Necip fazıl’ın ifadesidir bu söylem.Gençliğe hitabında “..vatanın,milletin,devletin,bayrağın,evinin
elinin dilinin dininin davacısı bir gençlik…Yalan,iftira laf taşıma gıybet gibi kötü ahlakın temsilcilerini
bir kubur faresine denk bir muamele ile muamele edecek haysiyetli bir gençlik…diye devam
eder.Manevi babanı musalla taşına mızıka ilesenfoni ile değil dualarla götürecek bir nesil…Bütün
bunları niye yazdığımı şimdi anlatayım.Bir kaç arkadaş bir ziyarete gitmiştik.”Ben o şahsı sevmezdim
ama arkadaşların hatırına gittik.Bu kubur faresi başladı yalana ve iftira anlatmaya.Sekreter hanıma
işaret edip çıktım”.işte Üstadın işaret ettiği kubur faresi karakter.
“Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı ziyarete gittim.Ben vardım tam kapıdan çıkıyormuş.Ooo sen mi
geldin epeydir görüşemiyoruz gel helehoş geldin”dedi.Geri döndü kapıyı açtı Sayın Binali Bey de vardı
yanında.Sonra Meclis başkanını da çağırdı.O da geldi sohbet ettik” diyor.Yani Sayın Erdoğan’a
ulaşmak bu kadar kolay mı?Hemen kapıyı açıp bunu içeri almak kime düşer?Bunca çalışanı bunca
görevlisi varken tek başına hiçbir yere takılmadan makama var, gerçek olabilir mi?
İşte bu sahtekarlara “kubur faresi” diyor üstad.Yani “lağım faresi”demek.Uzun yıllara babasını
göremeyen bebek büyümüş askerdeki babasını ziyarete giderler.Börek çörek,talı-ekşi
götürürler.Çocuk doğalı beş yıl olmuş ilk defa asker kıyafetiyle görüyor babasını.Ayrılırlarken babası
da arkadaşlarıyla gitmektedir.Annesi” babana el sallla oğlum” der.Çocuk onca asker kıyafetlinin içinde
babasını seçemez ve “anne burada ne kadar çok baba var” der.Evet bu kubur faresi ayarında ne kadar
çok insan kılığında mahluk var.