TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda konuşan 22. TBMM Başkanı Bülent Arınç, hem Abdullah Öcalan’ın özgür kalmasına dair “umut hakkı” hem de genel af konusundaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Arınç, “Umut hakkı mutlaka uygulanmalı, yerine gelmelidir. Genel bir affa da zaruri bir ihtiyaç var” dedi.
“Toplumsal barış için fırsatı değerlendirmeliyiz”
Arınç, yaklaşık 40 dakika süren konuşmasında geçmişte çözüm sürecinde edindiği deneyimleri hatırlatarak, “Terörsüz Türkiye herkesin arzusudur. Siyasi söylemlerle değil, toplumsal mutabakatla bu süreci ilerletmeliyiz. Kürt vatandaşlarımızın eşit vatandaş olarak kabul edilmesi ve hak ihlallerinin sona erdirilmesi elzemdir” ifadelerini kullandı.
“Komisyonun görevi yeni anayasa değil”
Komisyonun yeni bir anayasa hazırlamakla görevli olmadığını vurgulayan Arınç, mevcut anayasanın uygulanmasının önemine dikkat çekti: “En iyi anayasa, uygulanan anayasa; en kötü anayasa ise uygulanmayan anayasa. Özgürlükçü ve temel hakları koruyan bir anayasa her zaman gereklidir, ancak bu komisyonun önceliği yeni anayasa yapmak değil.”
“AİHM ve AYM kararları uygulanmalı”
Terörle mücadelede hukukun ve uluslararası mahkeme kararlarının önemine değinen Arınç, şunları söyledi:
“Bataklığa dönen terör sorununu sadece şiddetle çözemezsiniz. AİHM ve AYM kararlarının uygulanması şart. İfade özgürlüğünün güçlendirilmesi gerekiyor. Mevcut infaz düzenlemeleri yetersiz; hak ihlallerinin önlenmesi ve mağdurların hukuk içerisinde desteklenmesi elzemdir.”
Umut hakkı ve genel af çağrısı
Arınç, Abdullah Öcalan’ın durumuna atıfta bulunarak “Umut hakkı konusu mutlaka hayata geçirilmelidir. Müebbet hapse mahkum olanların bile bir gün çıkabileceklerini düşünmeleri gerekir. Genel bir affa zaruri bir ihtiyaç var. Hak ihlallerinin yoğun olduğu bir dönemde kapsam ve geçerlilik sınırlarıyla birlikte mutlaka değerlendirilmelidir” dedi. Ayrıca KHK ile görevlerinden ihraç edilenlerin durumuna da değinen Arınç, “Hukuk çerçevesinde birtakım düzenlemeler yapılabilir” ifadelerini kullandı.
Arınç’ın açıklamaları, hem siyasi hem de hukuki açıdan tartışma yaratacak nitelikte olarak değerlendiriliyor.



