Plastik, hayatın bir parçası hâline gelmiş durumda ama bu malzeme aynı zamanda çevre ve sağlık üzerinde büyük tehditler oluşturuyor. Dünyada ve Türkiye'de yapılan araştırmalar, plastik kirliliğinin ulaştığı boyutları ve bu durumun yarattığı tehlikeleri gözler önüne serdi. İstanbul Teknik Üniversitesinin yaptığı bir araştırmada Marmara Denizi’ndeki balıkların yüzde 80’inin midesinde mikroplastik bulunduğunu ortaya koydu.
Plastik, dayanıklılığı ve çok yönlülüğü sayesinde günlük yaşamın her alanında kullanılan bir malzeme. Ancak plastiğin doğada çözünmesi yüz yıllar alıyor; bu süreçte de çevreye büyük zararlar veriyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 300 milyon ton plastik üretiliyor. Bu plastiğin büyük bir kısmı atık olarak doğaya karışıyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı, her yıl denizlere 8 milyon ton plastik atıldığını belirtiyor.
Araştırmalar, mikroplastiklerin denizlerden tatlı su kaynaklarına, hatta içtiğimiz suya kadar her yerde bulunduğunu gösteriyor. Mikroplastik üzerine yapılan çalışmalar bu partiküllerin hormonal bozukluklara, üreme sorunlarına ve kanser riskine yol açabileceğini öne sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü, içme suyunda bulunan mikroplastiklerin potansiyel sağlık risklerine dikkate çekiyor.
Plastik en çok hangi balıklarda izleniyor
Türkiye, plastik atık üretiminde Avrupa'da ilk sıralarda yer alıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının verilerine göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 5 milyon ton plastik atık üretiliyor. Bu atıkların büyük bir kısmı geri dönüştürülemiyor ve doğaya karışıyor. Marmara Denizi’nde yapılan bir araştırma, deniz suyunda ve deniz canlılarında yüksek miktarda mikroplastik bulunduğunu gösterdi.
Doç. Dr. Ülgen Aytan, Marmara’da 12, Karadeniz’de yedi olmak üzere 19 balık türünde değişen oranlarda mikroplastik parçacıkların tespit edildiğini söylüyor. Plastiğin izine rastlandığı balık türleri ise şöyle:
Karadeniz’de hamsi, istavrit, palamut, mezgit, lüfer, barbun ve zargana; Marmara’da istavrit, barbun, mezgit, kefal, kırlangıç, mazak, kaya, pisi, dil, trakonya, iskorpit ve çırçır balıkları…
Aytan ve ekibinin yaptığı araştırmalarda mikroplastiğin en çok görüldüğü tür ise Karadeniz’de hamsi, palamut; Marmara’da istavrit!
Akdeniz, dünyada en fazla plastik atık üreten dördüncü bölge
Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında başarılı atık yönetimi konusunda son sıralarda yer alıyor; denizlere karışan plastikte dünyadaki en büyük altıncı kaynak ülke durumunda.
Doğayı Koruma Vakfı’nın 2018’de yayımladığı rapora göre dünyada en fazla plastik atık üreten dördüncü bölge olan Akdeniz’deki atıkların yüzde 95’ini plastik maddeler oluşturuyor. Vakfın raporuna göre Türkiye kıyılarının sekiz noktasından toplanan atık çeşitleri şöyle:
• Polimer (yapısında birçok molekülün tek bir molekül durumunda bulunduğu (bileşik) ürün atıkları (pet şişeler, pet şişe halkaları, plastik alışveriş torbaları gibi).
• Kauçuk ürün atıkları (araba lastiği gibi).
• Tekstil ürün atıkları (elbise atıkları, çuval gibi)
• Kâğıt atıkları (karton kutu, sigara paketi gibi)
• Ahşap ürün atıkları (dondurma sapı gibi)
• Metal ürün atıkları (alimünyum içecek kutusu gibi)
• Cam ürün atıkları (cam şişe, seramik atık gibi)
Ne yapılabilir?
Dünya Doğayı Koruma Vakfı, 2030 yılına kadar denizlerdeki plastik kirliliğini durduracak, küresel ölçekte ve bağlayıcı yeni bir Birleşmiş Milletler Sözleşmesi öneriyor. Uzmanlar plastik kirliliği ile mücadelede en etkili yolun plastik kullanımını azaltmak ve geri dönüşümü artırmak olduğunu belirtiyor.
Plastik kirliliği, sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda insan sağlığı için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hem bireysel hem de toplumsal olarak daha sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek plastik kirliliği ile mücadelede atılacak en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.