Yeşil pasaport, son yıllarda Türkiye’de yalnızca bir seyahat belgesi olmaktan çıktı. Özellikle Avrupa
ülkelerinde yaşanan vize randevusu ve vize ret sorunları nedeniyle, vatandaşlarımız açısından
ekonomik ve sosyal değeri giderek artan bir konu haline geldi. Şimdi ise yeşil pasaportun kapsamının
genişletilmesine yönelik yeni kanun teklifleri yeniden gündemde.
2 Ekim 2026 itibarıyla TBMM’ye sunulan yeni tekliflerle pilotlar, mühendisler ve mimarların belirli
şartlarla hususi damgalı pasaport alabilmesinin önü açılmak isteniyor. Ancak burada önemli bir
ayrıntıyı özellikle vurgulamak gerekiyor: Bunlar henüz yasalaşmış düzenlemeler değil, TBMM İçişleri
Komisyonu’nda bulunan kanun teklifleri.
Yeni tekliflerden biri, havayolu pilot lisansını aldıktan sonra en az 5 yıl fiilen uçuş hizmeti veren
pilotlara yeşil pasaport verilmesini öngörüyor. Diğer teklif ise Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği’ne kayıtlı ve mesleğinde en az 10 yıl kıdemi bulunan mühendis ve mimarları kapsıyor.
Tekliflerde belirli adli şartların da bulunduğu görülüyor.
Ben burada konunun yalnızca “kimlere yeşil pasaport verilecek?” şeklinde değerlendirilmemesi
gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü mesele doğrudan Türkiye’nin dış ekonomik ilişkileriyle de bağlantılı.
Örneğin bir mühendis, yurtdışındaki bir teknik toplantıya, fuara, proje görüşmesine veya mesleki
eğitime katılmak istediğinde vize süreci zaman ve para kaybına yol açabiliyor. Aynı durum pilotlar
açısından da farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Uluslararası çalışan meslek gruplarında seyahat
kolaylığı, doğrudan iş yapma kapasitesini etkileyebiliyor.
Dolayısıyla yeşil pasaport konusunda yapılacak düzenlemelerin yalnızca bir “imtiyaz” tartışması
üzerinden değil, Türkiye’nin uluslararası hareketliliği ve ekonomik rekabet gücü açısından da ele
alınması gerekiyor.
Üstelik bu konu yeni değil.
2026 yılı içerisinde öğretmenler, hekimler ve diş hekimleri gibi farklı meslek gruplarını kapsayan çeşitli
kanun teklifleri de TBMM gündemine taşındı. Örneğin öğretmenlere yönelik bir teklif, resmi ve özel
eğitim kurumlarında fiilen öğretmenlik yapan ve en az 10 yıl hizmeti bulunan kişilerin yeşil pasaport
almasını öngörüyor ve halen komisyonda bulunuyor.
Hekim ve diş hekimlerine ilişkin teklifler de yıl içinde gündeme geldi. Bu tablo bize aslında yeşil
pasaport tartışmasının giderek daha geniş bir meslek grubuna yayıldığını gösteriyor.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir başka nokta var.
Yeşil pasaport sayısının artırılması, Türkiye’nin vize sorununu tek başına çözmez.
Çünkü asıl sorun, umuma mahsus pasaport taşıyan vatandaşlarımızın Avrupa ve diğer ülkelerde
yaşadığı vize süreçleridir. Yeşil pasaport sahiplerinin mevcut vizesiz seyahat haklarında ise 2026
yılında herhangi bir değişiklik olmadığı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından açıklandı.
Haziran ayında yapılan açıklamada, Avrupa Parlamentosu raporunun yeşil pasaport sahiplerinin
mevcut vizesiz seyahat haklarını ortadan kaldıran veya kısıtlayan bir karar içermediği belirtildi.
Bir başka önemli gelişme ise ihracatçılar açısından yaşandı.
Hususi damgalı pasaport işlemlerinin daha hızlı ve tek merkezden yürütülmesi amacıyla Destek
Yönetim Sistemi’nin kullanılmaya başlanması, ihracatçılar açısından bürokrasinin azaltılması

bakımından dikkat çekici. 29 Temmuz 2026 itibarıyla ihracatçılara yönelik başvurular elektronik
ortamda DYS üzerinden alınmaya başlandı.
Benim açımdan burada asıl tartışılması gereken konu şu:
Türkiye’nin nitelikli insan gücünün, ihracatçısının, iş insanının, akademisyeninin ve uluslararası çalışan
meslek mensuplarının dünyaya daha kolay açılabilmesi gerekiyor.
Fakat bunu yaparken yeşil pasaportun kapsamını sürekli genişletmek yerine, Türkiye’nin genel
pasaportunun itibarını ve vatandaşlarımızın vize sorunlarını da çözmeye odaklanmak daha kalıcı bir
yaklaşım olacaktır.
Çünkü dünyanın pek çok ülkesinde seyahat etmek isteyen vatandaşımızın önündeki en büyük
engellerden biri, vize süreçlerinin belirsizliği ve maliyetidir. Yeşil pasaport sahibi olanlar bu sorunu
daha az yaşarken, diğer vatandaşlarımız aynı kolaylığa sahip değildir.
Bu nedenle yeni teklifler önemli olmakla birlikte, daha büyük resme bakmak gerekiyor.
Yeşil pasaport konusunda yapılacak her düzenlemenin açık, ölçülebilir ve objektif kriterlere
dayanması; hangi meslek grubunun neden kapsama alındığının kamuoyuna anlatılması gerekir. Aksi
durumda “neden o meslek var da benim mesleğim yok?” tartışması kaçınılmaz hale gelir.
Sonuç olarak bugün itibarıyla yeşil pasaport konusunda hareketli bir dönemden geçiyoruz. Pilotlar,
mühendisler ve mimarlar için yeni teklifler Meclis gündeminde. Daha önce öğretmenler, sağlık
çalışanları ve başka meslek grupları için de benzer teklifler sunuldu.
Ancak vatandaşlarımızın dikkat etmesi gereken en önemli nokta şu: Teklif, henüz hak anlamına
gelmiyor. Yasalaşması için komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Yeşil pasaport meselesi önümüzdeki dönemde de gündemde kalacak gibi görünüyor. Bence bundan
sonraki tartışma yalnızca “kime yeşil pasaport verelim?” sorusu olmamalı. Asıl soru, “Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının dünyaya daha kolay açılmasını nasıl sağlayabiliriz?” olmalı.
Çünkü seyahat özgürlüğü artık yalnızca turizm meselesi değildir. Ticaret, eğitim, yatırım, teknoloji,
mesleki gelişim ve uluslararası rekabet açısından da önemli bir ekonomik unsurdur.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]