İzmir’de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde iklim değişikliği, su, tarım ve gıda başlıklarının ele alındığı bir panel düzenlendi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen panelde Prof. Dr. Celalettin Şimşek, İzmir’in su kaynakları ve iklim değişikliğinin etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu.
“İzmir’den COP31’e İklim Değişikliği, Su, Tarım ve Gıda” başlıklı panelde yerel sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi. Prof. Dr. Şimşek, 2050 yılı için beklenen sıcaklık değerlerinin 2025’te yaşanmaya başladığını söyledi.
COP31 için 11 ana başlık ele alınıyor
Panelin açılışında konuşan ÇMO İzmir Şube Başkanı Arzu Yücel, COP31 eylem gündeminin 11 ana başlığı kapsadığını belirtti.
Yücel, İzmir özelindeki sorunların bir araya getirilerek COP31’e verilecek mesajların ele alındığını söyledi. Döngüsel ekonomi, dirençli kentler, toplum sağlığı, adalet, ekosistem ve yeşil dönüşüm başlıklarında buluşmaların devam edeceğini belirten Yücel, 15 Ekim’de yapılacak son oturumun ardından “İzmir’den COP31’e” bildirgesinin hazırlanarak kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
“2050 sıcaklıklarını 2025’te yaşamaya başladık”
Dokuz Eylül Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek, iklim değişikliğine ilişkin çeşitli simülasyonlarla 2050 ve 2100 yıllarında yaşanabilecek durumların görülebildiğini belirtti.
Şimşek, son dönemde yaşananların, özellikle 2025 yılının ciddi bir alarm verdiğini ifade ederek, “2050 yılında beklediğimiz sıcaklık değerlerini biz 2025 yılında yaşamaya başladık” dedi.
Şimşek, Avrupa ve Fransa’da yüksek sıcaklıkların can kayıplarına yol açtığını söyledi.
Dünyanın farklı bölgelerinde biyoçeşitliliğin yok olduğunu belirten Şimşek, bir çalışmaya göre 2070-2100 yılları arasında okyanus seviyelerinin yükselmesiyle 37 büyük metropolün etkilenebileceğini, Türkiye’den İstanbul ve İzmir’in de bu metropoller arasında yer aldığının belirtildiğini aktardı.
Şimşek ayrıca buzulların erimesinin durdurulamaz seviyeye geldiğini ve Türkiye’de geçmişte 260 göl bulunduğunu, bunların sayısının çok azaldığını söyledi.
İzmir için su krizi uyarısı
Türkiye ve İzmir’de yaşanan su krizine dikkat çeken Şimşek, 2040’a kadar ortalama sıcaklıklarda 2 derece, 2070’e kadar 4 derece ve 2100’e kadar 5 derecelik artış öngörüldüğünü söyledi.
Bu durumun yaz aylarında hissedilen sıcaklığın 70-80 derecelere çıkması anlamına geleceğini belirten Şimşek, İzmir’de yakın zamanda su kaynakları konusunda yaşanan duruma da dikkat çekti.
Şimşek, İzmir’de barajların tükendiğini ve “ölü hacim” olarak adlandırılan dip suyunun çekildiği sırada son anda gelen yağışların etkili olduğunu söyledi.
Kentlerin aşırı büyümesinin büyük risk taşıdığını ifade eden Şimşek, “3-4 gün su sağlayamadığınız bir metropolde kitlesel salgın hastalıklar baş gösterir” dedi.
Şimşek, bu nedenle yönetilebilir şehirlere ihtiyaç olduğunu belirtti.
Tarımda su tüketimi ve kayıp kaçak vurgusu
Prof. Dr. Şimşek, Türkiye’de kullanılabilir suyun yüzde 70-75’inin tarımda tüketildiğini belirtti.
Tam anlamıyla kapalı sulama sistemlerine geçilemediğini ve vahşi sulamadan vazgeçilemediğini ifade eden Şimşek, toprağın nemini ve bitkinin su ihtiyacını ölçen sensörlü teknolojilere geçilmesi gerektiğini söyledi.
Şimşek, şehirlerdeki su kayıp kaçak oranının Avrupa’da yüzde 12-15 seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise ortalama yüzde 40 civarında bulunduğunu belirtti.
Şebekeye verilen suyun neredeyse yarısının yolda kaybolduğunu ifade eden Şimşek, 2012 yılında hazırlanan Su Kanunu Taslağı’nın da halen yasalaşmadığını söyledi.
Şimşek, bütüncül bir su yönetim politikası oluşturulmadan su güvenliğinin sağlanamayacağını belirtti.


