Yüksek mahkeme, Bato hakkında verilen “haksız mal edinme” suçuna ilişkin mahkûmiyet ve müsadere kararını onadı.
Yargılama sürecinde hazırlanan bilirkişi raporları ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) müfettişlerinin tespitleri, Okan Bato’nun mal varlığındaki artışın yasal gelirleriyle açıklanamayacak düzeyde olduğunu ortaya koydu. İncelemelerde, yaklaşık 8 milyon 100 bin liralık bir farkın kaynağının izah edilemediği belirtildi. Bato’nun bu artışı “kayınpederinden kalan miras” olarak açıklama girişimi ise banka kayıtları ve dosya kapsamındaki deliller karşısında inandırıcı bulunmadı.
Kararın kesinleşmesiyle birlikte Bato’ya ait İzmir’in Karşıyaka ve Çeşme ilçelerindeki konutlar ile Bayraklı’daki lüks ofis için verilen zoralım kararı da uygulanmaya başlandı. Söz konusu taşınmazlar resmen Hazine envanterine geçirildi.
Dosyada dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise, rüşvet iddialarına konu olan lüks saat oldu. Bato, Patek Philippe marka olduğu öne sürülen saatin gerçek olmadığını ve Kapalıçarşı’dan satın alınmış bir imitasyon olduğunu savundu. Ancak tanık anlatımları ve müfettiş raporları, bu savunmanın aksine ilişkilerin boyutuna işaret eden bulgular içerdi.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından verilen 2 yıl 11 ay hapis cezası da Ceza Genel Kurulu’nca onandı. İlk derece mahkemesinin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı nedeniyle Bato cezaevine girmeyecek. Beş yıllık denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlememesi halinde ceza adli sicil kaydından silinecek, ancak müsadere edilen mallar geri verilmeyecek.
Hukuk çevreleri, yüksek yargının bir başsavcı vekili hakkında verdiği bu kararın, yargı mensupları açısından önemli bir emsal oluşturduğuna dikkat çekiyor. Karar, kamu görevinde bulunan ve servet artışını yasal yollarla açıklayamayan kişiler için ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor.


