Açıklanan veriler, Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye’nin sosyal koruma harcamalarında son sırada yer aldığını ortaya koydu.
Dünya gazetesi yazarı Seyfettin Gürsel, TÜİK’in paylaştığı verileri değerlendirerek sosyal koruma harcamalarının milli gelire oranının, bir ülkedeki sosyal devletin gücünü ve kapsayıcılığını gösteren en temel göstergelerden biri olduğuna dikkat çekti. Gürsel’e göre tablo, Türkiye açısından oldukça çarpıcı.
AVRUPA’DA ORANLAR YÜKSEK, TÜRKİYE DİPTE
2023 yılı verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı ortalama yüzde 26,7 seviyesinde. Gürsel, bu oranın AB ülkeleri arasında büyük farklılıklar göstermediğini, kişi başına gelir farkları olsa da sosyal devlet anlayışının hemen her ülkede benzer bir seviyede tutulduğunu vurguladı.
Balkan ülkelerine gelindiğinde ise belirgin bir düşüş yaşanıyor. Bosna-Hersek’te bu oran yüzde 19,9, Sırbistan ve Karadağ’da yüzde 17,5 olarak ölçüldü. Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden Arnavutluk’ta ise sosyal koruma harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 11,8 seviyesinde kaldı.
Türkiye ise yüzde 9,8 oranıyla Arnavutluk’un bile gerisinde kalarak listenin en sonunda yer aldı. 2024 yılında bu oran yüzde 10,9’a yükselse de sıralamadaki yer değişmedi.
SOSYAL HARCAMA VAR AMA DAĞILIM DENGESİZ
Gürsel, Türkiye’nin sosyal devlet sıralamasında sonuncu olmasına rağmen yapılan toplam harcamanın küçümsenmeyecek düzeyde olduğunu belirtti. 2024 yılında sosyal koruma kapsamında 4 trilyon 876 milyar liralık harcama yapıldı.
Ancak bu harcamanın dağılımı dikkat çekici. Toplam sosyal koruma giderlerinin yaklaşık yarısı emekli ve yaşlı maaşlarına ayrıldı. 2023’te yüzde 43,9 olan bu pay, 2024’te yüzde 46,8’e yükseldi. Gürsel, bu artışın emekli maaşlarında reel bir iyileşmeden değil, emekli sayısındaki 521 bin kişilik artıştan kaynaklandığını ifade etti.
SAĞLIK VE AİLE DESTEKLERİNDE AVRUPA’DAN GERİDEYİZ
Sosyal koruma harcamalarında ikinci büyük kalem ise hastalık ve sağlık giderleri oldu. Bu alanın toplam harcamalar içindeki payı yaklaşık yüzde 30 seviyesinde. Bu oran Avrupa ülkeleriyle büyük ölçüde benzerlik gösteriyor.
Türkiye’nin Avrupa’dan belirgin şekilde ayrıştığı alanlardan biri ise aile ve çocuk yardımları. Avrupa’da bu kalemin toplam içindeki payı yüzde 8,7 iken Türkiye’de yüzde 6,4 seviyesinde kaldı. Gürsel, evlilik yardımı ve çocuk destekleriyle bu farkın kapanabileceğini belirtirken, bu tür teşviklere mesafeli durduğunu da açıkça dile getirdi.
“TABLO DÜŞÜNDÜRÜCÜ”
Açıklanan veriler, Türkiye’de sosyal devlet anlayışının hem kapsam hem de milli gelir içindeki pay açısından Avrupa’nın oldukça gerisinde kaldığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, oranlardaki sınırlı artışlar sorunu çözmekten uzak kalırken, sosyal korumanın niteliği ve dengeli dağılımı önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.