Babaannem,böyle dua edermiş.Tavsiyelerde bulunurmuş.

Ne korkunç değil mi?

Mahallede bir çete bir azgın aile…

Kapıyı açınca onları görüyorsun.

Aslında onlarla hiçbir alıp veremediğin iş yok.

Lakin azgınlık, vahşet kanında var. Siz ne kadar bulaşmak istemeseniz de o bir bahane
bulup sataşacak. Ne kadar vahşi olduğunu kabul ettirecek. Yıllar böylece ondan sakınarak saklanarak geçecek. Bir zaman sonra hem o yaşlanacak hem de siz.

Artık”yeter artık ulan korkmuyorum kimseden” diyeceksiniz.

Kork kork yetti be…

Ama ne karşındaki o eskinin azgınında güç kuvvet var ne de sizde tahammül…

Artık ne korkmanın ne de “artık korkmuyorum” demenin anlamı var.

Etraftakiler de acı bir tebessümle”onu zamanında diyecektin” diyerek alay ediyorlar.

Onu o sıkıntılı yıllarda gençken söyleyecektin de hem o
azgınlaşamayacak haddini bilecek hem de siz başı eğik gezmeyecektiniz.

Artık her şey geç…


Açlıkla terbiye olmanın canlı örneklerini Gazze’de görüyoruz. Filistinlilerin ne kadar ayarsız ve ne kadar yaramaz olduklarını biliyoruz. Gazzeli Müslümanın acısını, elemini taa can evimizden hissediyoruz. Ancak ana kucağında açlıktan kemikleri sayılan çocuğun dramı vicdanları titretiyor. Çocuğunun elini tutmuş bir anne, kucağındaki nefes almakta zorlanan o masumun yüzüne bakarak en derin hüzün anlarını, acıların en büyüğünü yaşayarak gün sayıyor.

Yahudi ne yiyecek veriyor, ne su ne de nefes alacak zaman… Kısa bir süre sonra bu zor durumun biteceğeni kendi inanmasa da çocuğunu avutmak için önce çığlıklarını sonra inlemelerini yatıştırmak için Ömer misali tencerede taş da kaynatsa da artık bir deri bir kemik kalan yavru yok olma zamanında…

Ya iki küçük yavrunun çaresizliğine ne demeli.

Ana babası evleri bombalanınca şehit iki yavru…

Birisi beş diğeri sekiz yaşında üstü başı toz toprak.

Göz yaşlarından çamur olmuş yüzü.Sırtına almış kardeşini gidiyorlar.”Allah’ım hiçbir çocuğu böylesine çaresiz bırakma ne olur”!

Devamında sığınma yerine, okula varacaklar.Oradaki büyükler bu iki meleği kovacaklar. Yer yok çıkın dışarı” diyecekler. O da kardeşini okulun merdivenine oturtup etrafa bakacak bir yardım eden olur mu”diye.

Kardeşi ağlıyor o çaresiz.

Bu gün bu iki zulme duçar olan, Gazze’de yaşananlardan ders almalıyız.

Öyle bir düşman ki ne utanma var,ne uslanma var. Allah’tan kormuyor, insanlıktan utanmıyor. Hiçbir değer yargısı yok. Bunları bu kadar azgınlaştıran güç bir gün yok olacak ama o zamana kadar bu zulme düçar olanlar da yok olacak. Böylesi bir azgınlık İstiklal Şavaşı’mız öncesinde Fransızlar tarafından silahlandırılan, azgınlaştırılan, desteklenen Ermeni çeteleri de Türk insanına aynısını yaptı.

Milyonlar şehit oldu.

Bir o kadarı Ortadoğu Arap coğrafyasında yok oldu.

O gün bu çeteleri destekleyenler de güç kaybetti yok oldu.

O zaman zalimlerle birlik olanlar şimdi zulme uğruyorlar.