Irak merkezi hükümeti, Ninova vilayetine bağlı Sincar’da devlet otoritesini güçlendirmek ve devlet dışı silahlı yapıların faaliyetlerini sona erdirmek amacıyla yeni adımlar atıyor. Bağdat yönetimi ile Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) arasında varılan anlaşma kapsamında, PKK ile bağlantılı yapılarda bulunduğu belirtilen yaklaşık 4 bin 300 kişinin Irak güvenlik kurumlarına entegrasyonu için süreç başlatıldı.

Anlaşma çerçevesinde gerekli şartları taşıyan kişilerin Irak ordusu, Haşdi Şabi ve İçişleri Bakanlığı bünyesine katılması öngörülüyor. Silahlı unsurların Sincar Dağı’ndaki bazı kontrol noktaları ve askeri tesisleri Irak ordusuna devretmeye başladığı aktarılıyor. Sürecin nasıl uygulanacağı ve silahlı yapıların bağımsız faaliyetlerinin sona erip ermeyeceği ise henüz netlik kazanmış değil.

4 bin 300 kişi için entegrasyon süreci

Irak merkezi hükümeti ile Sincar’da faaliyet gösteren YBŞ arasında varılan anlaşmaya göre, yaklaşık 4 bin 300 erkek ve kadın silahlı unsur arasından gerekli koşulları sağlayanların ülkenin güvenlik kurumlarına katılması planlanıyor.

Bu kapsamda Irak ordusu, Haşdi Şabi ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev almaları öngörülen kişilerin entegrasyon sürecinin başlatıldığı belirtiliyor.

Anlaşma doğrultusunda PKK ile bağlantılı Yezidi silahlı unsurların Sincar Dağı’ndaki kontrol noktalarını ve askeri tesisleri Irak ordusuna devretmeye başladığı bildiriliyor. Bağdat yönetiminin hedefi, bölgedeki güvenlik faaliyetlerini merkezi hükümetin denetimine almak.

Sincar’da PKK varlığı nasıl başladı?

Irak’ın kuzeybatısında, Suriye sınırına yakın konumda bulunan Sincar, uzun yıllar Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) bağlı Peşmerge güçlerinin kontrolündeydi.

Haziran 2014’te DEAŞ’ın Musul’u ele geçirmesinin ardından bölgedeki güvenlik dengeleri değişti. DEAŞ, 3 Ağustos 2014’te çoğunlukla Yezidilerin yaşadığı Sincar’a saldırdı. Saldırılarda binlerce kişi hedef alınırken çok sayıda Yezidi hayatını kaybetti, kadınlar ve çocuklar kaçırıldı. Birleşmiş Milletler, Yezidilere yönelik saldırıları soykırım olarak nitelendirdi.

İzmir Valiliği ev sahipliğinde Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu
İzmir Valiliği ev sahipliğinde Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu
İçeriği Görüntüle

Peşmerge güçlerinin bölgeden çekilmesinin ardından PKK, DEAŞ’a karşı mücadele gerekçesiyle Sincar’da etkinlik göstermeye başladı. Bu süreçte PKK’nın desteğiyle Yezidiler tarafından YBŞ adı altında silahlı bir yapı oluşturuldu.

Kasım 2015’te DEAŞ’ın Sincar’daki kontrolü sona erdi. Ancak PKK ve bağlantılı yapıların bölgedeki varlığı devam etti. Sincar, zamanla örgütün Kandil’den sonraki önemli faaliyet merkezlerinden biri olarak anılmaya başladı.

Türkiye uzun süredir Sincar’daki varlığa karşı çıkıyordu

Türkiye, Sincar’ın Irak ile Suriye arasındaki bağlantı açısından PKK tarafından kullanılmasına uzun süredir karşı çıkıyor. Ankara, Irak merkezi hükümetinden bölgedeki PKK varlığının sona erdirilmesini ve devlet otoritesinin yeniden sağlanmasını talep ediyor.

2020 yılında Birleşmiş Milletler’in desteğiyle Irak merkezi hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında Sincar Anlaşması imzalandı. Anlaşmada yasa dışı silahlı yapıların bölgeden çıkarılması, güvenliğin Irak federal güçlerince sağlanması ve yerel yönetimin yeniden düzenlenmesi hedeflendi.

Ancak anlaşmanın uygulanmasında uzun süre somut ilerleme sağlanamadı. Son entegrasyon adımları, Sincar’da merkezi hükümetin kontrolünü güçlendirmeye yönelik yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Entegrasyon, silahsızlanma anlamına mı geliyor?

Sincar’daki sürecin en önemli tartışma başlıklarından biri, silahlı unsurların Irak güvenlik kurumlarına katılmasının nasıl sonuçlanacağı.

Süreci olumlu değerlendirenler, silahlı yapıların resmi güvenlik kurumlarının denetimine girmesinin bağımsız hareket etmelerini önleyebileceğini savunuyor. Bu yaklaşım, Irak’ın egemenliğinin güçlenmesi ve Türkiye’ye yönelik güvenlik risklerinin azalması açısından önem taşıyor.

Diğer yandan sürece temkinli yaklaşanlar, PKK bağlantılı kişilerin silah bırakmak yerine üniforma değiştirerek güvenlik kurumlarında varlıklarını sürdürebileceği endişesini dile getiriyor.

Bu nedenle entegrasyonun fiilen silahsızlanmaya ve merkezi hükümetin etkin denetimine dönüşüp dönüşmeyeceği, sürecin belirleyici başlıklarından biri olacak.

KDP sürecin dışında kaldı

Sincar’daki gelişmelerin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Mesut Barzani liderliğindeki KDP açısından da siyasi sonuçları bulunuyor.

Gazeteci İlnur Çevik’in değerlendirmesinde, YBŞ ile Bağdat yönetimi arasında yürütülen anlaşma sürecinde KDP’nin dışında kaldığına dikkat çekiliyor. KDP’ye yakın bazı yetkililerin görüşmelerin dışında bırakılmalarını eleştirdiği ve bunun siyasi itibar kaybına yol açtığını savunduğu aktarılıyor.

Sincar’daki yerel yönetim düzenlemeleri de bu değişimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Daha önce biri Irak merkezi hükümeti, diğeri KDP tarafından görevlendirilen iki ayrı kaymakamın bulunduğu ilçede, yeni düzenlemeyle KDP tarafından atanan kaymakamın görevine son verildiği ve Bağdat yönetiminin belirlediği kaymakamın görevini sürdürdüğü belirtiliyor.

ABD’nin askeri varlığındaki değişim

Irak’taki güvenlik düzenlemelerinin arka planında ABD’nin ülkedeki askeri varlığını azaltmasının da etkili olduğu değerlendiriliyor.

Çevik’in analizinde, ABD askerlerinin 30 Eylül’de Irak’taki üslerini devrederek çekilmesinin, merkezi hükümetin silahlı gruplar üzerindeki denetimini artırmaya yönelik adımlarıyla aynı döneme denk geldiği ifade ediliyor.

Bağdat yönetiminin devlet dışı silahlı yapıların resmi güvenlik kurumlarına katılmasını hedefleyen politikası, farklı grupların tutumları nedeniyle tartışmalara konu oldu. Sincar’daki Yezidi silahlı unsurların entegrasyonu da bu politikanın bir parçası olarak ele alınıyor.

Sincar’daki sürecin sonucu henüz net değil

Irak merkezi hükümetinin attığı adımlar, uzun yıllardır farklı silahlı grupların etkinlik gösterdiği Sincar’da yeni bir güvenlik düzeninin kurulmasını hedefliyor.

Ancak yaklaşık 4 bin 300 kişiyi kapsadığı belirtilen entegrasyon sürecinin hangi koşullarda yürütüleceği, silahlı unsurların ne ölçüde devlet denetimine gireceği ve PKK’nın bölgedeki etkinliğinin sona erip ermeyeceği henüz netleşmedi.

Türkiye süreci yakından izlerken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve KDP’nin yeni güvenlik ve idari düzenlemelere nasıl karşılık vereceği de önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi