İktidarın yıpranmasını başarı sanan bir muhalefetin çöküşü AK Parti 24 yıldır iktidarda, CHP ise 24 yıldır ana muhalefette. 24 yıl iktidar için uzun bir süre. AK Parti de bu süreçte ciddi eleştiriler aldı; parti içerisindeki bazı isimler hakkında yolsuzluk ve şaibeli işler konusunda çeşitli iddialar gündeme geldi. Normal şartlarda bütün bunların iktidarı ciddi biçimde sarsması beklenirdi. Türkiye'de asıl gözden kaçırılan soru:
AK Parti bu kadar yıpranmasına rağmen CHP neden hâlâ güçlü ve kalıcı bir alternatif değil? Cevap aslında CHP'nin 24 yıllık hikâyesinde saklı. CHP, yıllardır AK Parti'yi yolsuzluk, adaletsizlik, vurgun ve talanla suçluyor. Ana muhalefet olarak tek görevinin iktidarın hatalarını anlatmak sanıyor. “Bunlar kötü yönetiyor” demek kolaydır. Zor olan, “Biz daha iyi yöneteceğiz ve bunu şöyle yapacağız” diyebilmektir. CHP'nin temel problemi tam da burada. 2024: Zafer mi, Tepki mi? 2024 yerel seçimleri CHP açısından büyük bir başarı olarak görüldü. Fakat bu sanal başarıyı doğru okumak, sonucu doğru okumak kadar önemliydi. İktidarın yorgunluğu, milletin yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntılar, seçmenin sandıkta AK Parti'ye verilen tepki oyları CHP'nin oylarını artırdı. Peki CHP ne yaptı? Öfkeyle oluşan tepki oylarını kendi siyasi başarısı olarak okumaya başladı. CHP için skandalların önü bu noktada açıldı. Seçmenler 2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet koltuğunda İYİ Parti, DEM, Gelecek Partisi veya DEVA Partisi kim olursa olsun bu refleksi gösterecek CHP'ye verilen oyları aynen onlara da atacaktı. CHP bunu yorumlamak yerine kendisini bölmeye başladı. CHP Kendi İçinde Bölündü CHP'nin kendi içerisindeki iktidar mücadelesi ise tabloyu daha da ağırlaştırdı. Kurultay sürecinde delegeler, ittifaklar ve çeşitli menfaat ilişkileri üzerinden çok ciddi sorunlar yaşandı. CHP bu noktada siyasi ve hukuki tartışmaların göbeğine oturdu. Bu toz fırtınasında Özgür Özel sürekli kaçak güreşti. Fakat hikâye burada bitmedi. Şaibeli kurultaydan şaibeli belediye başkan adayları çıkardı. Özgür Özel'in belirlediği vurguncu belediye başkanları hazine bulmuş gibi belediyeleri soymaya başladılar.Asıl kırılma bundan sonra geldi. İlkay Çiçek Örneği Özgür Özel'in belediye başkan adayları konusunda yaptığı değerlendirmeleri anlamak açısından İlkay Çiçek örneği özellikle dikkat çekici. Özel, 2024 yerel seçimleri öncesinde Menderes Belediye Başkan adayı İlkay Çiçek için, ““İlkay'a verin; değil Menderes Belediyesi'ni, İzmir Büyükşehir'i, İstanbul Büyükşehir'i... İçişleri Bakanlığı'nı yönetir” şeklinde övgüde bulunmuştu. İşte burada siyasi açıdan sorulması gereken soru çok basit: Bir siyasi lider, “İçişleri Bakanlığı'nı yönetir” diyecek kadar güvendiği bir ismi aday gösteriyorsa ve o isim kısa süre sonra ciddi bir adli soruşturmanın merkezine oturuyorsa, bu aday belirleme sürecinin ne kadar şaibeli ve seçildikleri ilçeler için bir o kadar tehlikeli ve riskli olduğunu gösterir. Bu siyasi sorumluluk Özgür Özel'indir. Belediye başkanları işledikleri suçlardan dolayı tutuklanıp cezaevine atılıyor, ancak onlara bu görevi veren Özel mutluluk çığlıkları atıyor. Hadi bizim söylediklerimizi dikkate almadınız, bari Yılmaz Özdil'i dinleseydiniz. Bu başkanların aday yapıldıkları an tutuklanacaklarını defalarca yazdık söyledik. Mesele yalnızca İlkay Çiçek değildir. Mesele, Özgür Özel'in insan seçme, kadro oluşturma ve kendi verdiği siyasi referansının arkasında durma kapasitesinin ne denli tehlikeli olduğunun somut kanıtıdır. Özgür Özel CHP'den Ayrıldı Özgür Özel, CHP'den istifa etti ve İmamoğlu önderliğinde YENİ Parti'nin kuruluşunu yaptı. Ardından YENİ Parti'nin genel başkanı oldu. 24 yıldır AK Parti'nin karşısında ana muhalefet görevi yapması gereken CHP lideri Özel görevini unutup CHP'ye karşı ana muhalefet partisini kurdu. Bu siyasi tablonun ironisi ortada: AK Parti'ye “iktidar alternatifi olacağız” diyen CHP, önce kendi içerisinde iktidar mücadelesine girdi, sonra kendi içerisinden yeni bir siyasi parti çıkardı. Özgür Özel artık CHP'nin sorunlarını uzaktan eleştirecek bir siyasetçi değil. Kendi partisinin genel başkanı. Cam Tavan Sendromu Özgür Özel açısından en önemli mesele burada başlıyor. Cam tavan sendromu. Özgür Özel bulunduğu seviyeyi, sahip olduğu desteği ve önündeki gerçek sınırları olduğundan çok büyük gördü. 2024 yerel seçimlerinin ortaya çıkardığı tabloyu kişisel siyasi başarı olarak okuyup, yanılgıya düştü. Çünkü sandıktaki her oyu kendisine verilmiş şahsi oy sandı.Oysa ki seçmen CHP'ye oy vermedi, AK Parti'yi cezalandırdı. Bu ikisi arasındaki farkı göremeyen Özel ve İmamoğlu, seçim kazanmış görünürken seçmenin asıl mesajını algılayamadılar. Özgür Özel'in şimdi karşı karşıya olduğu gerçek sınav budur. Artık CHP'nin gölgesinde değil. Artık “iktidarın yanlışları” üzerinden siyaset yapma lüksü de yok. Çünkü kendi iktidar iddiasını ortaya koyuyor. YENİ Parti'nin kuruluşunda Özel'in kendisi de “Biz YENİ Parti'yi iktidar olsun diye kurduk” dedi. O halde artık soru çok basit: İktidara talip olan Özgür Özel, seçmene sadece AK Parti'nin neden gitmesi gerektiğini mi anlatacak, yoksa kendisinin neden gelmesi gerektiğini de anlatabilecek mi? İşte bütün mesele bu. 24 yıllık AK Parti iktidarının yorgunluğu konuşuluyor. Ama 24 yıllık ana muhalefetin neden iktidara gelemediği yeterince konuşulmuyor. Belki de Türkiye siyasetinin asıl paradoksu burada: İktidar yoruluyor, muhalefet ise iktidarın yorgunluğunu kendi başarısı sanıyor. Özgür Özel için artık perde kapandı, yeni sahne açıldı. Ve bu kez karşısında CHP değil, doğrudan seçmen var. Cam tavanın ötesinde ne olduğunu artık sandık gösterecek.