araçlarla ilgili yürütülen soruşturma hakkında açıklamalarda bulundu.
Gürlek, söz konusu araçların kaçış amacıyla kullanıldığının değerlendirildiğini belirterek, incelemelerde Şahin’in ifadeleriyle soruşturma dosyasındaki deliller arasında uyumsuzluk bulunduğunu söyledi.
“Dosyadaki delillerle uyuşmuyor”
Gürlek, İdris Naim Şahin’in aracı kiralama yoluyla verdiğini ifade ettiğini ancak dosyadaki delillerin bu açıklamayla örtüşmediğini belirtti.

Şahin ile Mehmet Özmen arasında geçmişe dayanan bir tanışıklık bulunduğunu söyleyen Gürlek, araçla ilgili HTS kayıtlarının da incelendiğini aktardı. Şahin’in aracı yalnızca İstanbul’a geldiğinde kullandığını söylediğini ancak HTS kayıtlarının aracın uzun süredir kullanıldığını gösterdiğini ifade etti.
Gürlek, “İdris Naim Şahin bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Kiralama yoluyla bunu verdiğini söylüyor. Ama dosyadaki deliller ile bu tutmuyor. ‘Bu aracı sadece İstanbul’a gelince kullanıyorum’ diyor Şahin. Ama bu araba uzun süredir kullanılıyor. HTS ile söyledikleri tutmuyor. Söyledikleri ile dosyadakiler uyuşmuyor” dedi.
Gürlek ayrıca, aracın kiralama yoluyla verildiğinin söylendiğini ancak kiralanmış bir şirket bulunmadığını belirtti. Aracın Mehmet Özmen tarafından kullanıldığını söyleyen Gürlek, iki aracın daha bulunduğunu ve bunlardan birinin örgütle irtibatlı bir kişiye kullanması için verildiğini ifade etti.
“Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında üçüncü dalga”
Bakan Gürlek, açıklamasında Alihan Kuriş ve çevresine yönelik soruşturmaya ilişkin son durumu da aktardı.
“Kuriş Suç Örgütü” soruşturmasında üçüncü dalganın gerçekleştirildiğini belirten Gürlek, 15 şirkete kayyum atandığını, 4 derneğe de kayyum kararı verildiğini söyledi. Son operasyonda gözaltına alınanların ise gözaltı sürelerinin devam etmesi nedeniyle henüz hakim karşısına çıkmadığını ifade etti.

“Din kisvesi altında vatandaşları sömürdüler”
Gürlek, operasyonun bir dini yapılanmaya değil, suç örgütüne yönelik olduğunu vurguladı.
Bakan Gürlek, “En başta da söylediğimiz gibi bu tamamen bir suç örgütüne yönelik operasyondur. Bir dini yapılanmaya dair bir operasyon değildir kesinlikle. Din kisvesi altında vatandaşların dini duygularını kullanılıyor burada” ifadelerini kullandı.
Gürlek, eski bakan Ahmet Arif Denizolgun’un ölümüne ilişkin de şüpheli bir durum bulunduğunu belirtti.
“Yeni itirafçı beyanları geliyor”
Soruşturma kapsamında “kara para aklama”, “örgüt kurma ve yönetme” ile “devlet aleyhine suç” iddialarının bulunduğunu belirten Gürlek, soruşturmanın derinleşebileceğini söyledi.
Yeni itirafçı beyanlarının geldiğini belirten Gürlek, paraların yurt dışına çıkarılması konusunda tespitler bulunduğunu ifade etti. Buna göre, çeşitli yöntemlerle paraların yurt dışına çıkarıldığı ve turizm şirketleri üzerinden elden para verildiği yönünde tespitler yapıldığını söyledi.
Gürlek, Almanya’nın Köln kentinde bir yapılanma bulunduğunu ve merkezlerini buraya taşımak istediklerine ilişkin değerlendirmelerin de soruşturma kapsamında incelendiğini aktardı.
Alihan Kuriş’in 1982 doğumlu olduğunu belirten Gürlek, Kuriş’in ailesinden bazı kişilerin de yakalandığını ve mal varlıklarının incelendiğini söyledi. Gürlek, yaklaşık 185 taşınmaz bulunduğunun tespit edildiğini ifade etti.
Soruşturmalarda MASAK raporlarının önemine dikkat çeken Gürlek, yeni şirketlerle ilgili de raporlar isteneceğini belirtti. Vatandaşlardan da soruşturmayla ilgili başvurular geldiğini ve yeni itirafçıların bulunduğunu söyledi.
“Lüks bir yaşam kurmuşlar”
Gürlek, soruşturmanın mali yapılanmaya yönelik olduğunu yineleyerek, “Din kisvesi altında kendilerine lüks bir yaşam oluşturan yapılara karşı mücadele ediyoruz şu anda” dedi.
Başsavcılığın değerlendirmesine göre yeni operasyon dalgalarının yapılabileceğini belirten Gürlek, soruşturmanın sürdüğünü aktardı.

Ahmet Arif Denizolgun’un ölümü de soruşturuluyor
Bakan Gürlek, Ahmet Arif Denizolgun’un ölümüne ilişkin ayrı bir soruşturma yürütüldüğünü de açıkladı.
Ölümün doğal nedenlerle mi gerçekleştiği yoksa dışarıdan bir müdahalenin bulunup bulunmadığının araştırıldığını belirten Gürlek, bu kapsamda fethi kabir işleminin gerçekleştirildiğini söyledi.
Dosyada adli tıp raporunun da bulunduğunu ancak nihai Adli Tıp Kurumu raporunun beklendiğini aktaran Gürlek, boğulma iddiası ve sağlık ekiplerine geç haber verilmesi gibi unsurların da araştırıldığını ifade etti.
Gürlek, soruşturmanın derinleşmesinin muhtemel olduğunu belirterek, vatandaşlardan gelen başvuruların da Başsavcılık tarafından takip edildiğini söyledi.


