MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gazeteci Nagehan Alçı’ya yaptığı ve Abdullah Öcalan’a İmralı’da ev yapıldığı yönündeki açıklama tartışma yarattı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise iddiayı yalanlayarak İmralı’da özel olarak bir konut yapılmadığını söyledi.
Gürlek, “Orada öyle bir şey yok. Orada bir idari yerleşke var. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen yeni binalar yapılıyor olabilir ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok” ifadelerini kullandı.
İmralı’daki yapı tartışması daha önce de gündeme gelmişti. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 17 Aralık 2025 tarihinde yaptığı resmi açıklamada İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda “villa ya da özel konut inşası veya tahsisi” bulunmadığını bildirmişti. Kurum, basında yer alan “İmralı’daki konut bitmek üzere” ve “Öcalan’ın villası bitmek üzere” şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıklamıştı.
Akın Gürlek de 1 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada özel konut iddiasını reddetmişti. Gürlek, İmralı’da bir idari yerleşke bulunduğunu, bu nedenle yeni binalar yapılmasının muhtemel olabileceğini ancak özel olarak bir konut yapılmadığını söylemişti.

AK Parti'li Şamil Tayyar ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Devlet Bahçeli’nin gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı’da bahçeli ev inşa edildiğini söylediğini belirtti. Tayyar, konudan uzun süredir haberdar olduklarını ve daha önce kendilerine bilgi aktaran kişiye verdikleri söz nedeniyle konuyu gündeme getirmediklerini ifade etti.
Tayyar, Bahçeli’nin sözünü ettiği yapının “dubleks bir villa” olduğunu, 250 metrekare kapalı alana sahip bulunduğunu ve iki katı kadar bahçesinin olduğunu ileri sürdü. Tayyar ayrıca yapının hem barınma hem de çalışma ofisi olarak planlandığını, teknik altyapısının bulunduğunu ve görüntülü telefon ile internet imkanının olduğunu iddia etti.

Tayyar, Öcalan’ın henüz söz konusu yapıya yerleşmediğini ancak ihtiyaç halinde villanın ofis şartlarından yararlandığını öne sürdü. Öcalan’ın statüsüne ilişkin talebinin Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmediğini ve silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atılmak istenmediğini savundu.
Şamil Tayyar ayrıca Öcalan’ın görünürlüğünün artmasının toplumsal reaksiyonu artırabileceğini savunarak, silahlar bırakılmadan görünürlüğün artmasının süreci olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.


