Canım Kadın,
Her insanın kendine ait bir doğrusu, bir bakış açısı ve olayları yorumlama biçimi vardır. Sen ne kadar iyi anlatırsan anlat, karşındaki insan seni anlamaya hazır değilse bazen en doğru cümleler bile duvara çarpar. İşte tam da bu noktada kendine sorman gereken soru şudur: Ben gerçekten anlaşılmak mı istiyorum, yoksa ne kadar haklı olduğumu kanıtlamaya mı çalışıyorum?
Çünkü her tartışma bir çözüme ulaşmak için yapılmaz. Bazı tartışmaların amacı anlamak değil, üstün gelmek; sorunu çözmek değil, karşı tarafı susturmaktır. Böyle durumlarda kendini tekrar tekrar açıklamak, aynı şeyleri farklı cümlelerle anlatmak ve sonunda tükenmek zorunda değilsin.
Psikolojide insanın kendi düşüncesini kabul ettirme ihtiyacı; onaylanma arzusu, reddedilme korkusu ve haklı çıkma isteğiyle ilişkili olabilir. Bazen anlaşılmadığımızda yalnızca fikrimizin reddedildiğini değil, kendimizin de değersiz görüldüğünü hissederiz. Bu nedenle tartışmayı bırakmak bize yenilmek gibi gelebilir. Oysa bir tartışmadan çekilmek, düşüncenden vazgeçmek değil; enerjini nereye harcayacağını seçmektir.
Canım Kadın, elbette her konuda susmak, haksızlığa göz yummak ya da sınırlarını korumaktan vazgeçmek zorunda değilsin. Önemli olan, hangi konuşmanın bir çözüm ihtimali taşıdığını, hangisinin seni yalnızca yorduğunu ayırt edebilmek. Bazen sakin bir açıklama işe yarar, bazen net bir sınır koymak gerekir, bazen de konuşmayı sonlandırmak en sağlıklı seçimdir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: TEPKİDEN ÖNCE DUR
Bir dahaki sefere biriyle tartışırken kendine birkaç saniye ver ve şu soruları sor:
- Şu an amacım sorunu çözmek mi, kendimi kanıtlamak mı?
- Karşımda beni anlamaya çalışan biri mi var, yoksa yalnızca cevap vermek için mi dinliyor?
- Bu konuşmaya devam etmek bana ne kazandıracak, benden ne götürecek?
Ardından derin bir nefes al ve gerekiyorsa şu cümleyi kullan: “Bu konuda farklı düşünüyoruz. Kendimi daha fazla açıklamak istemiyorum. Sakinleştiğimizde konuşabiliriz.”
Bu, karşı tarafı cezalandırmak değil; kendi sınırını fark etmektir.
Canım Kadın,
Hayat, herkesi ikna etmeye çalışırken tüketilecek kadar uzun değil. Herkesin seni anlamasını sağlayamazsın ama kiminle, ne kadar ve hangi koşullarda iletişim kuracağını seçebilirsin. Gücünü her tartışmada haklı çıkmaya değil, hayatında gerçekten değiştirebileceğin şeylere ayır.
Bazen en büyük olgunluk, son sözü söylemek değil, söyleyecek daha çok sözün varken durabilmektir. Çünkü huzurunu korumak, her savaşı kazanmakla değil, hangi savaşın sana ait olmadığını anlayabilmekle de mümkündür.
Bugün kendine şunu hatırlat: Ben her düşüncemi herkese kabul ettirmek zorunda değilim. Kendimi ifade edebilirim ama anlaşılmak için kendimi tüketmek zorunda değilim.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun bugün duymaya ihtiyacı olan şey, her tartışmanın içinde kalmak zorunda olmadığıdır.