İzmir Büyükşehir Belediyesi Sinema Koordinatörü ve yönetmen Emine Uysal, projenin kente özgü hikayeler üretme açısından önemine dikkat çekti. Uysal, “İzmir’in anlatıldığı bu proje hem yaratıcı hem de alternatif bir sinema üretimi modeli sunuyor. Sürdürülebilir bir üretim için çok paydaşlı bir yapı ve güçlü bir eğitim desteği gerekiyor. Ayrıca filmlerin dağıtım süreci de büyük önem taşıyor. Bu projeyle İzmir’den çıkan filmlerin görünürlüğünü artırmayı ve daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyoruz” dedi.
Yapımcı Ceylan Samgar, sinemanın kentlerin ve toplumların hafızasını taşıyan bir ifade biçimi olduğunu vurguladı. Samgar, “İzmir’i sadece bir fon olarak değil, bir karakter olarak ele alıyoruz. Şehrin sahilini, arka sokaklarını, kalabalığını ve yalnızlığını bir arada yansıtarak kentin belleğine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Ayrıca genç sinemacılar için İstanbul’a gitme zorunluluğunu azaltarak, İzmir’de üretim alanları açmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yönetmen Cenker Ekemen, İzmir’in çok kültürlü yapısı, inanç çeşitliliği, müziği, mimarisi ve yaşam biçimiyle sinemada özgün bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Ekemen, “ İzmir Seni Seviyorum projesi, kenti bir fon olarak değil, bir karakter olarak ele alıyor ve İzmir’in sinemadaki yerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu yönüyle İzmir için önemli bir başlangıç olacak” dedi.
Yönetmen Orçun Masatçı ise, projenin ortaya çıkış sürecini anlatarak, “İzmir’in değerlerini, coğrafyasını, insanlarını ve kültürünü ön plana çıkaracak, daha katılımcı ve ortak bir üretim alanı yaratmak istedik. İzmir’deki sanatçılar da sürece dahil edilerek kentin belleğine katkı sağlayacak bir üretim modeli üzerinde çalışıyoruz” açıklamasında bulundu.