Türkiye ekonomisinde dış dengeler açısından olumlu bir gelişme yaşanıyor. Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı verilere göre cari işlemler hesabı ağustos ayında 4 milyar 53
milyon dolar fazla verdi. Temmuz ayının ardından ağustosta da cari fazla verilmesi, dış ekonomik
dengeler bakımından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Altın ve enerji hariç cari işlemler
hesabında 8 milyar 205 milyon dolarlık fazla oluşması da bu tablonun önemli unsurlarından biri.
Ancak rakamların olumlu görünmesi, Türkiye'nin dış ekonomik sorunlarının bütünüyle çözüldüğü
anlamına gelmiyor. Asıl mesele, bu iyileşmenin ne ölçüde kalıcı hale getirilebileceğidir.
Cari denge nedir, neden önemlidir?
Cari denge, bir ülkenin diğer ülkelerle gerçekleştirdiği ekonomik işlemler sonucunda elde ettiği
gelirlerle yaptığı ödemeler arasındaki farkı gösteren temel makroekonomik göstergelerden biridir.
Cari işlemler hesabı; mal ticaretini, hizmet ticaretini, birincil gelirleri ve ikincil gelirleri kapsar. Mal
ihracatı ve ithalatı, turizm gelirleri ve giderleri, uluslararası taşımacılık, yatırım gelirleri ve yurt
dışından yapılan bazı transferler bu hesabın başlıca unsurlarıdır.
Bir ülkenin cari gelirleri cari giderlerinden fazla olduğunda cari fazla, giderleri gelirlerinden fazla
olduğunda ise cari açık ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle cari denge, ekonominin dış dünya ile
gerçekleştirdiği mal, hizmet ve gelir alışverişinin net sonucunu ortaya koyar.
Cari açığın yüksek olması, ülkenin dış finansman ihtiyacını artırabilir. Bu ihtiyaç doğrudan yatırımlarla,
portföy yatırımlarıyla veya dış borçlanmayla karşılanabilir. Ancak küresel piyasalarda finansman
koşulları bozulduğunda dış kaynağa bağımlı ekonomiler daha fazla baskıyla karşılaşabilir. Cari fazla ise
diğer koşullar da elverişli olduğunda dış finansman ihtiyacının azalmasına ve ekonominin dış şoklara
karşı dayanıklılığının güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Türkiye açısından cari dengenin önemi daha da büyüktür. Çünkü ülkemiz enerji ithalatına bağımlıdır
ve sanayi üretiminde kullanılan birçok ara malı, makine ve teknoloji ürünü yurt dışından temin
edilmektedir. Bu nedenle ekonomik büyüme hızlandığında ithalatın da artması, dış ticaret açığının
genişlemesine yol açabilmektedir.
Ağustos ayında 4 milyar doları aşan fazla
TCMB verilerine göre Türkiye'nin cari işlemler hesabı ağustos ayında 4 milyar 53 milyon dolar fazla
verdi. Ekonomistlerin 3,8 milyar dolarlık fazla beklentisinin aşılması, aylık sonuç bakımından olumlu
bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında 8 milyar 205 milyon dolarlık fazla kaydedildi. Bu veri, altın
ve enerji kalemleri dışarıda bırakıldığında cari işlemler dengesinin daha güçlü bir görünüm
sergilediğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 3,75 milyar
dolar düzeyinde gerçekleşmesi, mal ticaretindeki açığın sürdüğünü gösteriyor.
Temmuz ve ağustos aylarında üst üste cari fazla verilmesi elbette önemlidir. Ancak aylık cari denge,
turizm gelirleri, enerji fiyatları, dış ticaret hareketleri ve mevsimsel etkilerden önemli ölçüde
etkilenebilir. Bu nedenle iki aylık olumlu gelişmeyi kalıcı bir eğilim olarak nitelendirmek için daha uzun
bir dönemin verilerini değerlendirmek gerekir.
Nitekim yıllıklandırılmış verilere göre ağustos ayında cari açık yaklaşık 42,1 milyar dolar seviyesinde
bulunuyor. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 78,4 milyar dolar olması da Türkiye'nin dış
ticaret yapısındaki sorunların devam ettiğini ortaya koyuyor.
Dış ticaret açığı neden hâlâ önemli bir sorun?
Türkiye'nin ihracat kapasitesi gelişmesine rağmen ithalat ihtiyacının yüksek seyretmesinin temel
nedenlerinden biri üretim yapısıdır. Sanayide kullanılan ara malları, enerji kaynakları, makine ve
teknolojik ekipmanlar dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Üretim ve ihracat arttığında ithal girdi ihtiyacı da yükseliyorsa, ihracattan elde edilen dövizin bir
bölümü yeniden ithalat ödemelerine gidiyor. Bu durum, ihracat artışının cari dengeye katkısını
sınırlandırabiliyor.
Bana göre Türkiye'nin öncelikli hedeflerinden biri, ihracatın yalnızca miktarını değil, yerli katma
değerini de artırmak olmalıdır. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yükseltilmesi, yerli ara
malı üretiminin geliştirilmesi ve sanayide verimliliğin artırılması bu açıdan büyük önem taşıyor.
Enerji alanında da benzer bir dönüşüme ihtiyaç var. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması,
enerji verimliliğinin geliştirilmesi ve sanayide daha az enerji tüketen üretim teknolojilerinin
yaygınlaştırılması, uzun vadede ithalat faturasının azaltılmasına yardımcı olabilir.
Sermaye hareketleri ve rezervler ne söylüyor?
Ağustos ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 141 milyon dolar olarak kaydedildi. Buna
karşılık portföy yatırımlarında 1,03 milyar dolarlık net çıkış yaşandı.
Doğrudan yatırımlar, üretim kapasitesi oluşturması, istihdam sağlaması ve teknoloji transferine
katkıda bulunması bakımından önemlidir. Portföy yatırımları ise küresel faiz oranları, risk algısı ve
yatırımcı beklentilerindeki değişimlere daha duyarlıdır. Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca yabancı
sermaye çekmesi değil, uzun vadeli üretken yatırımlar için güvenilir bir ortam oluşturması gerekir.
Yurt dışından kredi kullanımlarında bankalar 2,19 milyar dolar, diğer sektörler ise 1,23 milyar dolar
net kullanım gerçekleştirdi. Bu gelişme, dış finansmanın kredi kanalıyla da sürdüğünü gösteriyor.
Ancak dış borçlanmanın maliyeti, vadesi ve hangi alanlarda kullanıldığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Ağustos ayında resmî rezervlerde 7,14 milyar dolarlık net artış kaydedildi. Rezervlerdeki artış, dış
şoklara karşı dayanıklılık ve piyasa güveni bakımından olumlu bir gelişmedir. Öte yandan net hata ve
noksan kaleminde 4,5 milyar dolarlık giriş kaydedilmesi de dikkat çekiyor. Bu kalem, kaynağı
doğrudan belirlenemeyen işlemlerden doğan farkları içerdiğinden, söz konusu tutarın niteliği
konusunda kesin bir sonuca varılmamalıdır.
Cari fazlanın vatandaşa etkisi ne olacak?
Cari dengedeki iyileşme, ekonomik istikrarı destekleyerek döviz piyasasındaki baskıların azalmasına ve
enflasyonla mücadeleye dolaylı katkı sağlayabilir. Ancak cari fazla verilmesi, döviz kurunun düşeceği
veya fiyatların hemen gerileyeceği anlamına gelmez. Para politikası, iç talep, küresel ekonomik
koşullar ve üretim maliyetleri de fiyatlar üzerinde etkili olmaya devam eder.
Vatandaş açısından asıl önemli olan, makroekonomik iyileşmenin hayat pahalılığını azaltması, satın
alma gücünü koruması ve istihdamı artırmasıdır. Cari denge rakamlarının olumluya dönmesi, bu
hedeflere ulaşılmasına yardımcı olabilir; ancak tek başına yeterli değildir.
Sonuç olarak ağustos ayında verilen 4,05 milyar dolarlık cari fazla, Türkiye ekonomisi için olumlu bir
gelişmedir. Altın ve enerji hariç dengedeki güçlü fazla da dikkat çekicidir. Bununla birlikte
yıllıklandırılmış cari açığın yaklaşık 42,1 milyar dolar seviyesinde bulunması, yapısal sorunların devam
ettiğini gösteriyor.
Türkiye'nin hedefi yalnızca bazı aylarda cari fazla vermek olmamalıdır. Kalıcı başarı; yüksek katma
değerli üretim, güçlü ihracat, düşük enerji bağımlılığı, verimli sanayi yatırımları ve sürdürülebilir
finansman yapısıyla sağlanabilir. Ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin gerçek başarısı ise üretime,
istihdama, fiyat istikrarına ve vatandaşın refahına ne ölçüde yansıdığıyla ölçülecekti.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]