TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında yaptığı açıklamada biyolojik çeşitlilik kaybının yalnızca doğayı değil, insan yaşamını doğrudan etkileyen temel sistemleri tehdit ettiğini duyurdu. Vakıf, “Küresel etki için yerel hareket” temasıyla doğa koruma konusunda acil adım çağrısında bulundu.

Vakfın açıklamasında, tatlı su ekosistemlerinden ormanlara kadar yaşamı sürdüren doğal alanların hızla zayıfladığına dikkat çekildi. Türkiye’de de artan arazi tahribatı, plansız yapılaşma ve madencilik faaliyetlerinin biyolojik çeşitlilik üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi.

Doğadaki sessiz kayıp her geçen gün büyüyor

TEMA Vakfı, doğadaki kayıpların ani değil, sessiz ve sürekli ilerleyen bir kriz olduğuna işaret etti. Açıklamada kuş seslerinin azalması, tozlayıcı canlıların kaybı, kuruyan dereler ve verimsizleşen toprakların bu değişimin görünür sonuçları olduğu ifade edildi.

Bilimsel verilere göre tatlı su ekosistemlerinde kayıp oranı yüzde 85’e ulaştı. Omurgalı tür popülasyonlarında son 50 yılda yüzde 73 azalma yaşandığı belirtilirken yaklaşık 1 milyon türün yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Tür kaybı doğal yok oluş hızının çok üzerine çıktı

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğunu söyledi.

Ataç açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Biyolojik çeşitlilik yalnızca doğadaki canlıların zenginliği değil; insan yaşamının devamlılığını sağlayan görünmez sistemin temelidir. Fosil kayıtlarına dayanan bilimsel araştırmalara göre bugün tür kayıpları doğal yok oluş hızının yaklaşık 1000 katına ulaştı.”

Deniz Ataç, dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin de tehdit altında bulunduğunu belirterek kaybedilen her türün insanlığın geleceğinden kopan bir parça anlamına geldiğini ifade etti.

Korunan alan oranı dünya ortalamasının altında kaldı

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından önemli ülkeler arasında yer aldığı belirtilirken korunan alan oranının yalnızca yüzde 14 seviyesinde olduğu açıklandı. Bu oran dünya ortalaması olan yüzde 17’nin altında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi ise 2030 yılına kadar korunan alan oranının yüzde 30’a çıkarılmasını hedefliyor.

Yerel hareketlerin küresel etkisine dikkat çekildi

TEMA Vakfı, yerelde korunacak her yaşam alanının küresel ekosistem için kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Korunan meralar, yaşatılan sulak alanlar ve desteklenen doğal yaşam alanlarının dünyanın ortak yaşam ağına katkı sunduğu belirtildi.

Deniz Ataç, mevcut tüketim alışkanlıklarının dünyanın kendini yenileme kapasitesinin yaklaşık 1,5 katına ulaştığını belirterek bireysel farkındalığın önemine işaret etti.

Ataç, “Bir tohum hâlâ filizlenebilir, bir dere yeniden canlanabilir, bir orman yeniden nefes olabilir. Dünya sessizleşmeden harekete geçmek hâlâ mümkün” dedi.

Ödemiş'te orman yangınına müdahale sürüyor
Ödemiş'te orman yangınına müdahale sürüyor
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 05 28 At 15.04.36 (2)

Kaynak: Haber Merkezi