Canım Kadın,

Özgürlük yalnızca istediğin yere gitmek, istediğin kişiyle olmak ya da kendi kararlarını verebilmek değildir. Bazen özgürlük, yıllardır başkalarının düşüncelerine göre şekillendirdiğin hayatından kendi sesine doğru bir adım atmaktır.

Peki, hiç düşündün mü? Seni gerçekten ne durduruyor? Başkalarının ne söyleyeceği mi, yanlış yapma korkusu mu, yoksa yıllardır doğru kabul ettiğin düşünceler mi?

İnsan bazen kendi zihninin içinde görünmez duvarlar örer. “Ben yapamam”, “Ya başarısız olursam?”, “İnsanlar ne düşünür?” derken henüz denemediği bir hayatın kapısını kendisi kapatır. Üstelik bunu çoğu zaman kendini koruduğunu düşünerek yapar. Çünkü zihin, tanıdık olanı güvenli bulur; değişim ise belirsizlik taşır.

Oysa psikolojik özgürlük, hiç korkmamak değildir. Korktuğun hâlde kendi değerlerin doğrultusunda seçim yapabilmektir. Düşüncelerinin her birine inanmak zorunda olmadığını, her duygunun geçici olabileceğini ve geçmişte öğrendiğin her kuralın bugünkü hayatına uygun olmayabileceğini fark etmektir.

Aristoteles'in düşünerek, Platon'un öğrenerek, Farabi'nin kalbine kulak vererek, İbn Rüşd'ün vicdanla ve Sartre'ın eyleme geçerek ifade edilen yaklaşımlarını bir araya getirdiğimizde kendimize önemli bir soru sorabiliriz: Hayatımı yalnızca düşünüyor, anlamaya çalışıyor ve hissediyor muyum; yoksa değer verdiğim şeyler için harekete de geçiyor muyum?

Çünkü kendini tanımak önemlidir ama yalnızca farkında olmak yetmez. Bazen özgürleşmek için bir karar vermek, bir sınır koymak, bir alışkanlığı değiştirmek ya da ilk adımı atmak gerekir.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: ÖZGÜRLÜK ALANINI KEŞFET

Bugün kendine beş dakika ayır. Bir kâğıda şu üç soruyu yaz ve cevaplarını dürüstçe düşün:

1. Hayatımda hangi kararı başkalarının tepkisinden korktuğum için erteliyorum?

2. Beni durduran düşünce ne? Bu düşünce kesin bir gerçek mi, yoksa yıllardır tekrarladığım bir inanç mı?

3. Korkum tamamen geçmeden, bugün kendim için atabileceğim en küçük adım ne?

Ardından gözlerini kapat, birkaç kez yavaşça nefes al ve kendine şu telkini ver:

“Başkalarının düşüncelerini kontrol edemem. Ama kendi seçimlerimi fark edebilir, sınırlarımı belirleyebilir ve hayatımda küçük adımlar atabilirim. Her şeyi bugün çözmek zorunda değilim. Kendime alan açabilirim.”

Şimdi o küçük adımı belirle ve mümkünse bugün uygula. Çünkü özgürlük, yalnızca zihninde kurduğun bir düşünce değil; seçimlerinle geliştirdiğin bir yaşam biçimidir.

Canım Kadın,

Hayatını herkesin onayını alarak yaşamaya çalışırsan kendi sesini duymakta zorlanabilirsin. Herkesi memnun etmek, her zaman iyi anlaşılmak ve hiç hata yapmamak zorunda değilsin. Sen de öğrenebilir, değişebilir, yanılabilir ve yeniden başlayabilirsin.

Unutma, özgürleşmek geçmişini inkâr etmek ya da insanları hayatından çıkarmak zorunda olmak değildir. Bazen yalnızca sana ait olmayan beklentileri fark etmek, bazen kendine yeni bir yol açmak, bazen de kendine daha adil davranmaktır.

Bugün kendine şu soruyu sor: “Hayatımın ne kadarını gerçekten ben seçiyorum?”

Cevabın ne olursa olsun, kendini yargılama. Farkındalık, değişimin başlangıcıdır. Küçük bir seçim bile zamanla yeni bir yönün kapısını açabilir.

Kendi hayatında söz sahibi olmaya, kendi sesini duymaya ve kendin olmaya cesaret et. Çünkü özgürlük, herkesin seni anlamasını beklemek değil; kendini anlamaya başlayarak kendi yolunda yürüyebilmektir.

Bugün bu yazıyı, ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun kendine dönmek için hatırlamaya ihtiyacı olan şey tam olarak budur.