İlişkilerde zamanla aşkın bittiği düşünülse de bilim, bunun yanlış olduğunu söylüyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Melek Karaçam’a göre aşk, beyindeki hormonların etkisiyle evrilen bir süreç. Başlangıçta tutkulu bir heyecan yaratan hormonlar, zamanla güven ve bağlılık duygularını destekleyen kimyasallara dönüşüyor.

Burhan Özfatura’nın hayati tehlikesi devam ediyor
Burhan Özfatura’nın hayati tehlikesi devam ediyor
İçeriği Görüntüle

Aşkın Bitmediğini, Sadece Hormonların Değiştiğini Biliyor Muydunuz (2)

Aşkın üç aşaması

  1. Arzu (Cinsel Çekim): İlk aşamada testosteron ve östrojen hormonları devreye girer. Bu hormonlar, cinsel çekimi artırarak bireyler arasında fiziksel bir yakınlaşma oluşturur.
  2. Tutkulu Aşk (Bağımlılık): İkinci aşamada, dopamin, norepinefrin ve serotonin seviyeleri yükselir. Kişi aşık olduğu bireye karşı yoğun bir odaklanma ve bağımlılık hissi yaşar. Bu dönemde aşk, bir tür kimyasal bağımlılığa dönüşebilir.
  3. Bağlılık (Uzun Süreli Aşk): Zamanla, oksitosin ve vazopressin hormonları devreye girer. Bu kimyasallar, uzun vadeli ilişkilerde güven, sadakat ve bağlılık hislerini pekiştirerek çiftleri bir arada tutar.

Hormonlar değiştikçe aşkın şekli de değişiyor

Dr. Karaçam’a göre ilişkilerin başındaki yoğun tutku, zamanla yerini daha sakin bir sevgiye bırakır. Ancak bu, aşkın bittiği anlamına gelmez. Aslında, ilişki daha sağlam bir bağa evrilir. Evrimsel açıdan bakıldığında aşk, üreme ve sosyal bağların güçlenmesi için gelişmiş bir mekanizmadır. Her aşamada farklı hormonlar devreye girerek insan türünün devamlılığını ve toplumsal yapının güçlenmesini sağlar. İlişkilerde tutkunun azalması doğal bir süreçtir. Beyindeki hormonlar, aşkı farklı aşamalara taşıyarak uzun süreli bağları güçlendirir. Aşkınız bitmedi sadece dönüştü!

Kaynak: BÜLTEN