İzmir GastroFest, 25 Ekim’de dokuzuncu yılında “Yemek ve Hafıza” temasıyla gastronomi, kültür ve sanat dünyasını bir araya getirdi. İzmir’in gastronomi değerlerini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı amaçlayan festival; söyleşiler, atölyeler, özel tadımlar ve farklı deneyim alanlarıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

Bu yıl yemeklerin yalnızca bir lezzet deneyimi olmadığına, aynı zamanda kültürün, kimliğin, aile bağlarının ve kuşaklar boyunca aktarılan hikâyelerin taşıyıcısı olduğuna odaklanıldı.
Bir tabağın içinde geçmişin hikâyesi var
Her yıl farklı bir tema üzerinden gastronomiyi kültür, toplumsal yaşam ve yerel üretimle buluşturan İzmir GastroFest, bu yıl geçmişle bugün arasındaki bağa odaklandı. Geleneksel tariflerden aile sofralarına, göçmen mutfaklarından bayram ritüellerine kadar pek çok başlıkta yemeklerin bireysel ve toplumsal hafızadaki yeri ele alındı.
Tat ve kokunun anılar üzerindeki etkisi, yemek kültürünün sinema, edebiyat ve sanatla ilişkisi, anne yemeklerinin kuşaklar arasındaki yeri ve geleneksel tariflerin geleceğe aktarılması festivalin öne çıkan konuları arasında yer aldı.
Gastronomiyi tüketimin ötesinde kültürel miras ve ortak hafıza perspektifiyle ele alan festival, katılımcılara lezzetlerin ardındaki hikâyeleri yeniden keşfetme fırsatı sundu.
Hafıza sofrada yeniden kuruldu
Festivalin temasını deneyimlerle buluşturan etkinlikler ziyaretçilerden ilgi gördü. “Hafıza Sofrası” ve büyük ortak masa konseptiyle farklı kuşaklar aynı sofrada buluştu. Farklı şehirlerden anne yemekleri, geleneksel tariflerin taşıdığı anıları yeniden gündeme getirdi.
Katılımcıların kendi hikâyelerini paylaşabildiği “Hafıza Duvarı”, festivalin ortak belleğini yansıtan alanlardan biri oldu. “Kayıp Tarifler Atölyesi”nde unutulmaya yüz tutmuş lezzetler ele alınırken “Çocukluk Tabağım” ve “Anne vs Şef” atölyelerinde yemeklerin kişisel hafızadaki yeri farklı bakış açılarıyla değerlendirildi.
Fermente gıdalar ve Ege otlarıyla yemek yapımına odaklanan etkinlikler de bölgenin mutfak kültürünü öne çıkardı. İzmir, Urla, Alaçatı ve farklı şehirlerden restoranların özel lezzetlerini sunduğu festivalde söyleşi ve atölyelerin yanı sıra caz dinletisi ve film gösterimi de düzenlendi.
Gastronomi dünyasının önemli isimleri İzmir’de buluştu
Dokuzuncu İzmir GastroFest, gastronomi ve kültür dünyasından isimleri aynı platformda buluşturdu. Atilla Heilbronn, Ahmet Güzelyağdöken, Ayşe Mıhçı, Çiğdem Seferoğlu, Deniz Alphan, Hülya Ekşigil, Enis Güner, Marilen Braggiotti, Osman Sezener, Patricia Schmidt, Paulo Machado, Rachel Herz, Sabiha Apaydın Gönenli, Özge Samancı, Serkan Anavatan, Sırma Güven ve Tolga Kamiloğlu festivalin konuk konuşmacı ve şefleri arasında yer aldı.
Festival boyunca geleneksel tariflerin kuşaktan kuşağa aktarılması, göçmen mutfaklarının dönüşümü, bayramların ve sofra ritüellerinin kültürel hafızadaki yeri, tat ve kokunun anılar üzerindeki etkisi ile restoran deneyimlerinin hafızada bıraktığı izler ele alındı.
Uzman isimlerin katıldığı söyleşilerde yemek kültürünün toplumsal ve kültürel boyutları değerlendirildi.
Hande Arslanalp: İzmir GastroFest doğru yolda ilerliyor
İzmir GastroFest Düzenleme Kurulu Başkanı Hande Arslanalp, festivalin sıradan bir gastronomi etkinliğinin ötesine geçerek kentin kültürel ve düşünsel hafızasına dokunduğunu belirtti.
Festivalin ortaya çıkış sürecini ve bu yılki ilgiyi değerlendiren Arslanalp, şunları söyledi:
“İzmir GastroFest katma değeri en yüksek turizm çeşitlerinden biri olan gastronomi turizmini İzmir destinasyonunda geliştirmek adına daha önce 5 yıl düzenlediğimiz Gastronomi Kongresinin ardından bunu uluslararası gastronomi festivali ile desteklemek hayalinden doğdu. Bir turizmci olarak İzmir’in turizm potansiyelini geliştirmek her zaman hedeflerimden biriydi. Bu nedenle standart bir festival yerine, her yıl kenti, ülkeyi, gıdayı ve yerel üretimi farklı bir tema üzerinden ele alan bir buluşma hayal ettik.
Bu yıl ‘Yemek ve Hafıza’ temasıyla yemeğin kültürümüzle, geçmişimizle ve ortak belleğimizle kurduğu bağı konuştuk. Temanın panellere ve söyleşilere yansıması, restoranların özel tadımlarla bu yaklaşımı desteklemesi ve yerel üreticilerin ürünlerini ziyaretçilerle buluşturması festivalin bütünlüğünü oluşturdu.
Bu yıl gördüğümüz yoğun ilgi ve kontenjanlarımızın dolması, festivalin doğru bir noktada konumlandığını gösteriyor. Bu yıl aramızda yer veremediğimiz pek çok üretici ve restoranın şimdiden gelecek yıl için yer ayırtmak istemesi de İzmir GastroFest’in her geçen yıl güçlenen bir buluşmaya dönüştüğünün en güzel göstergesi.”

Yerel üretim ve gastronomi kültürü ön plandaydı
İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin gastronomik değerlerini görünür kılmayı amaçlayan festivalde yerel üreticiler ve bölgenin mutfak kültürü de öne çıktı.
Bornova Belediyesi, coğrafi işaret alan kınalı bamya projesiyle festivalde yer alarak yerel ürünlerin korunması ve tanıtılmasına katkıda bulundu.
Festival; Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ, İzmir Ticaret Odası, Lucien Arkas Bağları, Monreve, Öztiryakiler, İstinyePark İzmir, Ent Hotel, Yüzdeyüz, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Barilla’nın yanı sıra sektörel tedarikçiler, sanat galerileri, gayrimenkul yatırımcıları, alışveriş merkezleri ve müzelerin iş birlikleriyle gerçekleştirildi.
Proje partnerliğini İTALTUR MICE üstlenirken The Kitchen Consultancy de iş birliklerinin geliştirilmesine destek verdi.
İzmir’in gastronomi yolculuğunda güçlü bir buluşma
Dokuzuncu yılında gastronomiyi kültür ve sanatla buluşturan İzmir GastroFest, “Yemek ve Hafıza” temasıyla lezzetlerin ardındaki hikâyeleri, gelenekleri ve ortak değerleri gündeme taşıdı.
Yoğun ilgiyle tamamlanan festival, yerel üretimin desteklenmesi ve İzmir’in gastronomi alanındaki potansiyelinin görünür kılınması açısından öne çıktı. Festival, yemek kültürünün geçmişten geleceğe aktarılan ortak bir miras olduğunu bir kez daha hatırlattı.




