İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde başlayan kentsel dönüşüm süreci ve bu süreçle birlikte ihtiyacı olanlara konut sağlanması amacıyla planlanan hamle, Türkiye genelinde yaşanan yüksek enflasyon, döviz kuru hareketliliği ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Belediyenin açtığı kat karşılığı ihalelere hiçbir müteahhit firmanın teklif vermemesi ve ihalelerin üst üste iptal edilmesi sonucunda kentsel dönüşüm projeleri tamamen durma noktasına geldi.
Piyasa koşulları nedeniyle tıkanan hazırlık ve çalışmalar, önce belediye şirketi İZBETON’a, ardından kooperatiflere devredildi. Süreç, yasal ve mali bir kriz zincirine dönüştü. Devam eden süreçte, tüm bu iş ve işlemler ile projeyi ortaya atanlar hakkında davalar açıldı.
Yarım kalan projeler ve yargı süreci
Bugün bir tarafta İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve çalışma arkadaşları yargılanırken diğer tarafta kooperatifler bünyesinde örgütlenen mağdur aileler belirsizlik içinde kaldı.
Mağdur aileler, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin sözlerine ve projeye inanarak bu çalışmalara yatırım yaptı. Aileler, artık kanayan ve kangrene dönüşen bu sorunun çözülmesini ve konutlarının yapımına devam edilmesini istiyor.
Mağdur aileler farklı zamanlarda eylemlerini sürdürüyor
Yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini ve konut projelerinin yeniden ilerlemesini isteyen aileler, farklı zamanlarda ve mekânlarda eylemlerine devam ediyor.
Mağdur ailelerin oluşturduğu kooperatiflerden biri olan S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz da yaşanan süreci anlatan bir yazı kaleme aldı.
Ali Alpyavuz’dan çözüm ve sorumluluk çağrısı
Ali Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçtiği bu süreçte kaleme aldığı yazısında, kanayan ve kangrene dönüşen konut sorunlarına artık bir çözüm bulunmasını istedi. Alpyavuz, mağdur ailelerin siyasetçilerin tartışmalarına ve siyasi hesaplarına konu olmak istemediklerini açıkça dile getirdi.
Alpyavuz’un yazısı şu ifadelerle sona eriyor:
“Beklentimiz nettir: Siyasi tercihler değiştiyse, yönetim anlayışı değiştiyse ve yeni bir iş birliği dönemi başlıyorsa bunun ilk kanıtı, yıllardır çözülemeyen vatandaş mağduriyetlerinde görülmelidir!
İzmir’in ihtiyacı yeni suçlamalar değil, sorumluluk alan bir iradedir. Yeni vaatler değil, somut çözümlerdir. Yeni siyasi hesaplar değil, yarım kalan hayatların tamamlanmasıdır.”
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz’un kaleme aldığı yazının tamamını siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

KOOPERATİF MESELESİ İZMİR’İN KÜÇÜK YANSIMASIDIR!
Bir insanın, bir kurumun ya da bir siyasi anlayışın gerçek tutumu, yalnızca verdiği sözlerle değil, bu sözlerin gerektirdiği sorumluluğu ne ölçüde yerine getirdiğiyle anlaşılır.
Bugün İzmir’de hangi siyasi gelişme tartışılsa, hangi siyasi hesaplaşma yaşansa, hangi siyasetçi konuşsa, dönüp dolaşıp kooperatif davası gündemin merkezine oturuyor. Herkes davayı konuşuyor, herkes birbirini suçluyor, herkes kendi siyasi pozisyonunu korumaya çalışıyor.
İzmir’de yaşanan hemen her siyasi olayın göbeğinde olup da bu kadar siyasetçi tarafından görünmez kılınmak da bize nasipmiş!
Peki, bu insanları kim bu yola çıkardı?
Bir zamanlar bu projeler anlatılırken güven verenler, vatandaşları kooperatiflere yönlendirenler, bu modeli sahiplenenler ve siyasi güvencelerle umut dağıtanlar vardı. İnsanlar yalnızca bir konut projesine değil, kendilerine sunulan güvene inandılar. Birikimlerini yatırdılar, ödemelerini yaptılar, hayallerini emanet ettiler.
Sonra ne oldu? İnşaatlar yarım kaldı, insanların yüzüne kapılar kapandı, yardım çağrıları karşılıksız kaldı. Vatandaşın yanında görünmek için yarışanlar, sonrasında sorumluluk almaları gerektiğinde ortadan kayboldu.
Güven verenler neden sessiz? Sahiplenenler neden yüz çevirdi?
Bugün kooperatiflerin WhatsApp gruplarında bile insanların umutlarını belediye başkanının parti değiştirmesine, inşaatların TOKİ tarafından tamamlanmasına bağladıklarını görüyoruz. Bu tablo, yalnızca ekonomik bir mağduriyetin değil, siyasete ve kurumlara duyulan güvenin nasıl aşındığının da göstergesidir.
İnsanlar, kendilerini bu noktaya getirenlerden çözüm beklemek yerine yeni siyasi dengelerden medet umuyorsa burada ciddi bir sorun vardır. Artık hatayı başkalarında aramak yerine özeleştiri zamanıdır. Hatayı tek bir dişlide değil, çarkın, sistemin tamamında arama zamanıdır.
Bugün yaşananlar yalnızca yarım kalan binaların hikâyesi değildir. Bu, İzmir’in hikâyesidir. Verilen sözlerle tutulmayan sözler arasındaki uçurumun, siyasi sahiplenmeyle gerçek sorumluluk arasındaki çelişkinin, vatandaşın güveniyle siyasilerin tutumu arasındaki kopuşun hikâyesidir.
İzmir’de yaşanan siyasi tartışmaların merkezinde kooperatif meselesi dururken, kooperatiflerdeki insanların siyasi tartışmaların dışında bırakılması, bu şehrin en acı çelişkilerinden biridir. Dosyalar konuşuluyor, ifadeler tartışılıyor, siyasi hesaplar görülüyor; ama insanların hayatları, emekleri ve gelecekleri görmezden geliniyor.
Biz artık kimsenin siyasi kavgasında kullanılacak bir başlık, seçim dönemlerinde hatırlanacak bir seçmen kitlesi, kameralar kapandığında unutulacak insanlar olmak istemiyoruz.
Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi vermek değil, geçmişte verdiği sözlerin hesabını da verebilmektir. Bir dönem bu projeleri savunanların, destekleyenlerin ve vatandaşlara güven telkin edenlerin bugün yaşananların neresinde durduklarını açıklamaları gerekiyor.
Sayın Cemil Tugay’ın son röportajında İZBETON’un mali durumuna ve geçmişteki kentsel dönüşüm projelerinin yönetimine ilişkin yaptığı açıklamalar, İzmir’de yaşanan sorunların artık daha açık biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Sayın Tugay’ın geçmişte devraldığı sorunlara ilişkin değerlendirmeleri ve İzmir’in ihtiyaçları için merkezi yönetimle iş birliği yapma yaklaşımı, doğru adımlarla desteklenirse önemli bir fırsata dönüşebilir.
Biz bu yeni döneme peşin hükümle yaklaşmıyoruz. İzmir’in sorunlarının çözümü için kurulacak her yapıcı iş birliğini, vatandaşın yararına sonuç verdiği ölçüde değerli buluyoruz.
Beklentimiz nettir: Siyasi tercihler değiştiyse, yönetim anlayışı değiştiyse ve yeni bir iş birliği dönemi başlıyorsa bunun ilk kanıtı, yıllardır çözülemeyen vatandaş mağduriyetlerinde görülmelidir!
İzmir’in ihtiyacı yeni suçlamalar değil, sorumluluk alan bir iradedir. Yeni vaatler değil, somut çözümlerdir. Yeni siyasi hesaplar değil, yarım kalan hayatların tamamlanmasıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ali Alpyavuz
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı






