Yabancı bir dizide Türkiye’nin adını duyduğumuzda ya da İstanbul’u gördüğümüzde dikkatimizi topluyoruz. Kendi ülkemizin nasıl anlatıldığını merak ediyoruz. Fakat pek çok polisiye ve casusluk hikâyelerinde karşımıza çıkan Türkiye; insanların çalıştığı, okuduğu, ürettiği bir ülkeden çok, gizli görüşmelerin yapıldığı ve karanlık işlerin yürütüldüğü bir yer oluyor. Ülkemizin itibarını konuşurken kendi kurumlarımızın uygulamalarına da bakmalıyız.
Benim bulunduğum sektörde gayrimenkul edinimi yoluyla vatandaşlık işlemlerinde gayrimenkul değerleme taleplerinin bir merkezden alınması ve iş dağıtım algoritmasıyla yetkili şirketlere atanması için bir sistem kuruldu. Bu model, işin tarafları ile raporu hazırlayan kuruluş arasındaki doğrudan seçim ilişkisini sınırlaması bakımından önemliydi. Gayrimenkul değerleme uzmanının bağımsızlığını korumak da, özellikle rapordaki tutarın vatandaşlık başvurusunu etkilediği işlemlerde, kamusal bir sorumluluktur. Ardından 2024’te başka bir modele geçildi. Vatandaşlık amacı taşıyan işlemlerde değerleme raporu düzenleme yetkisi TOKİ iştiraki GEDAŞ’a verildi. Genelgede bunun gerekçesi, raporlarda standart sağlanması ve taşınmaz değerlerinde oluşabilecek farklılıkların önlenmesi olarak açıklandı. Şimdi yeniden değişiklik yapıldı. 28 Eylül 2026 tarihli Makam Oluru ile güncellenen ve ertesi gün duyurulan genelge, vatandaşlık işlemlerindeki değerleme raporlarının SPK lisanslı herhangi bir yetkili değerleme kuruluşu tarafından hazırlanabilmesine imkân tanıyor. Şirket seçiminin yeniden açılması bakımından başlangıçtaki modele dönüldüğü söylenebilir. Oysa ki modelin daha önceki değişme sebebi vatandaşlık ile ilgili usulsüzlük söylentilerinden kaynaklanıyordu.
Vatandaşlık işlemlerine ilişkin kaygılar yalnızca söylentilerden oluşmuyor. Şimdiye kadar bu konuda pek çok açıklama oldu. İçişleri Bakanlığının 4 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, şaibeli gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağlandığı iddiasına ilişkin 16 ilde yapılan operasyonda 72 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Bakanlık, yürütülen incelemelerde muvazaalı veya usulsüz işlemleri tespit edilen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesinin, aile fertleri dâhil 5.391 kişinin de vatandaşlık kararının iptal edildiğini açıkladı. Ayrıca vatandaşlık kazandıktan sonra kamu düzeni ve millî güvenlik bakımından sakıncalı olduğu belirlenen 263 yatırımcı ve aile fertleriyle birlikte 743 kişinin vatandaşlık kararının geri alındığını bildirdi.
Yöntem ne kadar değişirse değişsin bu girişimleri önleyemediğimizi anlamak için, usulsüzlüğün hangi aşamada ve nasıl gerçekleştiğinin de açıklanması gerekiyor. Raporu hazırlayanı değiştirmek veya dağıtım yöntemini yenilemek kadar; işlemi yönlendiren aracıların, para hareketlerinin ve varsa görevini ihmal eden ya da suça katılan kişilerin sorumluluğunu ortaya çıkarmak da önem taşıyor.
Türkiye’nin imajına senaristler kadar bizim kararlarımız da katkıda bulunuyor. Ülkemizin güvenilirliğini korumak için güzel görüntüler kadar, gerekçesi açık kararlar ve sonuçları görülebilen bir denetim düzeni gerekiyor.